Toplantının açılış konuşmasını yapan Mersin İstişare Kulübü Başkanı Ferudun Gündüz, kısıtlı kaynakların doğru yönetilmesi adına kent markalaşmasının önemine dikkat çekti. Kardeş kent Adana'da 2013 yılından bu yana başarıyla sürdürülen Portakal Çiçeği Karnavalı’nın uluslararası düzeyde bir başarı hikayesi olduğunu belirten Gündüz, "Eğer kentinizin mevcut değerlerini ortaya çıkarıp turist ve yatırımcı çekemiyorsanız çabalarınız boşa gidiyor demektir. Mersin'de de bu konuda yapılan çok kıymetli çalışmalar var ancak bunların konsolide edilmesi ve tek bir hedefe yönelmesi gerekiyor.
Kent Markalaşmasında Festivallerin Rolü
Mersin'in markalaşma sürecinde festivallerin çok önemli bir rol oynadığına inanıyoruz. Bu alandaki en büyük başarı hikayelerinden biri de kardeş kentimiz Adana'da yazılmıştır. Bildiğiniz üzere, Adana'da 2013 yılından bu yana uluslararası düzeyde büyük bir başarıyla gerçekleştirilen Portakal Çiçeği Karnavalı düzenlenmektedir. Bugün, bu değerli organizasyonun mimarı olan Sayın Ali Haydar Bozkurt'u davetimiz üzerine aramızda ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz. Talebimizi geri çevirmeyip deneyimlerini paylaşmak üzere geldiği için kendisine içtenlikle teşekkür ederim. Kentlerin elindeki kaynaklar maalesef oldukça kısıtlı. Bu kısıtlı kaynakları doğru yönetirken, şehirlerin kalkınmasına ve gelişmesine en büyük katkıyı sağlayacak unsur kent markalaşmasıdır. Şayet kentinizin mevcut değerlerini doğru şekilde ortaya çıkarıp yeterince turist ve yatırımcı çekemiyorsanız, harcanan tüm çabalar maalesef boşa gitmektedir. Birçok kentte olduğu gibi Mersin'de de bu alanda yapılmış farklı ve oldukça kıymetli çalışmalar mevcuttur. Ancak bu çalışmaların tek bir hedefe ve amaca yönelik olarak konsolide edilmesi gerekmektedir" dedi.
İlham kaynağımız Japonya'nın Sakura Festivali oldu
Karnavalın doğuş hikayesini paylaşan Ali Haydar Bozkurt, Adana’yı saran portakal çiçeği kokusunu tüm dünyaya tanıtma fikrinin iş seyahatleri sırasında şekillendiğini söyledi. Japonya’daki Kiraz Çiçeği (Sakura) Festivali döneminde turizm hareketliliğinin ve ekonomik getirinin zirveye ulaştığını gözlemlediğini aktaran Bozkurt, "Japonya'da sakura döneminde otel ve uçak fiyatları katlanıyor. Bizim çiçeğimizin onlardan fazlası var; bizimki aynı zamanda kokuyor. İşte bu gözlemden yola çıkarak yerelden genele bir değer oluşturmak istedik" diye konuştu.
Sürdürülebilirliğin sırrı doğru hedefte saklı
Bir projenin kalıcı olabilmesi için ilk olarak "Neden?" sorusunun yanıtlanması gerektiğini vurgulayan Bozkurt, Türkiye'deki pek çok festivalin devasa bütçelere ve ünlü sanatçı kadrolarına rağmen sürdürülebilir olmamasını amaç eksikliğine bağladı. Festivallerin sadece halkı eğlendirmek için de yapılabileceğini ancak ticari ürün tanıtımı veya bölgesel turizm hareketi gibi net hedeflerin baştan konulması gerektiğini ifade eden Bozkurt, Adana Karnavalı'nda ana hedefin insanları kente çağırmak ve bölgenin ortak kültürünü sunmak olduğunu belirtti.
Siyaset ve ticari menfaat kapının dışında kaldı
Karnaval komitesinin tamamen gönüllülük esasıyla çalıştığını ve 14 yıldır bu yapıyı bozmadıklarını dile getiren Bozkurt, başarının temel ilkelerinden birinin "sıfır menfaat" olduğunu söyledi. Komitede hiçbir kurum, belediye veya valilik temsilcisinin yer almadığını, tamamen bağımsız profesyonellerle çalıştıklarını belirten Bozkurt, "Bu işin içine giriyorsanız insanlar hemen siyasi veya ticari bir beklentiniz olup olmadığını sorguluyor. Biz ilk günden itibaren bu karnavalın tek bir sahibinin olduğunu, onun da Adana halkı olduğunu söyledik. Komitede görev alan hiç kimsenin siyasi ve ticari bir güç devşirmesine izin vermedik" dedi.
Protokol krizlerini ve doğa engellerini aşarak büyüdük
14 yıllık süreçte pek çok zorlukla karşılaştıklarını anlatan Ali Haydar Bozkurt, ilk yıl yerel yönetimin çekilme kararı alması üzerine dönemin valisinin desteğiyle krizin aşıldığını, ikinci yıl ise karnavala iki gün kala yaşanan dolu felaketinde dökülen çiçeklerin yerini saksı ağaçları ve sokaklara sıkılan özel portakal çiçeği özleriyle doldurduklarını paylaştı. Siyasi gerilimlerin yüksek olduğu dönemlerde bile farklı partilerden belediye başkanları ve mülki amirleri aynı sahnede el ele fotoğraflayarak kente birlik ruhu aşıladıklarını ifade etti.

Para değil imece usulü platform sunduk
Karnavalın ilk yıl bütçesinin sadece 200 bin lira olduğunu ve tek bir markanın sponsorluğu altında ezilmesini istemedikleri için büyük bütçeli sponsorluk tekliflerini geri çevirdiklerini belirten Bozkurt, sokak sanatçılarını ve etkinlikleri nasıl organize ettiklerini şu sözlerle aktardı:
"Tüm Türkiye'ye 'Burada yeteneğinizi sergileyin ama bizden para, uçak bileti ve otel istemeyin' dedik. Sosyal medya üzerinden yaptığımız bu çağrıya Edirne'den Kars'a binlerce yetenekli insan yanıt verdi. İmece usulüyle büyüyen bu hareket sayesinde bugün karnavalımız Brezilya'dan Güney Kore'ye kadar dünya televizyonlarının ilgisini çeken, bölgedeki çevre illerin otellerini dahi dolduran uluslararası bir turizm ve kültür hareketine dönüştü."


