Bir afişe takıldı gözüm… Mustafa Kemal Atatürk’ün Mersin’e gelişinin 103. yıl dönümü anılıyordu. Bir an durdum. Sadece bir afiş değildi bu; bir hatırlatma, bir çağrı, bir yüzleşmeydi.

Tam 103 yıl önce bugün…
Mersinliler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü büyük bir coşku ve umutla karşıladı. O gün yalnızca bir lider karşılanmadı. Bir milletin kaderini değiştiren irade, bir vizyon, bir gelecek karşılandı.

Ve o söz…

“Mersinliler, Mersin’e sahip çıkınız.”

Bu cümle, basit bir öğüt değil.
Bir şehrin omuzlarına bırakılmış tarihi bir sorumluluktur.

Aradan geçen bir asra rağmen bu söz neden hâlâ bu kadar güçlü?

Çünkü şehirler sadece yollarla, binalarla, projelerle büyümez.
Şehirler; hafızayla, kültürle ve sahiplenmeyle yaşar.

Mersin sadece bir liman kenti değildir.
Burası; denizin mavisinin Toroslar’ın yeşiliyle buluştuğu, tarihin sokak aralarında nefes aldığı, farklı kültürlerin yüzyıllardır bir arada yaşadığı bir hayat mozaiğidir.

Sabahın ilk ışıklarında sahilde yürüyen insanların huzuru,
Kızkalesi’nin denizin ortasındaki efsanevi silueti,
Cennet-Cehennem Obrukları’nın büyüleyici derinliği,
Tarsus’un tarih kokan sokakları…

Bunların her biri, bu kentin sadece bugünü değil; geçmişi ve geleceğidir.

Peki biz bu mirasın neresindeyiz?

Bugün Mersin’e baktığımızda aslında kendimize bakıyoruz.
Ne yaptık bu şehir için?
Neyi koruduk, neyi gözden çıkardık?

Sahip çıkmak; sadece sevmek değildir.
Sahip çıkmak; korumaktır, itiraz etmektir, geliştirmektir, emek vermektir.

Bir sahil dolgu projesinde,
bir tarihi yapının gölgesinde,
bir ağacın kesildiği anda,
bir kentin silüeti değiştirildiğinde…

Orada sadece bir değişim yaşanmaz;
aynı zamanda bir hafıza kaybı başlar.

Atatürk’ün o sözü, bugün belki de her zamankinden daha ağır:

“Mersinliler, Mersin’e sahip çıkınız.”

Çünkü artık mesele sadece bir şehri sevmek değil;
onu koruyabilmek.

Güzelliklerini kaybetmeden büyütebilmek.
Geçmişini unutmadan geleceğe taşıyabilmek.

Sabah yürüyüşüme devam ederken şunu düşündüm:
Bir liderin bir asır önce söylediği bir cümle hala yol gösteriyorsa, bu bir tesadüf değildir.

Bu, tarihin içinden gelen bir uyarıdır.

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını; saygıyla, minnetle ve özlemle anıyorum.

Ve o sözün ağırlığını bir kez daha hissederek…

Mersin’e sahip çıkmanın,
aslında geleceğimize sahip çıkmak olduğunu hatırlıyorum.