Mersin’de Festivaller: Bir Kültür Haritası (Kısa Özetler)

Mersin Uluslararası Narenciye Festivali

2010’da başlayan, Mersin’in en güçlü tarımsal markası olan narenciyeyi dünyaya tanıtan büyük organizasyon. Kortejler, narenciyeden dev figürler, uluslararası dans grupları ve konserlerle kentin vitrini.

Çamlıyayla İğne Oyası Festivali

Geleneksel el sanatlarını yaşatmayı hedefler. İğne oyasının kültürel ve ekonomik değerini öne çıkarır.

Kızkalesi Turizm Festivali

Erdemli’de deniz, spor ve turizmi buluşturan etkinlik. Plaj sporları ve konserlerle dikkat çeker.

Mersin Uluslararası Müzik Festivali

Yerli-yabancı sanatçıları buluşturan prestijli sanat organizasyonu. Klasik müzikten sahne sanatlarına geniş içerik sunar.

Mersin Üniversitesi Kültür ve Spor Şenliği

Gençlerin sosyal, kültürel ve sportif gelişimine katkı sağlayan üniversite etkinliği.

Mersin Arkeoloji Günleri

Kentin zengin tarihini bilimsel sunumlar ve sergilerle gündeme taşır.

Mersin Otomotiv Güz Şenliği

Otomotiv sektörü ile nostaljiyi bir araya getiren tematik etkinlik.

Mezitli Soli Güneş Festivali

Yenilenebilir enerji farkındalığı oluşturan bilim ve çevre odaklı festival.

Tarsus Yenice Barış ve Kültür Festivali

Tarihi barış görüşmesine atıfla birlik ve barış teması işler.

Tarsus Üzüm Festivali

Tarım üreticisini destekleyen ve yerel ürünleri tanıtan geleneksel etkinlik.

Tarsus Hıdrellez Şenlikleri

Kültürel ve dini geleneklerin yaşatıldığı halk buluşması.

Silifke Kültür Haftası

Uluslararası katılımla kültürel çeşitliliği öne çıkaran büyük organizasyon.

Anamur Kültür ve Muz Festivali

Bölgenin önemli ürünü olan muzun tanıtımına katkı sağlar.

Mut Kayısı Festivali

İhracat ürünü kayısının ekonomik değerini vurgular.

Bozyazı Muz ve Gölevez Festivali

Yerel üretimi destekleyen ve farklı tarım ürünlerini tanıtan festival.

İŞTE GELELİM İŞİN ÖZETİNE...

“Narenciyenin Başkenti Mersin, Festivalini Neden Yaşatamıyor?”

Mersin, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın sayılı tarım kentlerinden biri. Bereketli toprakları, dört mevsim üretim gücü ve özellikle narenciye alanındaki liderliği tartışmasız. Ancak böylesine güçlü bir değerin tanıtımında en önemli araçlardan biri olan Mersin Uluslararası Narenciye Festivali ne yazık ki hak ettiği istikrarı yakalayabilmiş değil.

2010 yılında büyük umutlarla başlayan bu festival, yalnızca bir eğlence organizasyonu değildi. Aynı zamanda üreticinin emeğini dünyaya duyuran, kentin marka değerini yükselten, turizmi canlandıran stratejik bir adımdı. Narenciyeden yapılan dev figürler, uluslararası katılımcılar, kortejler… Mersin, o günlerde adeta bir açık hava sahnesine dönüşüyordu.

Ancak aradan geçen 16 yıla baktığımızda, festivalin yalnızca sekiz kez düzenlenebilmiş olması düşündürücü. Bu durum, bir organizasyon eksikliğinden öte, bir vizyon sorunu olarak karşımıza çıkıyor.

Çünkü bugün dünyada örneklerine baktığımızda; bir festivalin sürekliliği, o kentin kaderini değiştirebiliyor. Brezilya’daki Rio Karnavalı, Almanya’daki Berlin Film Festivali ya da Fransa’daki Cannes Film Festivali… Bu organizasyonlar artık sadece bir etkinlik değil, bulundukları şehirlerin küresel markası haline gelmiş durumda.

Peki Mersin neden bunu başaramasın?

Elimizde güçlü bir hikaye var: Narenciye.

Elimizde güçlü bir altyapı var: Üretim, ihracat, lojistik.

Elimizde güçlü bir potansiyel var: Genç nüfus, kültürel çeşitlilik.

Eksik olan tek şey; sürdürülebilirlik ve kararlılık.

Festival dediğimiz şey bir ‘takvim etkinliği’ değil, bir ‘şehir politikası’dır. Her yıl düzenli olarak yapılmalı, geliştirilerek büyütülmeli ve sahiplenilmelidir. Kurumlar değişse de festivalin ruhu değişmemelidir.

Bugün Mersin’de onlarca festival düzenleniyor. Her biri kıymetli, her biri kendi alanında önemli. Ancak Mersin Uluslararası Narenciye Festivali bunların içinde lokomotif olabilecek yegane organizasyondur.

Bu festival; çiftçinin alın teridir, esnafın kazancıdır, gencin umududur, kentin vitrini ve geleceğidir.

Eğer Mersin gerçekten bir “marka şehir” olmak istiyorsa, narenciyesine sahip çıktığı kadar festivaline de sahip çıkmalıdır.

Çünkü bir şehir, sahip olduğu değerleri ne kadar görünür kılarsa, o kadar büyür.

Narenciye sadece bir ürün değil, Mersin’in kimliğidir.