Termometrelerin çıldırdığı, asfaltın yumurta pişirme kıvamına geldiği o meşum yaz günlerinden birindeyiz. Hani klimayı açsan elektrik faturası yürek hoplatır, açmasan beyin hücreleri "bize müsaade" der, öyle bir sıcak. Dar gelirlinin tek bir hayali var: Kendini Akdeniz’in, Ege’nin serin sularına bırakmak. Ama ne mümkün! Sahile adım attığın an karşına çıkan manzara, Truva Savaşı’ndan kalma barikatları aratmıyor.
Girişte seni karşılayan, elinde pos cihazıyla bekleyen, mafyatik görünümlü ama kurumsal takılmaya çalışan bir "Şezlong Lordu".
— "Giriş 500 TL abi, şezlong-şemsiye zorunlu."
— "Kardeşim ben havlu serip oturacağım, deniz hepimizin değil mi?" dediğin an, Anayasa’nın kıyı kanununu ezbere bilen o fedai devreye giriyor: "Abi buralar işletme, havlu sereni dalgalar yutar mazallah!"
Vatandaş ne yapsın? Deniz kenarında şezlongçularla, şemsiyecilerle gladiyatör gibi çarpışmaktan yorulmuş. "Ege’nin incisi" dedikleri yerler olmuş "Ege’nin cüzdan avcısı". Fiyatlar o kadar fahiş ki, iki top dondurma almaya kalksan bankadan esnek hesap açtırman gerekiyor.
"Kayalıkların Efendisi" Yaşlılarımız
Peki, pes ediyor muyuz? Asla! Türk insanı çare üretir. Madem paralı plajlardan kovulduk, istikamet: Kuytu koylar ve dik kayalıklar!
İşte asıl dramedi burada başlıyor. 65 yaşındaki emekli Hayri Amca’yı düşünün. Romatizmaları var, dizler iflasın eşiğinde. Sırf bedava denize girecek diye dağ keçisi gibi kayalıklardan aşağı tırmanıyor. Yanında bir termos çay, bir kalıp beyaz peynir, bir de karpuz. Kayaların üzerinde havlu serecek düzlük ararken sergilediği denge performansı, olimpiyatlardaki jimnastikçilere taş çıkarır. Hayri Amca kayadan kayaya atlarken adeta bir "Yüzüklerin Efendisi" karakteri: "O deniz benim olacak, kıymetlimsss!"
Ama o dik kayalıklardan denize girmek yaşlılar için spor değil, resmen "Survivor: Emekliler" konsepti. Denize girerken ayağı kayar, çıkarken yengeçlerle köşe kapmaca oynar. Kurulanmak istese, rüzgardan havlu uçup yan kayadaki diğer çilekeş ailenin tenceresine düşer.
Peki, Bu İş Nasıl Çözülür? (Vatandaşın Çözüm Reçetesi)
Madem köşemizin adı "Hadi bakalım çözelim bu işi", kamu yararına çalışan bir mizah kuruluşu olarak yetkililere ve halkımıza altın değerinde öneriler sunuyoruz:
"Havlu Savunma Sanayii" Kurulsun: Sahile havlu sererken üstümüze yürüyen şezlongculara karşı, halka "Güdümlü Plaj Şemsiyesi" ve "Zırhlı Hasır" dağıtılsın. Havluyu seren hukuki koruma kalkanına sahip olsun.
Belediyelerden "Kayalık Dağcılık Eğitimi": Dar gelirli ve yaşlı vatandaşlar için plajlar kapatılıyorsa, belediyeler ücretsiz "Kayalıklardan Denize İniş ve Sağ Kalma Kursları" düzenlesin. Başarılı olan yaşlılara palet ve şnorkel hediye edilsin.
Şezlonga Taksit İmkanı: Kamu bankaları acilen "3 Ay Ertelemeli, 12 Ay Vadeli Şezlong ve Şemsiye Kredisi" başlatsın. Vatandaş denize girip serinlerken, kafasında "Eylül taksitini nasıl ödeyeceğim?" diye düşünerek içeriden yansın.
Deniz Kapasite Raporu: Sahilleri kapatan işletmelere, metrekare başına düşen "Halk Havlusu" kotası getirilsin. %70 halk, %30 şezlong zenginleri şeklinde bir ekosistem kurulsun ki barış sağlansın.
Hadi Havlu Atalım (Ama Şezlongcular Kapmadan!)
Özgür Kiraz
Yorumlar