İnsanlar çoğu zaman bedenlerinin herhangi bir yerinde ağrıyı hissettiklerinde direk bunu çekinmeden dile getirip Uzm Doktora muayene olabiliyor. Fakat konu idrar kaçırma, bağırsak problemleri menepoz, prostat ve cinsel işlev bozuklukları problemlerine veya pelvik bölgeye geldiğinde sözcüklerini seçmekte çok zorlanıyorlar. Bazı şikâyetler, hekime başvurulacak bir sağlık sorunu olarak değil, kişinin kendi içinde çözmesi gereken mahrem bir mesele olarak görülür. Oysa bedenin hiçbir işlevi, konuşulması güç olduğu için sağlık kontrollerinin dışında bırakılmamalıdır.

Pelvik taban; mesane, bağırsak ve üreme organlarının işlevlerine destek olan, idrar ve dışkı kontrolünde, gövde içi basıncın yönetiminde ve cinsel işlevlerde rol oynayan kas ve bağ dokusu yapılarından oluşur. Bu yapıların işleyişindeki bozulmalar yalnızca belirli bir yaş grubunu ya da yalnızca kadınları ilgilendirmez. Doğum öyküsü, yaşlanma, cerrahi girişimler, kronik kabızlık, bazı nörolojik hastalıklar ve farklı sağlık koşulları pelvik işlevleri etkileyebilir.

Asıl sorun, belirtinin varlığından çok, onun yıllarca konuşmamamızdır.

Öksürürken idrar kaçırmayı doğumdan sonra doğal kabul etmek, tuvalete yetişememeyi yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu saymak, dışkılama sırasında aşırı ıkınmayı sıradanlaştırmak ya da oturmayı ve günlük hareketleri zorlaştıran pelvik ağrıyla yaşamaya alışmak, kişinin yaşam kalitesini bozduğu gibi, komplikasyonlarda sebebiyet verebilir. Benzer şekilde, vajinal veya rektal bölgede dolgunluk ve aşağı doğru baskı hissi, mesaneyi tam boşaltamama, tekrarlayan dışkılama güçlüğü ve cinsel ilişki sırasında ağrı da değerlendirilmesi gereken belirtiler arasındadır.

Bu yakınmaların her biri doğrudan pelvik taban bozukluğu anlamına gelmez. Benzer belirtilerin altında enfeksiyonlar, nörolojik sorunlar, bağırsak veya mesane hastalıkları ve başka klinik durumlar bulunabilir. Bu nedenle doğru yaklaşım, belirtileri utançla gizlemek değil, nedenlerini uygun sağlık uzmanlarıyla araştırmaktır.
Değerlendirme ertelendikçe şikâyetlerin günlük yaşama etkisi olumsuz bir şekilde yansımaktadır. Sosyal etkinliklerden uzaklaşma, fiziksel hareketleri kısıtlama, uyku düzeninin bozulması ve kişinin kendine olan öz güveninin azalması gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Burada önemli olan korku yaratmak değil, erken değerlendirmenin kişiye seçeneklerini zamanında öğrenme fırsatı verdiğini anlatmaktır.

Pelvik taban rehabilitasyonu, yalnızca kasları güçlendirmekten ibaret değildir. Bilimsel yaklaşım; kişinin öyküsünün alınmasını, belirtilerinin değerlendirilmesini, kasların kasılma ve gevşeme becerisinin incelenmesini ve bulgulara uygun bir program oluşturulmasını gerektirir. Pelvik taban Rehabilitasyon da kadın hastalıkları ve doğum Uzm, üroloji Uzm, genel cerrahi Uzm, gastroenteroloji Uzm veya nöroloji uzmanlarıyla multidisipliner iş birliği yapılmaktadır. Pelvik sağlık alanında deneyimli fizyoterapist, uygun değerlendirme sonrasında kas eğitimi, gevşeme ve koordinasyon çalışmaları, davranışsal yöntemler ve kişiye özgü egzersizlerle tedavi sürecine katkıda bulunabilir.

Burada önemli bir ayrıntı vardır: Her pelvik taban sorunu güçsüzlükten kaynaklanmaz. Bazı kişilerde kasların yeterince gevşeyememesi, doğru zamanda çalışamaması veya kasılma ile gevşeme arasındaki uyumun bozulması ön plandadır. Dolayısıyla herkese aynı egzersizi önermek doğru değildir. Tedavi, varsayımlara değil, değerlendirme ve Pelvik kas testleri sonuçlarına dayanmalıdır.

Mahremiyetin korunması, bilgilendirilmiş onam ve kişinin kendini güvende hissetmesi bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır. Danışanın yaşadığı şikayetleri kendi sözcükleriyle ifade edebilmesi, sorularını çekinmeden sorabilmesi ve tedavi seçeneklerini anlayarak karar verebilmesi, nitelikli sağlık hizmetinin bir parçasıdır. Danışanın şikâyetlerini fısıltıyla utanarak bu konu hakkında bilgisi olmayan kişilere anlatıp tavsiye alması işin içinden çıkılmaz bir sonuca sürükleyebilir. Bir sağlık sorununu dile getirmek, kişinin mahremiyetinden vazgeçmesi değil; kendi sağlığı için bilinçli bir adım atmasıdır.

Pelvik sağlık, yaşam kalitesinin görünmeyen fakat önemli bir parçasıdır. Yaşadığınız şikayetler günlük hayatı etkiliyorsa profesyonel değerlendirme ertelenmemelidir.
Çünkü bedenimizin bazı işlevleri hakkında konuşmak zor olabilir; ancak o işlevlerle ilgili sorunları tek başımıza taşımak zorunda değiliz.
Unutmayalım; sağlığımızı korumanın ilk adımı, konuşmaya çekindiğimiz belirtileri ertelemek değil, onları doğru uzmanlarla paylaşarak bedenimize hak ettiği değeri göstermektir.