Son yıllarda Mersin’de de Türkiye’nin dört bir yanında sıkça konuştuğumuz bir gerçek var

Eğitimini tamamlamış ama ne istihdamda yer alan ne de bir meslek edinebilen 18–25 yaş arası gençler… Günler evde, saatler ekran başında geçiyor. Şikayet ediyoruz, eleştiriyoruz ama çoğu zaman çözümün yanı başımızda olduğunu gözden kaçırıyoruz.

O çözümün adı: Halk Eğitimi Merkezleri.

Mersin Halk Eğitimi Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü, hayat boyu öğrenme anlayışıyla toplumun her yaş ve eğitim düzeyinden bireyine ücretsiz eğitim imkanı sunuyor. Açılan kursların tamamı ücretsiz; yalnızca aşçılık, robotik, güzellik ve saç bakım hizmetleri gibi uygulamalı alanlarda, kurslarda kullanılan temrinlik materyaller için kursiyerlerden cüzi bir katılım payı talep ediliyor.

Bu kurumlar yalnızca kurs açmıyor; gençlere bir yön, bir umut ve bir beceri kazandırıyor. Sanattan gastronomiye, spordan kuaförlüğe, el sanatlarından teknolojiye kadar birçok alanda bireylerin yeteneklerini keşfetmelerine olanak sağlıyor. Üstelik bunu yaparken gerektiğinde kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde hareket ediyor.

Özellikle son dönemde sıkça dile getirilen “ne eğitimde ne istihdamda olan gençler” meselesine karşı, Halk Eğitimi Merkezleri somut ve gerçek bir çözüm sunuyor. Bir gencin evde beklemek yerine bir atölyede üretmesi, bir mutfakta meslek öğrenmesi ya da bir sınıfta kendini geliştirmesi; sadece o gencin değil, toplumun geleceğini de değiştiriyor.

Hep şikayet ettiğimiz sosyal medya bağımlılığı da ancak böyle kırılabilir. Gençleri ekranlardan koparıp hayata dahil edecek olan şey, yasaklar değil; üretmek, öğrenmek ve başarmak duygusudur.

Belki de sormamız gereken soru şudur:

Gençler gerçekten isteksiz mi, yoksa biz onlara sunulan imkanları yeterince anlatmıyor muyuz?

Halk Eğitimi Merkezleri, sessiz ama etkili bir toplumsal görev yürütüyor. Bu kurumları daha görünür kılmak, desteklemek ve gençlerimizi bu alanlara yönlendirmek; yerel yöneticilerden ailelere kadar hepimizin sorumluluğu.

Çünkü hayat boyu öğrenme, yalnızca bireysel bir tercih değil; toplumsal bir zorunluluktur.