Mersin’den yola çıkarak 81 ilin tamamını gezen Yaprak Yeşim Doğan “Türkiye’nin her köşesi keşfedilmeyi bekleyen bir cennet” diyerek anılarını anlattı. Doğan “Adıyaman Kahtalıyım. Mersin Üniversitesi Mut Meslek Yüksekokulu Muhasebe Mezunuyum. Yaklaşık 10 yıl özel sektörde çalıştıktan sonra işten ayrıldım. Şimdi ise gezgin olarak Türkiye'yi geziyorum. Türkiye’yi baştan sona gezmek çocukluktan gelen bir hayalimdi. Rahmetli babam da gezmeyi severdi, sanırım bu tutku bana ondan geçti” dedi.

"Hakkari halkı, aşırı misafirperver bir halk"
İlk çıktığı yolculuğun Antalya olduğunu söyleyen Doğan “Ailem yanımda yoktu, tek başımaydım. İlk başlarda insan çekimser oluyor ama gördükçe, gezdikçe alışıyor. 81 ilin tamamını gezdim. Elbette bu illerin köyleri ve ilçeleri de var, hepsine yetişmek mümkün değil. Ancak birçok yeri görüp keşfetme fırsatı buldum” sözlerine yer verdi.
Doğan “En çok etkilendiğim şehirler Bitlis ve Amasra oldu. Bitlis, sarp vadilerin içinde saklı tarihi dokusu ve mistik atmosferiyle adeta bir zaman yolculuğu yaşatıyor. Şehri gezerken hissettiğim derin ruhaniyet, heybetli doğanın kucak açtığı mistik dinginlik ve tarihle iç içe olmanın verdiği büyüleyici duygu beni çok etkiledi. Amasra’yı adımlarken ise yüzyıllık tarihle doğanın kucaklaştığı, Fatih Sultan Mehmet’in hayranlıkla “Çeşm-i Cihan” yani “Dünyanın Gözü” olarak tanımladığı benzersiz huzur ve estetik duygusunu hissettim. Beklentilerimin üzerine çıkan şehir ise Hakkari oldu. Çünkü Hakkari halkı diğer illerimize göre çok farklı, aşırı misafirperver bir halk. Hakkari’ye gittiğinizde sokakta ve aç kalmazsınız. Mutlaka sizi evlerinde misafir ederler” dedi.

“İlginç hikayeleri hemen hemen her bölgede yaşadım” diyen Doğan “Ancak en unutulmaz anılarımdan biri Tatvan ve Van’da yaşandı. Rahmetli bir dağcı hocamla birlikte burada bir bisiklet turu düzenlemek için yola çıktık. Hayalimiz, insanların önyargılarını kırıp Doğu’nun güzelliklerini görmelerine katkı sağlamaktı. Bugün artık birçok insan o bölgeleri gidip görüyor. Bir başka unutamadığım anı ise Antalya’da yaşandı. Kemer taraflarında bir yabancı grup oturuyordu. Yanlarında küçük bir erkek çocuk vardı. Bir anda çocuk bana doğru elini uzattı ve yanıma gelmek istedi. O an herkes şaşkınlıkla bize baktı. O çocuğun sarılma anını hiç unutmadım” ifadelerine yer verdi.
"Seyahat etmek isteyen kadınlar gezecekleri yerleri önceden araştırmalı"
Kadınların tek başına seyahate çıkmalarının bazı zorlukları beraberinde getirdiğini belirten Doğan “Kadın olarak tek başına seyahat etmek inanılmaz derecede özgürleştirici ve büyüleyici bir deneyim olsa da, kadın gezginlerin karşılaştığı bazı kendine has zorluklar ve riskler olabiliyor. Bunlar bazen kültürel bazen sosyal veya giyimde farklılıklar oluyor. Veya ‘Neden yalnız geziyorsun?’ gibi sorgulamalarla da karşılaşabiliyoruz. Toplumun kadın gezginlere bakış açısı eskiden daha farklıydı. ‘İşiniz gücünüz yok mu?’, ‘Ne bulmaya çıktınız?’ gibi sorularla karşılaşırdık. Ancak özellikle son yıllarda tek başına seyahat eden kadınlar büyük takdir topluyor” dedi.
Tek başına seyahat edecek kadınlara önemli tavsiyelerde bulunan Doğan “En önemli tavsiyem sezgilerine güvenmeleri ve detaylı plan yapmalarıdır. Gidecekleri yeri önceden araştırmalı, konaklayacakları yerleri güvenli ve merkezi bölgelerden seçmeliler” ifadelerini kullandı.

