Bir kenti kent yapan sadece kaldırımları, binaları ya da akıp giden trafiği değildir. Kentin ruhunu çatan, sokaklarına nefes veren, insanlarını aynı heyecanda buluşturan o incelikli dokunuşlardır. Mersin için 23 yıldır tam da bu görevi üstlenen, Akdeniz’in tuzlu kokusuna çok sesli melodileri karıştıran devasa bir hafıza vardı. Mersin Uluslararası Müzik Festivali.
Şimdi ise içimizde derin bir burukluk, dilimizde sitem dolu bir veda cümlesiyle baş başayız.
Büyütelen bir düş, harcanan bir emek
Her şey 2002 yılında, Mersin Devlet Opera ve Balesi’nin 10. yaşını taçlandırmak amacıyla kurulduğunda, bu şehrin sevdalıları taşın altına elini değil, yüreğini koymuştu. Kurucuların, sanat sevdalılarının büyük bir özveri ve binbir fedakarlıkla temelini attığı o mütevazı hayal, kısa sürede kocaman bir çınara dönüştü. Klasik müzikten cazın özgür ritimlerine, büyülü dans gösterilerinden akapella koroların yankısına kadar dünyayı Mersin’e, Mersin’i ise dünyaya taşıdı.
2007 yılında Brüksel merkezli Avrupa Festivaller Birliği’ne (EFA) kabul edildiğinde, bu şehir sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da sanat haritasında gururla ışıldayan bir marka haline gelmişti.
Bütçe bahaneleri ve yönetimsel sığlık
Ne yazık ki, 23 yıllık bu köklü yolculuk bugün sarsıcı bir dönüm noktasına ulaştı. Festivali ayakta tutan Mersin Sanat Etkinlikleri Derneği’nin genel kurulundan çıkan fesih kararı, sanatseverlerin yüreğine bir kor gibi düştü.
Burada açıkça konuşmak ve eğri oturup doğru söylemek gerekir. Gelinen bu nokta, sadece bir "imkansızlık" öyküsü değildir; açık bir yönetimsel zafiyet ve basiretsizlik örneğidir. Sanatı, kültürü ve 23 yıllık devasa bir birikimi yalnızca "ekonomik maliyetler" veya "bütçe yükü" parantezine sıkıştırmak, bu şehre yapılmış en büyük haksızlıktır.
Her şeyi rakamlardan, gider kalemlerinden ve kar-zarar hesaplarından ibaret gören anlayış; kurucuların yıllar önce gecesini gündüzüne katarak ilmek ilmek işlediği bu mirası yürütmeyi başaramamıştır. Kültürel değerler piyasa koşullarının soğuk matematiğine kurban edilemez. Sanat bütçeleri bir kentin lüksü değil, ruhunun teminatıdır.
Geleceğe dair ince bir umut
Bir derneğin kapısına kilit vurulması, kâğıt üzerinde hukuki bir prosedür gibi görünebilir. Ancak bizim için anlamı, bir kentin 23 yıllık sanat hafızasının sahipsiz bırakılmasıdır.
Her şeye rağmen masadaki tek teselli, bu köklü festivalin gelecekte başka bir kurumun çatısı altında yeniden canlanabilme ihtimalidir. Mersin, notaların sustuğu bir kent olmayı hak etmiyor. Dileriz ki bu kapanış, işin ehli ellerde ve sanata sadece rakamlarla bakmayan vizyoner bir anlayışla yeniden doğuşun ilk adımı olur.
Çünkü kurucuların emeğine, Mersin halkının ve sanatseverlerin 23 yıllık sevgisine borcumuz var.