Yıllar önceydi… 2007’de dünya bir penguen videosunu konuşmuştu. Sürü halinde ilerleyen yüzlerce penguenin içinden biri, bir anda yön değiştiriyor ve tek başına bambaşka bir yöne doğru yürüyüp gidiyordu. Uzmanlar o günlerde “muhtemelen yön duygusunu kaybetmiş, anatomik bir sorun olabilir” dedi. Konu kapandı, video hafızalarımızın bir köşesine kaldırıldı.
Aradan yıllar geçti…
Ve penguen yeniden viral oldu.
İnsan ister istemez soruyor:
Şimdi durup dururken bu penguen nereden çıktı?
Bence hiçbir şey durup dururken çıkmaz.
Bugün yaşadığımız çağ, belirsizliğin çağı.
Dünya kararsız, gelecek muğlak, yollar puslu. Yapay zekâ hızla hayatımıza giriyor ama neyi nereye götüreceğini kimse tam olarak bilmiyor. İnsan doğası ise belirsizliği sevmez; insan her zaman gideceği yönü bilmek ister.
İşte o penguenin sürüyü terk etmesi, tam da bu yüzden yeniden rahatsız edici bir anlam kazandı.
Çünkü sürü güvenlidir.
Sürü bilinen yoldur.
Sürü “herkes nereye gidiyorsa oraya gitmek” demektir.
Ama o penguen gitmedi.
Birinci ihtimal şu:
Belki gerçekten bir sorun vardı. Belki yönünü kaybetmişti. Tıpkı bugün birçok insanın olduğu gibi… Ne işte, ne hayatta, ne dünyada nereye gittiğini tam olarak bilmeyen milyonlar var.
İkinci ihtimal ise daha çarpıcı:
Belki de herkesin içinde gizli duran o kaşif dürtüsüydü bu.
Hepimizin içinde bir ses vardır:
“Acaba bu yolun sonunda ne var?”
“Ya diğer tarafa gidersem?”
“Ya sürü yanılıyorsa?”
Cesur olanlar bu soruyu takip edebiliyor.
Diğerleri ise güvenli kalmayı seçiyor.
Penguenin videosu bize tam da bunu hatırlatıyor. Gitmenin, ayrılmanın, terk etmenin sadece bir kaçış değil; bazen bir arayış olduğunu…
Soruyorlar ya sık sık:
“Özgürlük nedir?”
Bence özgürlük; gitmektir.
Bilmediğin bir yöne rağmen adım atmaktır.
Kal denilen yerde gitmeyi göze almaktır.
Belki o penguen yanlış yola gitti.
Belki kayboldu.
Ama bir şeyi kesin yaptı:
Kendi yönünü seçti.
Belki de bu yüzden, yıllar sonra yeniden karşımıza çıktı.
Çünkü bu çağda en çok ihtiyacımız olan şey; doğru cevaplar değil, doğru soruları sormaya cesaret edenler.