Yapılan açıklamada, Adana, Antalya, Hatay ve Mersin kıyılarında yaklaşık 200 kilometrelik sahil şeridini kaplayan plastik ve mikroplastik kirliliğinin artık yalnızca bölgesel bir çevre sorunu olmadığı, sistemsel bir yönetim ve halk sağlığı krizi olduğu vurgulandı. Adana ve Mersin kıyılarındaki mikroplastik ile plastik hammadde peleti (nurdle) yoğunluğunun Akdeniz'in en yüksek seviyeleri arasında olduğunu ortaya koyduğuna dikkat çekildi.
Sağlık tehdidi boyutunda
Açıklamada, mikro ve nanoplastiklerin deniz ürünleri, sofra tuzu ve sular aracılığıyla insan vücuduna ulaşabildiği belirtildi. Taşıdıkları fitalatlar, Bisfenol A (BPA), kalıcı organik kirleticiler (POPs) ve ağır metallerin hormon sistemini bozabildiği, bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebildiği ve uzun vadede ciddi sağlık riskleri oluşturabildiği ifade edildi. Sorunun yalnızca denizlerdeki kirlilikle sınırlı olmadığını belirten yetkililer, plastik atıkların geri kazanımı ve bertarafı sırasında oluşan çevresel riskler ile kontrolsüz ve yasa dışı atık yakmalarının dioksin, furan ve karbon monoksit (CO) gibi kirleticiler nedeniyle hava kalitesini ve halk sağlığını da tehdit ettiğini vurguladı.
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsüne veri paylaşımı çağrısı
Yaklaşık on yıl önce ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nün Doğu Akdeniz’de yaptığı araştırmaların önemli düzeyde mikroplastik kirliliğini ortaya koyduğu hatırlatılan açıklamada, bugün kirliliğin güncel düzeyinin yeniden ölçülmesi, sonuçların kamuoyuyla paylaşılması ve acil önlemler alınması gerektiği ifade edildi. Platform, özellikle Erdemli’de faaliyet gösteren ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nün uzun süredir kamuoyuna kapsamlı bir açıklama yapmamasına dikkat çekerek, “Bu aşamada en büyük ihtiyaç bilimsel veriler ve güvenilir bilgilendirmedir” vurgusunu yaptı.
Geniş katılımlı görev çağrısı
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Adana, Antalya, Hatay ve Mersin’deki tüm yerel yönetimler, milletvekilleri, siyasi partiler, üniversiteler, meslek odaları, sanayi ve ticaret kuruluşları, liman işletmeleri ve sivil toplum kuruluşları göreve davet edildi.
Açıklamada, hiçbir kurumun “Bu benim görev alanım değil” deme lüksü olmadığı vurgulanarak, bilimsel araştırmaların başlatılması, düzenli izleme çalışmalarının yapılması, kurumlar arası ortak eylem planı oluşturulması ve sonuçların şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmasının artık bir tercih değil, kamu görevi olduğu ifade edildi.
Mersin Çevre Platformu yetkilileri, “Akdeniz hepimizin ortak mirasıdır. Yarın çok geç olabilir. Akdeniz’i korumak için bugün harekete geçelim” çağrısında bulundu.




