Geçen gün bütçe açıklarını, küresel ısınmayı ve memleket meselelerini düşünürken birden aydınlandım. Çare ne sağda ne solda, çare iki tekerin arasında! Evet, yanlış duymadınız. Bisiklet yolları aslında bizi doğrudan gelişmiş bir demokrasiye götüren gizli geçitlerdir. Düşünsenize; bisikletin üstünde statü farkı var mıdır? "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" diyen lüks jip sahibiyle, emektar bisikletiyle giden amca aynı rüzgara karşı pedal çevirir. Trafikteki o sınıfsal çatışma, yerini tatlı bir esintiye bırakır. Bisiklet tam bir fırsat eşitliğidir, tam bir "birlikte yaşama" sanatıdır.

Gelelim güzel memleketim, Akdeniz’in incisi Mersin’e... Türkiye’nin en uzun, en fiyakalı sahil şeridine sahibiz diye övünmeyi çok iyi biliriz. E haksız da değiliz! Dümdüz şehir, rampa yok, yokuş yok. Hollanda mısın mübarek Mersin misin belli değil! Çevre dostu ulaşım için yaratılmış adeta bir cennet. Ama biz ne yapıyoruz? Sahildeki o muazzam bisiklet yolunda püfür püfür pedallamak varken, bazen 500 metrelik mesafeye bile arabayla gitmeye çalışıyoruz. Sonra ne oluyor derseniz; benzin fiyatları yüzünden cüzdan hafifliyor, göbekler öne doğru bağımsızlığını ilan ediyor ve çevreye bıraktığımız o koca egzoz dumanı yüzünden karbon ayak izimiz adeta bir "dev ayak izine" dönüşüyor.

Halbuki bisiklete bir binsek, o karbon ayak izini anında ortadan kaldıracağız. Hem çevre kurtulacak, hem de her pedalda yaktığımız kaloriler sayesinde akşam suçluluk duymadan "Yaz usta oradan bir tantuni, yanına da bol köpüklü şalgam!" diyebileceğiz. Bisiklet sağlık demekse, Mersin’de bisiklet demek daha çok tantuni yiyebilmek demektir. Ekonomiye ve sağlığa olan katkıyı siz düşünün; ne eczane masrafı kalır ne petrol derdi!

Çocukluğumuzdan beri hepimizin içinde bir bisiklet sevdası yok muydu zaten? Mahallede o "bırak bakayım dengede durabiliyor musun" heyecanını hangimiz unutabiliriz? İşte şimdi o çocukluk aşkımızı Mersin’in sahilinde, palmiyelerin gölgesinde yeniden canlandırma vakti. Elbette yazın o meşhur Mersin nemi bastırdığında pedal çevirirken biraz "eriyor" gibi hissedebilirsiniz. Ama olsun, demokrasi yolunda terlemek kutsaldır, hem rüzgarı karşına aldın mı o nem bile vız gelir.

Sevgili Mersinliler; egzoz dumanına boğulmuş bir trafik mi, yoksa sahil şeridinde iyot kokusunu içinize çekerek pedal çevirmek mi? Gelin bu kentin hakkını verelim. Sağlığımız için, cebimiz için, geleceğimiz ve hatta demokrasimiz için vitesi büyütelim. Unutmayın; dünyayı arabalar kirletir, bisikletler ve güzel fikirler kurtarır. Mersin’in mavi bisiklet yollarında karşılaşmak üzere, tekerinize taş değmesin!