Mersin’in kalbi, mavinin ve yeşilin buluşma noktası Adnan Menderes Bulvarı...

Eskiden denizi koklayarak yürüdüğümüz o ferah sahil şeridi, şimdilerde adeta bir "m² savaşına" ve işgal trajedisine sahne oluyor. Şehrin bu en güzel vitrini, ne yazık ki kuralsızlığın, keyfiyetin ve "ben yaptım oldu" mantığının kuşatması altında.
Camdan Duvarlar, Çalınan Alanlar
Bahsettiğimiz yöntem malum; hani şu yapı ruhsatında adı sanı geçmeyen ama bir gecede sürgülü camlarla, katlanır sistemlerle ana salona eklenen o meşhur "açık alanlar." İşletmeler, imar sınırlarını hiçe sayarak dükkanlarını sokağa, kaldırıma, yani halkın ortak alanına doğru genişletiyor.
"Mersin’de hiç böyle şeyler olur mu?" diye ironi yapmadan geçemiyoruz. Zira Adnan Menderes Bulvarı’nda ilerlerken, hangi işletmenin dükkanı nerede bitiyor, kamusal alan nerede başlıyor anlamak imkansız hale geldi. Geçici gibi görünen ama kalıcılaşan bu kaçak büyümelerle, kentin mülkiyet hakları sessiz sedasız ihlal ediliyor.
Bulvar mı, Otopark mı, Vale Pisti mi?
Sorun sadece metrekare artırımıyla da bitmiyor. Bulvarın ulaşım damarları tıkalı. Bir zamanlar akıcı olan şeritlerimiz, bugün lüks araçların istilasına uğramış durumda. Şeritlerden biri adeta "açık otopark" ilan edilmiş, geri kalan daracık yol ise trafiği felç ediyor.
Daha da vahimi, kamusal alan olan yol ve kaldırımlarda pervasızca verilen "vale hizmetleri." Devletin yolu üzerinde, vatandaşın geçiş hakkını gasp ederek ticari kazanç sağlayan bu sistem, işgalciliğin hangi boyutlara ulaştığının en somut kanıtı.
Bakıyoruz ama Görüyor muyuz?
Hemen her gün önünden geçtiğimiz, her Cuma kalabalığında içinde boğulduğumuz bu sorunlar yumağına karşı bir kanıksama hali içindeyiz. Gözümüzün içine baka baka genişleyen cam balkonlar, gasp edilen otopark alanları ve tek şeride düşen koca bir bulvar...
Bu şehir sahipsiz mi?
Adnan Menderes Bulvarı, birkaç işletmecinin ticari hırsına kurban edilemeyecek kadar kıymetlidir. Gençliğimizin, emekliliğimizin, kısacası tüm Mersinlilerin nefes borusu olan bu sahil şeridinde; denetimin, hukukun ve estetiğin yeniden hakim kılınması şarttır.
Bakmak yetmez, görmek lazım. Görmek yetmez, çözüm lazım. Mersin’in bu işgale ve trafik kaosuna kurban edilmesine daha ne kadar seyirci kalacağız?