Mersin Ticaret ve Sanayi Odası son dönemde sadece üyelerinin değil, kamuoyunun da dikkatini çeken ciddi tartışmaların odağında. Bu tartışmaların merkezinde ise tek bir kavram var: şeffaflık.
Bir kurum düşünün… Üyelerinden aidat topluyor, gecikmelerde yaptırım uyguluyor; ancak aynı kurumun milyonlarca lirayı şehir dışındaki lüks organizasyonlara harcadığı konuşuluyor. İşte tam da burada kamuoyunun sorduğu o basit ama güçlü soru ortaya çıkıyor:
Bu kaynaklar kimin ve nasıl kullanılıyor?
Bu soruya verilecek açık, net ve belgeli bir cevap yalnızca bir tercih değil, kurumsal bir zorunluluktur. Çünkü o kaynaklar birkaç yöneticinin değil, binlerce üyenin emeğidir.
Denetim Nerede, Güven Neden Zedeleniyor?
Bir diğer kritik başlık ise denetim meselesi.
Devletin ilgili denetim mekanizmalarının ne kadar etkin çalıştığı artık ciddi bir soru işareti.
Ortaya çıkan tablo şunu gösteriyor:
Denetim varsa neden bu tartışmalar var?
Yoksa neden yok?
Denetim eksikliği ya da etkisizliği yönünde oluşan algı, sadece bir kurumu değil, doğrudan devlete olan güveni de zedeler. Çünkü güçlü kurumlar, güçlü denetimle ayakta kalır.
Meslek Odaları; Hizmet mi, Ayrıcalık mı?
Bugün gelinen noktada sadece MTSO değil, birçok meslek odası için benzer eleştiriler dile getiriliyor:
Çözüm üreten yapılar yerine, belli grupların güç ve imtiyaz alanına dönüşme riski…
Eğer bir kurum:
Üyeleri arasında adil davranmıyorsa,
Rekabeti korumuyorsa,
Kaynak kullanımında şeffaf değilse,
orada artık hizmetten değil, ayrıcalıktan söz edilir.
Seçim Süreçleri ve Gölge İddialar
Seçim süreci yaklaşırken kulislerde konuşulanlar ise tabloyu daha da ağırlaştırıyor:
Bazı şirketlerin belirli gruplara yönlendirildiği,
Olası rakiplerin sistem dışına itildiği,
Rekabetin daha baştan şekillendirildiği iddiaları…
Eğer bunlar doğruysa mesele bir yönetim yarışı değil, kurumsal ahlak meselesidir.
Stratejik planlarda yazan “adil, tarafsız, etik” gibi kavramlar sadece metinlerde kalıyorsa, o planlar birer vitrin süsünden öteye geçemez.
“Bu Ne Yaman Çelişki…”
Bir yanda:
Etik değerler
Güvenilirlik
Toplumsal sorumluluk
Diğer yanda:
Şeffaflıktan uzak harcamalar
Tartışmalı organizasyonlar
Adalet duygusunu zedeleyen uygulamalar
Ortaya çıkan tabloyu tarif etmek için tek bir cümle yetiyor:
Bu ne yaman çelişki…
Peki Çözüm
Tam Şeffaflık
Tüm gelir-gider kalemleri düzenli olarak kamuoyuna açıklanmalı.
Bağımsız denetim raporları erişilebilir olmalı.
Dijital Hesap Verilebilirlik
Üyelerin anlık olarak harcamaları takip edebileceği şeffaf bir dijital sistem kurulmalı.
Bağımsız Denetim
Sadece iç denetim değil, dış ve bağımsız denetim mekanizmaları aktif hale getirilmeli.
Bu yüzden susmamak, sorgulamak ve hesap sorulmasını talep etmek bir tercih değil; toplumsal bir sorumluluktur.
Kurumların itibarı yazdıklarıyla değil, yaptıklarıyla ölçülür.
Ve üyeler…
Her şeyi görür.
Not eder.
Zamanı geldiğinde gereğini yapar.