Mersin tantunisiyle bilinir. Mütevazıdır. Emekçilerin, alın teriyle çalışanların yiyeceğidir. Bir sokak lezzetidir. Ama görüyoruz ki bu memlekette artık lavaşın bile mafyası çıkıyor.
İddiaya göre bir organize suç örgütü, Mersin genelinde lavaş ekmeği piyasasını ele geçirmek için tehdit, baskı, silahlı saldırı ve kurşunlamaya kadar varan yöntemlere başvurmuş. Ortada iki kasten yaralama, on kurşunlama olayı var. Yani mesele sadece ekmek değil; mesele korku salmak, tekelleşmek, hukuku yok saymak.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın açıkladığı operasyonun bilançosu çarpıcı: 38 şüpheli yakalandı, 17’si tutuklandı. Suçtan elde edildiği değerlendirilen 23 araca ve tam 10 milyar 761 milyon TL’lik hesap hareketi bulunan 85 banka hesabına el konuldu. Bu rakamlar, küçük görünen bir alanda bile ne kadar büyük bir çürümeyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Devletin net bir mesajı var: “Suçta kibirlenen, kendini hukukun üstünde görenlere tahammül yok.” Bu mesaj sadece lavaş çetesine değil, benzer hevesler taşıyan herkese verilmiştir.
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nı, İl Emniyet Müdürlüğü’nü ve sahada gece gündüz çalışan polislerimizi tebrik etmek gerekiyor. Bu operasyon, sadece bir suç örgütünün çökertilmesi değil; emeğin, esnafın ve sokağın korunmasıdır.
Geldiğimiz noktada şunu sormak zorundayız: Daha neler göreceğiz? Ama en azından şunu da biliyoruz: Bu rezilliklerin sonuna gidecek bir irade var. Ve bu irade geri adım atmıyor.