Her yıl milyonlarca gencin geleceğini belirleyen Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS), bu yıl da ne yazık ki tanıdık ve iç acıtıcı görüntülere sahne oldu. Aylarca, hatta yıllarca verilen emeklerin saniyelerle ölçüldüğü o kritik anlar, hem salon kapılarındaki öğrencilerin hem de dışarıda bekleyen ailelerin yüreğini ağzına getirdi. Hafta sonu yaşanan o tanıdık sınav telaşı, ne yazık ki bir kez daha toplumun kanayan yarası olarak karşımıza çıktı.
Saniyelerle Kaçan Hayaller ve Mucizevi Kurtuluşlar
İstanbul Küçükçekmece’deki bir sınav merkezinde yaşananlar, bu trajedinin boyutunu gözler önüne serdi. Sınav saatinin yaklaşmasıyla kapıların kapanmasının ardından okula ulaşan geç kalmış adaylar, içeri alınmayınca çaresizlik içinde duvarın üzerindeki demir parmaklıklara tırmanarak şanslarını denemek istedi. Ancak kuralların kesin olması sebebiyle sınava dahil edilmeyen adaylar, görevliler tarafından okul bahçesinden dışarı çıkarıldı. O anlar kameralara yansırken, yaşanan çaresizlik izleyenlerin içini sızlattı.
Aynı dakikalarda yaşanan bir diğer olay ise adeta bir aksiyon filmini aratmadı. Sınav binasına doğru son sürat koşan bir öğrenci, el çantasını yere düşürdü. Çantasını almak için zaman kaybedeceğini fark eden YKS görevlileri, "Bırak ve çabuk gir!" diyerek adayı uyardı. Görevlilerin bu pratik ve insani tavsiyesiyle çantasını yerde bırakan öğrenci, kapının kapanmasına tam anlamıyla saniyeler kala kendisini içeri atmayı başardı.
Sadece Giriş Değil, Sınavın Kendisi de Ayrı Bir Vahamet
Her sınav sonrasında benzer manzaraları izlemek, artık bu ülkenin ortak bir "iç sızısı" haline geldi. Yıllarca dökülen alın terinin, uykusuz gecelerin ve yapılan onca fedakarlığın 1 dakikalık ya da birkaç saniyelik gecikmeyle bir yıl sonraya ertelenmesi, sistemin en çok eleştirilen yönlerinden biri.
Ancak Türkiye'de öğrencilerin omuzlarındaki yük sadece "sınav salonuna zamanında adım atmakla" bitmiyor.
Giriş Telaşı: Trafik yoğunluğu, adres bulma stresi ve saniyelerle yarış, daha sınav başlamadan gençlerin psikolojisini altüst ediyor.
Sınav Esnası ve Sonrası: Sınava girebilmek ayrı bir dertken; sınavın getirdiği psikolojik baskı, soruların zorluğu, sınav sonrasındaki belirsizlik ve başarısızlık korkusu gençlerin omuzlarında adeta birer vehamet olarak büyüyor.
Bu Süreç Nasıl Daha Yönetilebilir Hale Getirilebilir?
Uzmanlar ve eğitimciler, bu sürecin hem öğrenciler hem de aileler için daha sağlıklı ve yönetilebilir hale getirilmesi gerektiği konusunda hemfikir. Trafik yoğunluğu, beklenmedik aksilikler veya o anki heyecan faktörleri göz önünde bulundurularak, katı "kapı kapatma" kuralları yerine daha esnek ya da telafi edilebilir alternatiflerin geliştirilmesi gerekiyor.
Gençlerimizin geleceğinin saniyelerle heba olmadığı, sınavın bir "hayat memat meselesi" olmaktan çıkarılıp daha insani koşullarda yönetildiği sınav dönemlerine kavuşmak en büyük temennimiz.