11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’i uğurlamaya hazırlandığımız bu son günlerde, Mersin’de yaşanan tablo sadece bir ibadet ayının değil; aynı zamanda toplumsal birlikteliğin, paylaşmanın ve gönül köprülerinin güçlendiği özel bir zaman diliminin yansıması oldu.

Bu yıl Mersin’de kurulan iftar sofraları, klasik bir organizasyonun çok ötesine geçti. Siyasetin, görüş ayrılıklarının, günlük telaşların bir kenara bırakıldığı; herkesin aynı sofrada buluştuğu, aynı duaya “amin” dediği bir iklim oluştu. Yüzbinlerce insanın aynı anda ellerini semaya açması, aynı duyguda birleşmesi… İşte Ramazan’ın gerçek ruhu tam da buydu.

Bir gün bile aksamayan bu sofralar, sadece karın doyurmadı; gönülleri de doyurdu. Gencinden yaşlısına, çocuğundan büyüğüne kadar herkesin aynı atmosferde, aynı sıcaklıkta buluştuğu bu buluşmalar adeta birer “gönül şöleni”ne dönüştü. O sofralarda sadece yemek değil; sevgi paylaşıldı, umut çoğaldı, kardeşlik büyüdü.

Mersin’in sokaklarında bu Ramazan başka bir hava vardı. Birlik duygusu kartopu gibi büyüdü; dokunduğu her yüreği sarıp sarmaladı. İnsanlar birbirine daha çok selam verdi, daha çok hal hatır sordu, daha çok paylaştı. Belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey buydu: Aynı şehirde yaşadığımızı yeniden hatırlamak…

Bu tablo bize şunu gösterdi: Bir şehir ancak birlikte güzel. Farklılıklarımızla değil, ortak değerlerimizle büyüyen bir Mersin; huzurun da mutluluğun da anahtarıdır.

Temennimiz odur ki bu Ramazan’da kurulan bu gönül köprüleri sadece bir aya mahsus kalmasın. Aynı dayanışma, aynı hoşgörü, aynı birlik ruhu yılın her gününe yayılsın. Çünkü şehirleri şehir yapan sadece yolları, binaları değil; o şehirde yaşayan insanların birbirine olan bağıdır.

Ramazan’ı uğurlarken geride kalan en kıymetli miras işte bu birliktelik duygusudur.

Rabbim bizleri yeniden aynı sofralarda, aynı dualarda buluşturmayı nasip etsin.
Bereketi bol, huzuru daim olsun… Mersin’in.