Hayat, bazen pamuk ipliğine bağlıdır derler ya; aslında o bağ, çoğu zaman bir telefon ahizesinin ucundaki tek bir numaradır: 112.
Eskiden zihnimizde parça parçaydı acil durumlar. Polis için ayrı, jandarma için ayrı, itfaiye ya da ambulans için ayrı numaraları çevirirdi telaşlı parmaklarımız. Şimdilerde ise hepsi tek bir çatı altında, tek bir nefeste birleşti: "Bir-Bir-İki". Sağlık ekiplerinden emniyete, jandarmadan itfaiyeye kadar tüm o görünmez kahramanlar, artık o tek numaranın arkasında, saniyelerle yarışarak hayat kurtarıyor. Onlar, sadece insanların değil; sessiz dostlarımızın, doğanın, yani can taşıyan her varlığın bu dünyadaki "kanatsız melekleri".
Ancak acı bir gerçek var ki, bu meleklerin kanatlarını kendi ellerimizle kırıyoruz bazen.
Hâlâ farkında değiliz; sırf can sıkıntısından, merakımızdan ya da asılsız ihbarlarla o hattı meşgul ederken kimlerin hakkına girdiğimizin. Telefonun diğer ucunda görev yapan o fedakar kadro, her gereksiz aramada hayata tutunmaya çalışan bir ruhun çığlığını kaçırıyor olabilir. Bir düşünün; sizin eğlence ya da umursamazlık olarak gördüğünüz o birkaç dakika, bir annenin son nefesi, bir bebeğin dünyaya tutunma çabası ya da yangının ortasında kalmış bir ormanın küle dönüşme anı olabilir.
Neyse ki artık sistem değişti. Asılsız ve gereksiz ihbarlar anında sisteme düşüyor, otomatik olarak suç unsuru sayılıyor ve bu sorumsuzluğu sergileyenler hakkında idari para cezaları uygulanıyor. Devlet, teknolojinin gücüyle o hattı koruma altına alıyor. Ama asıl ceza, kanunların kestiği değil, vicdanımızın bize keseceği ceza olmalı değil midir?
Unutmayalım ki hayatın kime, ne zaman, nasıl bir sürpriz hazırlayacağını hiçbirimiz bilemeyiz. Bugün hattı gereksiz yere meşgul eden o bencil el, yarın acil bir durumun tam ortasında, çaresizce o telefonun düşmesini bekleyen el olabilir. Bir gün hepimizin o saniyelere, o telsiz seslerine, o siren sesine hayati derecede ihtiyacı olacak.
112, sadece bir çağrı merkezi değil; insanlığımızın, sağduyumuzun ve birbirimize olan bağımızın sınav yeridir. O hattı boş tutmak, bir insanın yaşam hakkına saygı duymaktır.
Gelin, o kanatsız meleklere işlerini yapabilmeleri için nefes olalım. Sağduyulu olalım, sorumlu olalım. Çünkü 112’yi meşgul etmemek, sadece bir vatandaşlık görevi değil, doğrudan bir hayat kurtarma eylemidir.