Mersin, sahip olduğu tarihsel derinlik, kültürel çeşitlilik ve doğal zenginlikleriyle Türkiye’nin en güçlü turizm potansiyeline sahip şehirlerinden biri. Ancak artık sadece “potansiyel” konuşma dönemini geride bırakmamız gerekiyor. Çünkü rakamlar bize açıkça şunu söylüyor: Mersin turizmde büyüyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre;
2025 yılının ilk 11 ayında ilimizde konaklayan turist sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 26 artış göstermiş durumda. Geceleme sayılarındaki yüzde 22’lik artış, bu büyümenin sadece sayısal değil, aynı zamanda kalıcılık açısından da önemli olduğunu ortaya koyuyor. Öte yandan müze ve ören yerlerini ziyaret eden turist sayısındaki yüzde 18’lik artış, Mersin’in kültürel mirasına olan ilginin giderek yükseldiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Bu veriler, doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor. Ancak yetmez.

Bu yıl 50’ncisi düzenlenen Turizm Haftası, dile kolay koskoca 50 yıl her yıl vaat edilen konuşmaların sunulan projelerin bir tanesi hayata geçmiş olsaydı şayet şu anda 50 tane tarih kültürel zenginlik gün yüzünde olacaktı .Mersin için sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir yol haritası olmalıydı Çünkü artık mesele, sahip olduklarımızı anlatmak değil, yaşatmak, hissettirmek ve deneyimletmektir.

Mersin’in tarihi, sadece kitaplarda kalan bir bilgi değil; Soli Pompeiopolis’te gün batımını izleyen bir turistin hafızasında yer eden bir anı olmalıdır. Kızkalesi yalnızca fotoğraflanan bir simge değil, hikayesiyle , ışıklandırmasıyla ve etkinlikleriyle yaşayan bir turizm markasına dönüşmelidir. Tarsus’un kadim sokakları, sadece yerli turistin değil, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerin adımlarını taşımalıdır.

Özellikle uluslararası havalimanının devreye girmesiyle birlikte artık Mersin’in “ulaşılabilirlik” sorunu büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Bu durum, yabancı turist açısından şehrimizin daha görünür ve tercih edilebilir hale gelmesi için önemli bir fırsattır. Ancak bu fırsatın sahada karşılık bulması gerekir.

Turizm; tanıtım broşürleriyle değil, deneyimle büyür.
Çok dilli yönlendirme ve bilgilendirme sistemleri,
Dijital rehberlik uygulamaları,
Uluslararası standartlarda etkinlik ve festivaller,
Tematik turizm rotaları (gastronomi, inanç, tarih, doğa),
Gece turizmini canlandıracak projeler

Artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Mersin’in özgün değil elbette; ancak kendimizi konuşacak olursak kentin dinamiklerden sivil toplum kuruluşlarından yetkin kurum ve kuruluşlardan onlarca belki de yüzlerce temsilci dünyanın 4 köşesini defalarca gözlemleme şansına sahip oldular. Zaman zaman kendi imkanlarıyla zaman zaman kamu kaynaklarıyla bu ziyaretleri gerçekleştirdiler. Şayet gördüklerin birkaçını şehre uyarlamış olsalardı bugün kültürel zenginliği kıskanılacak boyutta olan şehrimizin yaşamsal alanlarını korunup ve gözetildi gözlemlenebilirdi. Oysa durum böyle değil tarihe tanıklık eden Roma döneminden bu yana eserleri gün yüzüne çıkan şaheser bir kent bir açık hava müzesi olan Mersin’in gereken anlam önem ve değerini bir an evvel kavuşması lazım.

Turizm Haftası’nı anlamlı kılacak olan şey, yapılan konuşmalar değil, hayata geçirilen projelerdir.

Eğer biz Mersin’i sadece anlatmaya devam edersek, bir yere kadar gideriz. Ama Mersin’i yaşatabilirsek, işte o zaman dünya buraya gelir.