Rahmetin, bereketin ve mağfiretin ayı olan mübarek Ramazan’a bir kez daha kavuşmanın huzurunu yaşıyoruz. Bu müstesna zaman dilimi; yalnızca takvim yapraklarında yerini alan bir ay değil, aynı zamanda gönüllerimizin yenilendiği, vicdanlarımızın sesini daha derinden duyduğumuz bir diriliş mevsimidir. Başta İslam alemi olmak üzere tüm mazlum coğrafyalara huzur, umut ve selamet getirmesi; vicdan sahibi herkesin ortak duasıdır.
Ramazan, örf ve adetlerimizin en güzel tezahür ettiği zamanlardan biridir. Aynı sofrada buluşmak, lokmayı bölüşmek, dualarda birleşmek; toplumsal hafızamızın en kıymetli mirasıdır. Kurulan iftar sofraları sadece açlığı gidermek için değil, gönüller arasındaki mesafeyi kapatmak için vardır. Paylaşılan bir tas çorba, edilen bir dua, edilen hoş bir sohbet… Hepsi Ramazan’ın ruhunu inşa eden değerlerdir
Ancak bu ayın bize hatırlattığı bir başka hakikat daha vardır. Hoşgörü ve saygı. İnanan insanların, inançları doğrultusunda birbirine karşı saygılı olması, kutsal kabul edilen zamanlara ve değerlere özen göstermesi, toplumsal barışın temelidir. Ramazan ayı, İslam alemi için nasıl mukaddes bir zaman dilimiyse; farklı inançlara mensup insanların kutsal günleri de aynı hürmeti hak eder. Çünkü gerçek erdem, yalnızca kendi değerlerimize değil, başkasının değerine de saygı gösterebildiğimiz ölçüde anlam kazanır.
Ramazan’ı sadece “bir ay boyunca iyi olmak” şeklinde anlamak ise eksik bir bakıştır. Bu ay, bir başlangıçtır. Sabırla, merhametle, paylaşma bilinciyle geçirilen otuz gün; aslında bütün bir ömre yayılan bir ahlakın provasıdır. Asıl olan, bu sadakati ve hassasiyeti yılın geri kalanına da taşıyabilmektir. Bir ay boyunca incitmemeye özen gösterip, diğer aylarda aynı dikkati kaybetmek Ramazan’ın ruhuyla bağdaşmaz.
Bu mübarek zaman dilimi bize dilimize sahip olmayı, kalbimizi arındırmayı, öfkeyi dizginlemeyi, yardımlaşmayı ve adaleti öğretir. Eğer Ramazan sonunda daha sabırlı, daha anlayışlı, daha merhametli bireyler haline gelebiliyorsak, işte o zaman bu ayın hakkını vermiş oluruz.
Merhametin çoğaldığı, saygının egemen olduğu, farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü bir toplum umuduyla… Ramazan’ın sadece sofralarımıza değil, kalplerimize de bereket getirmesi dileğiyle.