Mersin ekonomi dünyası, yıllardır alışık olduğu ama belki de hiç gerçekleşmeyeceğini düşündüğü tarihi bir dönüşümün eşiğinde.

Bir yanda tam 37 yıldır Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) Başkanlığını sürdüren Cihat Lokmanoğlu’nun aday olmayacağını açıklaması ve ardından gerçekleşen organ seçimleri; diğer yanda 30 yılı aşkın süredir Mersin Ticaret Borsası’nı yöneten Abdullah Özdemir’in görevi devretmeye hazırlanması... Kent ekonomisine yön veren bu köklü kurumlarımızda adeta bir nesil değişimi yaşanıyor.

Ancak 7 Ekim’de MDTO’da gerçekleşen ve Beyaz ile Mavi listenin yarıştığı seçimler, sadece bir yetki devri değil; aynı zamanda kent siyaseti ve sivil toplum yönetimi açısından tarihe not düşülmesi gereken derslerle doluydu.

Söylemler ve gerçekler: Kendine ayna tutamamak

Seçim sürecinde en dikkat çekici detay, şüphesiz beyaz listenin ve arkasındaki kadronun kullandığı söylemlerdi. Kampanya boyunca “ulaşılabilir yönetim, çözüm odaklı yaklaşım, liyakat, şeffaflık ve birlikte yönetim” vaatleriyle öne çıkmaya çalışan bu listenin çekirdeğini, 37 yıldır MDTO yönetiminde ve meclisinde defalarca yer almış isimler oluşturuyordu.

İşte tam bu noktada insanın zihninde şu soru beliriyor: Sormazlar mı adama?

Madem bu odada "liyakat ve şeffaflık" konusunda bir eksiklik vardı, madem yönetim "çözüm odaklı ve ulaşılabilir" değildi; siz bunca yıl o yönetimin tam merkezindeyken ne yaptınız?

Yıllarca aynı masada karar alıp, aynı kararlara imza atıp seçim günü geldiğinde "şeffaflık ve liyakat" sloganlarıyla ortaya çıkmak en hafif tabirle bir çelişkidir. Eğer koltuktayken bu eksiklikleri görmediyseniz bu bir yönetim zafiyetidir; gördünüz de ses çıkarmayıp seçim zamanını beklediyseniz bu çok daha büyük bir samimiyet zafiyetidir. Mevcut sistemin bizzat mimarı ya da uygulayıcısı olanların, değişimin öncüsü rolüne soyunması sandıkta karşılık bulmadı.

Sandık sandığı değil, adayı sarsar!

Seçim sonuçları gösterdi ki Mersin denizcilik sektörü bu çelişkiyi çok net okuyamadı ve tercihini beyaz listeden yana kullandı.

Bu seçimin en çarpıcı mesajlarından biri de Oda Başkanlığı için adı geçen kişinin kendi grubundan dahi çıkamamış olmasıdır. Yıllardır gruplarda ve meclislerde kurulan "otomatik dengelerin", tabanın iradesi karşısında nasıl un ufak olduğu…

Yeni dönemden beklentiler

Mersin Deniz Ticaret Odası’nın seçilecek olan yeni başkanı ve yönetimini tebrik ediyor, kentimiz ve kent ekonomimiz adına başarılar diliyorum. Devraldıkları mirasın büyüklüğü kadar, sektörün değişim ve şeffaflık arzusunun sorumluluğu da artık onların omuzlarındadır.

MDTO’da ve Mersin Ticaret Borsası’nda yaşanan bu devir teslimler, Mersin’deki tüm sivil toplum kuruluşlarına ve odalara örnek olmalıdır. Koltuklar ömürlük değildir ve değişim, zamanı geldiğinde engellenemez bir dip dalgası olarak sandıkta tecelli eder.

Mersin denizciliğine yön verecek yeni yönetimin, geçmişin hatalarından ders çıkararak; lafta değil, özde liyakat ve şeffaflıkla kente hizmet edeceğine inanıyoruz.

Yolunuz açık, rotanız net olsun…