1 Ekim 2026 sabahı Mersin, güne her zamankinden çok daha ağır ve endişeli bir atmosferle uyandı. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve Mersin Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer ile ilçe belediye başkanları Ahmet Serkan Tuncer, Abdullah Özyiğit ve çok sayıda belediye çalışanının dahil olduğu şafak operasyonu ve ardından gelen gözaltı/tutuklama süreçleri, kentte derin bir yankı uyandırdı.
Bugün Mersin sokaklarında duyulan ses, karmaşık duyguların ve derin bir kaygının tezahürüdür. Bir yanımız yaşananları kabul etmekte zorlanırken, diğer yanımız hukukun üstünlüğüne ve adaletin tecelli etmesine duyduğu ihtiyacı haykırıyor. Çünkü iyi biliyoruz ki adalet, yalnızca belirli kitleler için değil, hepimiz için bir gün ihtiyaç duyacağımız en temel dayanaktır.
Bu süreçte unutulmaması gereken en hayati kavram masumiyet karinesidir. Hukuk adil, eşit ve şeffaf bir şekilde işlemeli; suçluluğu kanıtlanana kadar her bireyin masum olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Tarih, adaletin terazisinin hassasiyetle tutulduğu zamanları da, o terazinin dengesinin bozulduğu dönemleri de not eder. Bugün yazılan bu tarih, gelecekte hepimizin yüzünü aydınlatacak bir adalet anlayışıyla hatırlanmalıdır.
Toplum olarak her gün yeni ve kaygı verici bir haberle sarsılmaktan, sürekli bir belirsizlik ve huzursuzluk ikliminde yaşamaktan yorulduk. Zülfü Livaneli’nin Serenad romanındaki şu sözler, belki de insan ilişkilerindeki ve toplumdaki bu kırılmayı çok güzel özetliyor: "Bir kez daha, tanıdığımı sandığım insanları hiç tanımamış olduğumu anladım..."
İyilik, doğru insanda minnet; yanlış insanda yüzsüzlük uyandırırmış. Artık toplumun her kesiminin ortak temennisi açıktır. "Yeter" Hepimizin en çok ihtiyaç duyduğu şey huzurdur, dürüstlüktür, samimiyettir ve adil bir gelecektir. Çalkantıların değil, huzurun ve adaletin hakim olduğu günlere olan inancımızı korumaya çalışalım