Nostalji, Sanat ve Geleceğin Sorumluluğu

Haziran ayının bu ilk hafta sonu, Mersin’in ne kadar dinamik, ne kadar çok kültürlü ve en önemlisi ne kadar "düşünen" bir kent olduğunu bizlere bir kez daha kanıtladı. Şehrin bir köşesinde geçmiş yad edilip eski dostluklar tazelenirken, diğer köşesinde beyaz perdeden yükselen alkışlar çevre panellerinin bilinçli sesleriyle buluştu. Kısacası Mersin, hafta sonunu tam anlamıyla dolu dolu yaşadı.

Gelin, kent belleğinde iz bırakan bu kıymetli buluşmalara birlikte göz atalım.

Erdemli’den Beyaz Perdeye: "Limon Çiçekleri"

Hafta sonu coşkusu aslında Cuma akşamından başladı. Yönetmen Erdal Açik’in Mersin’in özgün coğrafyasını ve toplumsal hafızasını sinema diliyle buluşturduğu "Limon Çiçekleri – Acı Tatlı Hayatlar" filmi, Mersin Kültür Merkezi’nde düzenlenen görkemli bir gala gecesiyle sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Güzeloluk’tan Kızkalesi’ne ve Mersin’imizin o eşsiz yaylalarına uzanan çekimleriyle içimizi ısıtan film; 12 Eylül döneminin toplumsal izlerini aşk, kayıp ve umut temaları üzerinden beyaz perdeye taşıyor. Kentimizin yerel hikayelerini ulusal ve uluslararası sinemaya kazandıran bu tür nitelikli projelere ev sahipliği yapmak, Mersin’in kültürel kimliği adına gerçekten gurur verici.

Sıralardan Meydanlara: TSGAL Pilav Günü

Cumartesi günü ise rotamızda saf bir nostalji ve aidiyet duygusu vardı. Tevfik Sırrı Gür Anadolu Lisesi (TSGAL) Mezunlar Derneği’nin büyük bir emek ve özveriyle organize ettiği geleneksel TSGAL Pilav Günü, eski dostları, unutulmaz anıları ve hiç eskimeyen o okul sıralarının sıcaklığını yeniden bir araya getirdi.

Yıllar geçse de bağların ne denli güçlü kaldığını gösteren bu güzel organizasyonda emeği geçen tüm mezunlar derneği üyelerine ve katılan tüm hemşehrilerimize kentimiz adına teşekkür borçluyuz.

Edebiyatın Penceresinden Çevreye Bakış

Aynı gün, Mersin Büyükşehir Belediyesi Kent Belleği Ofisi de çok katmanlı ve derinlikli bir söyleşiye ev sahipliği yaptı. 3. Mersin Uluslararası Edebiyat Festivali’ne Doğru adımları kapsamında düzenlenen "Edebiyatta Ekolojik ve Beşeri Tahribat Kaynaklı Göç Olgusu" paneli, Yonca Yaşar’ın moderatörlüğünde; Erol Malçok, Ahmet Antmen ve Ahmet Eroğlu gibi kıymetli isimleri ağırladı. İnsanın doğaya verdiği tahribatın edebiyattaki ve toplumsal yaşamdaki yansımaları oldukça çarpıcı başlıklarla masaya yatırıldı.

Geleceğe Çevre Notu: İklim Krizi ve Mücadele

Hafta sonunun en anlamlı duraklarından biri de hiç şüphesiz Dünya Çevre Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen panellerdi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Mersin Şubesi olarak bizim de yakından takip ettiğimiz Mersin Çevre Platformu’nun buluşmaları, kentimizin çevre duyarlılığını bir kez daha perçinledi.

Özellikle Pazar günü saat 18.30’da Kültürhane’de gerçekleşecek olan "Antroposen Çağda Yerelden Küresele İklim Krizi ve Çevre Mücadelesi" söyleşisi; Sabahat Aslan, Koray Özhan ve Nasir Nesanir gibi değerli uzmanları, usta gazeteci-yazar Özcan Yurdalan’ın moderatörlüğünde bir araya getiriyor. Yaşadığımız iklim krizini ve yerel çevre mücadelemizi anlamak adına bu paneli de ajandalarımıza mutlaka not etmeliyiz.

Akdeniz’in maviliğine karşı çayımızı yudumlarken; bizi hem sanata doyuran, hem geçmişimizle buluşturan, hem de doğamıza sahip çıkmaya çağıran bu şehirde yaşamak gerçekten büyük bir ayrıcalık. Kentimize değer katan, üreten ve sivil toplumun gücünü alanlarda hissettiren tüm kurumlara sonsuz teşekkürler.

Haftaya yeni güzelliklerde buluşmak ümidiyle...