2026’nın son günleri…

Seçim yarışı bitti, sandıklar kapandı, odaların, borsaların, STK’ların yeni başkanları ve yönetimleri koltuklarına afiyetle kuruldu. Buraya kadar her şey gayet medeni, gayet rutin. Asıl şenlik ve absürtlük ise tam da o "koltuğa oturma" töreninden sonra başladı.

Başkanlık makamları bir anda Amazon ormanlarına, botanik bahçelerine ya da seralara dönüştü! Kapıdan giren hayırlı olsuna mı gelsin, yoksa çelenklerin arasından başkanı bulmaya mı çalışsın belli değil. Okyanus ötesinden getirilmiş gibi duran devasa orkideler, metrelerce boylanan saksı çiçekleri, ihtişamlı çelenkler… Ancak sorun şu ki, o odalarda oksijen kalmadı! Çiçekler havasızlıktan ve ilgisizlikten boynunu bükmüş, kaderine terk edilmiş durumda.

Hadi "Bir can suyu verelim, bir pencere açalım da havalandıralım" desek; imkân yok. Çiçeklerin dili olsa "Bizi bu iklimden kurtarın!" diye feryat edecek. İllaki profesyonel bir bahçıvan kadrosu kurmak lazım ki o da ayrı bir bütçe, ayrı bir maliyet!

Oysa baş kafayı biraz kaldırıp penceremin dışındaki hayatın gerçeklerine baksak…

Burs bekleyen, okumak için çabalayan pırıl pırıl çocuklarımız var. Tedavisine çare arayan, minik bedenleri için umut bekleyen evlatlarımız, ihtiyaç sahibi ailelerimiz var. Bir yanda hayatın bu yalın ve yakıcı gerçekleri dururken, diğer yanda makam odalarında çürümeye terk edilen binlerce liralık flora zenginliğini sorgulamamak elde mi?

İşin en trajikomik tarafı da ne biliyor musunuz?

Bizim yeni seçilen başkanımız, tam da seçildiği gün son derece vizyoner, sosyal mesaj yüklü harika bir paylaşım yaptı. Dedi ki: "Lütfen tebriklerinizi ve hayırlı olsun dileklerinizi çiçek göndermek yerine, okumak isteyen kız çocuklarımızın burs hesabına bağış olarak yapın."

Harika hareket, alkışlar, tebrikler! Peki sonuç?

İsimleri bende saklı, koskoca memlekette o mesajı ciddiye alıp bağış yapan sadece iki kişi çıktı! İki! Geriye kalan herkes yine bildiğini okudu; kamyon kamyon çiçeği makam kapısına yığdı. Demek ki milletçe "Benim çiçeğim başkanın odasında boy göstersin, burs varsın sonraki seçime kalsın" kafasındayız.

Kısadan hisse; başkanın odası şu an buram buram polen ve yaprak kokuyor olabilir ama ne yazık ki o samimiyet kokusu bir türlü içeri giremedi. Bir dahaki seçime temennimiz odur ki; çiçekçiler kulübü değil, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız kazansın. Yoksa yakında başkanlık makamlarına sulama sistemi döşemek zorunda kalacağız, haberiniz olsun!