Geleceğe yatırılan en sessiz ama en güçlü tohum, bir çocuğun okul çantasına koyduğumuz tek bir kalemdir. Takvimler sonbaharın eşiğini gösterirken, sokaklar çalan zillerin ve yeniden hareketlenen okul yollarının heyecanını fısıldıyor. Her yeni eğitim öğretim yılı, çocuklarımız için yeni hayaller, yeni dostluklar ve temiz bir sayfa demek. Ancak bu heyecanın madalyonunun diğer yüzünde, anne babaların sırtına binen ciddi bir maddi yük duruyor.

Kırtasiye tezgahları rengarenk kalemler, gıcır gıcır defterler ve çeşit çeşit çantalarla dolup taşarken; bir yanda da o tezgahlara bakıp hesabını denk düşürmeye çalışan, evladının mahcup bakışları altında ezilen anne babalar var. Özellikle dar gelirli ailelerimiz için okul alışverişi, mutlu bir hazırlık olmaktan çıkıp kara kara düşünülen büyük bir finansal sınava dönüşüyor.

Bizler, orta yaş grubunun insanları olarak bu yollardan geçtik. Birçoğumuz yırtık çantalarla, abilerimizden veya ablalarımızdan devraldığımız eksik yapraklı defterlerle, ortadan ikiye bölünerek paylaşılan kurşun kalemlerle büyüdük. O yokluğun içinde bile bir tek yeni silginin kokusunun, hiç kullanılmamış bir defter sayfasının insana verdiği o saf ümidi çok iyi biliriz.

İşte bu yüzden, bir çocuk için çanta sadece bir kumaş parçası, defter sadece kağıt, kalem sadece ahşap ve grafitten ibaret değildir. Bunlar; bir çocuğun sırasına özgüvenle oturması, arkadaşının yanında boynunun bükülmemesi ve yeni bir geleceğe umutla adım atması demektir. Geleceğimizi emanet ettiğimiz, yarının teminatı olan çocuklarımızın bu yolculuğa kırgın veya eksik başlamasına gönlümüz razı gelemez.

Etrafımıza şöyle bir bakma zamanı. Mahallemizde, apartmanımızda, yakın çevremizde sessizce bu yükün altında zorlanan bir aile mutlaka vardır. Veren elin alan eli görmediği o kadim kültürümüzü yeniden hatırlayarak, karınca kararınca bir çocuğun çantasını doldurmak, bir genç kardeşimize defter olmak elimizde.

Büyük değişimler devasa adımlarla değil, küçük ama samimi dokunuşlarla başlar. İmkanı olan her bireyin bir ya da birkaç çocuğun eğitim yolculuğuna fener olması, sadece o ailenin yükünü hafifletmekle kalmaz; toplum olarak bizi birbirimize kenetler. Geleneğimize ve vicdanımıza yakışan, çocuklarımızın hayallerine ortak olmaktır. Bir çocuğun gözündeki o küçük sevinç ışığı, bu dünyadaki en büyük kazancımız olacaktır.