Tarım ve hayvancılık konuşulunca çoğu zaman ilk söylenen söz şudur: “Devlet destek vermiyor”
Ama işin aslına baktığımızda, Tarım ve Orman Bakanlığı yıllardır hem bitkisel üretimde hem hayvancılıkta ciddi destekler veriyor. Zirai don için önlemler, hayvan hastalıklarına karşı aşılar, sigorta sistemi, mazot ve gübre desteği… Bunlar kâğıt üzerinde değil, sahada olan uygulamalar.
Peki sorun nerede?
Her Şeyi Devletten Beklemek Doğru mu?
Zirai don yeni bir şey değil. Don olacağı günler önceden belli oluyor. Bahçesini korumak için önlem alan da var, “nasılsa bir şey olmaz” deyip hiçbir şey yapmayan da.
Hayvancılıkta şap hastalığı da aynı. Aşısı var, tedbiri var. Ama hala:
• Aşıyı ihmal eden,
• Hayvan giriş çıkışına dikkat etmeyen,
• Temizliğe önem vermeyen çok sayıda üretici var.
Sonra zarar olunca ilk tepki yine aynı: “Devlet yardım etsin.”
Elbette devlet destek olmalı. Ama üretici de elini taşın altına koymalı.
Destek Almak Hak, Ama Karşılığı Olmalı
Destek almak herkesin hakkı. Ama destek, sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Devletin verdiği teşvikler “zarar olunca para gelsin” diye değil, üretim düzgün yapılsın diye veriliyor.
Destek alıp, hayvanını aşılatmaya, sigorta yaptırmayan,
Eski usul üretimde ısrar eden, denetimden kaçan bir anlayışla tarımda ilerleme olmaz.
Bugün tarımda en büyük sorunlardan biri, maliyet hesabı yapmadan üretim yapmak. Verimsiz üretim, sonunda zarar getiriyor. Zarar da hep başkasından bekleniyor.
Oysa tarım artık sadece emek işi değil, bilgi işi. Öğrenmeyen, yeniliğe kapalı kalan üretici ayakta kalamıyor.
Denetim Şart, Ama Vicdan Daha Önemli
Devletin denetim yapması şart. Destek alan herkesin gerçekten üretim yapıp yapmadığı kontrol edilmeli.
Ama en önemlisi vicdan. Alınan destek, cebimize giren kolay para değil; üretimi ayakta tutmak için verilen bir emanettir.