Geçenlerde eski bir mahalle büyüğümüzle laflarken konu döndü dolaştı muhtarlıklara geldi. Yaşı yetenler bilir; eskiden muhtarlık demek, mahallenin gizli istihbarat teşkilatı, sosyal yardımlaşma vakfı ve psikolojik danışmanlık merkezinin tek bir bünyede birleşmesi demekti. Mahallenin delisinden velisine, kimin ne derdi varsa muhtar bilirdi. Evin anahtarı ona bırakılır, en mahrem sırlar onun masasında kahve eşliğinde eritilirdi.
Gel zaman git zaman, devir değişti, teknoloji gelişti. e-Devlet kapısı bir açıldı, muhtarın elindeki o meşhur "mühür" bir anda büyüsünü kaybetti. Eskiden bir ikametgah belgesi için muhtarın kapısında ceket ilikleyen bizler, artık tek tıkla işimizi oturduğumuz yerden hallediyoruz.
Peki, bu durumda metropol muhtarlıkları tamamen işlevsiz mi kaldı? Elbette hayır, ya da en azından biz öyle umut etmek istiyoruz!
Bu dijitalleşme ve kentsel yabancılaşma çağında, muhtarlık müessesesini aslında yeniden konumlandırmak gerekiyor. Metropol muhtarı, artık sadece sabah dükkanı açıp akşama kadar tebligat istifleyen bir evrak memuru olmamalı. O, mahallenin belediyeyle, valilikle olan bağını kuran bir "kamu avukatı" ve sosyal yardımlaşmanın gerçek koordinatörü olmak zorunda. Evet, belki artık kimse muhtara evinin anahtarını bırakmıyor, kent yaşamının o soğuk ve izole iklimi bizi buna zorluyor.
Ama affedersiniz de, madem e-Devlet kamu görevini zaten tıkır tıkır yapıyor, o zaman bizim metropol muhtarlarının da sahaya inme zamanı gelmedi mi?
Şöyle mahallenin ara sokaklarında bir tura çıkalım diyorum. Her köşe başı adeta mini bir çöp toplama merkezi! Evsel atıklar, eski koltuklar, molozlar sokakları esir almış. Kaldırımlar deseniz, yayalardan çok arabaların konaklama alanı olmuş. Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım: Şayet çocukluğumuzdaki o kudretli, mahallesine hakim muhtar kavramı bugün metropollerde de varlık gösteremeyecekse; mahallenin her bir köşesi çöp yığınına dönerken muhtarlık binasından sadece çay kokusu yükselecekse, biz bu muhtarları ne yapacağız?
Eğer mahallenin bu keşmekeşiyle, çöpüyle, çamuruyla, kaldırımıyla muhtarlık ilgilenmeyecek ve belediyeye baskı kurmayacaksa; kusura bakmayın ama metropol muhtarlıklarını ciddi bir masaya yatırmanın, hatta hafifçe gözden geçirmenin zamanı gelmiş de geçiyor demektir.
Aksi takdirde, mahalle bizim için sadece haritada bir sınır çizgisi, muhtar ise seçimden seçime kapımıza broşür bırakan, kartvizitte süslü bir unvandan ibaret kalmaya mahkum olacaktır.
Muhtarım, e-Devlet mühür işini elinden aldı diye küsmek yok! Al eline süpürgeyi demiyoruz ama en azından o çöpleri oradan kaldıracak belediye başkanının telefonunu günde on kere aramaktan da geri durma. Hadi bakalım, görelim şu "kamu avukatlığını!"