Zaman, tarihin akışında su gibi akıp gidiyor; fakat bazı anlar var ki hafızalarda milim kıpırdamadan, ilk günkü sıcaklığı ve sarsıcılığıyla duruyor. Ülkemizin karanlık bir uçurumun kenarından döndüğü, milli iradeye vurulmak istenen prangaların bizzat milletin göğsünde parçalandığı o meşhur gecenin üzerinden tam on yıl geçti. Takvimler on yıllık bir mesafeyi gösterse de acımız da gururumuz da dün gibi taze. Sokakları dolduran barut kokusu, selaların gökyüzünde yankılanan o sarsıcı tınısı ve vatanı için canını ortaya koyan insanların cesareti hala gözlerimizin önünde.
Bu on yıllık süreçte değişmeyen tek şey, o gece ortaya konan ve tüm dünyaya parmak ısırtan kenetlenme ruhudur. Mesleki hayatımda pek çok toplumsal olaya, kriz anına şahitlik etmiş bir gazeteci olarak, 15 Temmuz gecesi sergilenen o muazzam birlikteliğin bir benzerini daha görmedim. Siyasi görüşler, mezhepler, kökenler ve tüm fikir ayrılıkları o gece tek bir bayrağın altında eriyip gitti. Millet, kendi iradesine ve geleceğine el koymak isteyen hain güruha karşı tek vücut oldu. Sayıyla anlatılamayacak kadar vatan evladını şehit verdiğimiz o karanlık ama sonu aydınlık gecede, namluların karşısına dikilen her bir can, bu toprakların sahipsiz olmadığını tüm dünyaya ilan etti.
Bugün onuncu yılında geriye dönüp baktığımızda net bir şekilde görüyoruz. Arkasına karanlık odakları alan, milletin silahını yine millete doğrultan o hain kalkışma, tarihin en karanlık, en utanç verici çöplüğüne gömülmüştür. Milletin iradesini hiçe sayarak iktidarı gasp etmeye çalışanlar, bugün sadece yargı önünde değil, milletin vicdanında da ebediyen mahkum olmuşlardır. Onların tarihin çöplüğündeki yerini almasını sağlayan yegane güç ise meydanları bir an bile boş bırakmayan, tankların önüne gövdesini siper eden o çelikten iradedir.
Şehitlerimizin aziz hatırası ve gazilerimizin kahramanlığı, bizlere sadece bir geçmişi değil, aynı zamanda omuzlarımıza büyük bir sorumluluğu da miras bıraktı. Bu sorumluluk; bağımsızlığımıza, demokrasimize ve milli birliğimize her ne pahasına olursa olsun sahip çıkma sorumluluğudur. Unutmamak ve unutturmamak, bu topraklarda özgürce aldığımız her nefesin borcudur. 15 Temmuz’un onuncu yıl dönümünde, vatanı için gözünü kırpmadan canını feda eden kahraman şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. Türkiye Cumhuriyeti, o gece küllerinden yeniden doğan o sarsılmaz kenetlenme ruhuyla sonsuza dek payidar kalacaktır.