Anadolu toprakları öyle büyük bir cömertliktir ki adım attığınız her yerde ayrı bir lezzetin, ayrı bir emeğin hikayesiyle karşılaşırsınız. Geçtiğimiz günlerde Edremit’in zeytinyağıyla adını Guinness Rekorlar Kitabı’na yazdırması hepimizin göğsünü kabarttı, toprağımıza olan sevgimizi bir kez daha tazeledi. Tam da bu gururu yaşarken gözümüzü Akdeniz’e, bereketiyle insanı büyüleyen Mersin’imize çevirmemek imkansız.

Mersin, tek bir ürünün ya da tek bir hikâyenin dar kalıplarına sığmayacak kadar büyük bir tarım mozaiğidir. Mut ilçemizin ev sahipliğinde düzenlenen Zeytin ve Zeytinyağı Festivali, kentin bu potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi. İlçede gerçekleştirilen yarışmalar ve ortaya konan yüksek kalite, Mut zeytinyağının ve Mut Zeytinyağı Dergahı gibi kıymetli oluşumların artık dünya standartlarında markalaşan dev birer değere dönüştüğünü kanıtlıyor.

Mersin’in hikayesi elbette sadece Mut ile bitmiyor. Silifke’nin mis kokulu çileği, Erdemli’nin dallardan süzülen limonu ve narenciyesi, Tarsus’un yere düşen her çekirdeği meyveye dönüştüren kadim ovaları bu kenti dünyanın en özel bereket merkezlerinden biri yapıyor. Toprağın bu kadar bonkör olduğu bir coğrafyada bize düşen en büyük sorumluluk ise bu zenginliği doğru anlatabilmektir.

İşte bu yüzden kentlerimizde düzenlenen festivalleri çok ama çok önemsiyoruz. Birçok kişinin sadece bir eğlence ya da buluşma olarak gördüğü bu organizasyonlar, aslında üreticinin sesini dünyaya duyurmasının, alın terini görünür kılmasının ve ihtiyacı olan kamusal desteği arkasına almasının en güçlü yoludur. Edremit’in kırdığı rekor da Mut’un festival coşkusu da bize aynı gerçeği fısıldıyor. Doğru tanıtım, yerel emekle buluştuğunda toprağın bereketi dünya markasına dönüşüyor. Mersin’in her bir köşesindeki bu eşsiz lezzetler hakkettiği değeri bulana, sesimiz sınırları aşana kadar üretmeye ve bu bereketi coşkuyla kutlamaya devam edeceğiz.