"Yemek kültürü açısından beni en çok etkileyen bölge ise Doğu Anadolu"
“Bana göre Türkiye'nin en misafirperver insanları doğu bölgesindendir” diyen Doğan “Geçmişten gelen paylaşım kültürü sayesinde misafiri evin en değerli üyesi gibi ağırlayan köklü bir anlayışa sahipler. Yemek kültürü açısından beni en çok etkileyen bölge ise Doğu Anadolu oldu. Et, buğday, süt ürünleri, kurutulmuş sebzeler ve doğal otların başrolde olduğu oldukça zengin sofralara sahipler. Bunun yanında Ege Bölgesi’nin eşsiz ot çeşitleri, mezeleri ve deniz ürünleri de oldukça etkileyici. Yerel halkla kurduğum bu ilişkiler seyahatlerimi yüzeysel bir geziden çıkarıp derin bir kültürel deneyime dönüştürdü. Aynı zamanda içsel dünyamda gizli kalmış yönlerimi keşfetmemi sağladı” dedi.
Doğan “Türkiye’de yeterince bilinmeyen ama mutlaka görülmesi gereken tek bir yer söylemek bana göre doğru değil. Çünkü her şehir kendine özgü, keşfedilmeyi bekleyen sayısız gizli cennete sahip. Ama Türkiye’de beni her gittiğimde etkileyen ve hüzünlendiren iki şehir var. Biri Çanakkale. O topraklara bastığımda aklıma hep şu söz geliyor: ‘Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı; düşün altında binlerce kefensiz yatanı.’ İkincisi ise Hakkari. Doğa güzellikleriyle vazgeçilmez şehirlerimden biri. Dağları, vadileri, gölleri ve buzullarıyla harika bir şehir. Kamp yaparken unutamadığım yer ise Artvin oldu. Herkes bilir, ayılarıyla meşhurdur. ‘Acaba gelir mi?’ korkusuyla sabaha kadar ateş yakıp uyuyamamıştım. Doğada yaşadığım en zorlu deneyimler ise 3 bin metre ve üzerindeki yüksek irtifa yürüyüşleri oldu. Değişken hava koşulları ve vahşi doğa unsurlarıyla mücadele etmek fiziksel güçten çok zihinsel ve duygusal dayanıklılık gerektiriyor. En zorlu deneyim, aslında hayatta kalma kararlılığını test eden anlardan oluşuyor” sözlerine yer verdi.

"Alp Dağları’nı ve İsviçre’yi görmek istiyorum"
Doğan, gençlerin seyahat kültürüne olan ilgisinin kendisini mutlu ettiğini belirterek, seyahat etmenin gençlerin hayatı farklı yönleriyle tanımalarına katkı sunduğunu söyledi. Tek başına yapılan yolculukların sosyal becerileri geliştirdiğini ve özgüveni artırdığını ifade eden Doğan, seyahate yeni başlayacaklara öncelikle Müze Kart edinmelerini tavsiye etti.
Rotaların dengeli planlanmasının önemine dikkat çeken Doğan, gezilerin aceleye getirilmemesi gerektiğini vurgulayarak “İnsanlara gezdiğinizi göstermek yerine, bulunduğunuz yerde anı yaşamaya odaklanın” dedi. Düşük bütçeyle seyahat etmenin mümkün olduğunu dile getiren Doğan, doğru planlama, esnek tarihler ve uygun konaklama tercihleriyle hayal edilen destinasyonların ekonomik şekilde gezilebileceğini kaydetti.
Yeni başlayan gezginlerin en büyük hatalarından birinin kısa sürede çok fazla yer görmeye çalışmak olduğunu belirten Doğan, bunun yolculuğu keyifli olmaktan çıkarıp yorucu bir sürece dönüştürebildiğini söyledi. Gelecekte de Türkiye’nin doğal ve kültürel güzelliklerini keşfetmeye ve tanıtmaya devam etmek istediğini ifade eden Doğan, en büyük hayallerinden birinin ise Alp Dağları’nı ve İsviçre’yi görmek olduğunu belirtti.
Türkiye’nin 81 ilini gezmenin kendisine farklı kültürleri ve insanları tanıma, empati kurma ve hoşgörü geliştirme konusunda önemli deneyimler kazandırdığını dile getiren Doğan, bu yolculuğun hayatına unutulmaz değerler kattığını ifade etti.

