Ticaret odaları, şehirlerin kalbinin attığı, ticaretin, üretimin ve ortak akılların buluştuğu en mukaddes sivil toplum kaleleridir. Ancak bu kalelerin içinde, koltuk hırsının liyakatin önüne geçtiği, çıkar ilişkilerinin ve maskeli dostlukların mahiyetini gösterdiği bazı kırılma anları vardır. Önceki Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır’ın yaşadığı süreç, tam da bu karanlık ve ibretlik tablonun en net, en sarsıcı özetidir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Türkiye genelinde yaş meyve sebze sektörüne yönelik yürütülen ve adaletin tecelli etmesini beklediğimiz bir soruşturma kapsamında gözaltına alınan Hakan Sefa Çakır, o günden bu yana Silivri Cezaevi’nde tutuklu olarak zorlu bir hukuk mücadelesi veriyor. Oysa adalet maratonu sürerken, Mersin’de odanın iradesini ve geleceğini belirleyecek seçim rüzgarları esmeye başladı. Bu süreçte komitesinden büyük bir başarıyla çıkarak iradesini ortaya koyan Çakır, ardından yönetim kurulu başkanlığına adaylığını koydu. Ancak ne acıdır ki, kapalı kapılar ardında yürütülen hesaplar, "seninleyiz" diyerek arkadan iş çevirenler ve koltuk uğruna ilkesini satanlar yüzünden bu yarış kaybetti. İşte bu haksızlığın, vefasızlığın ve derin hayal kırıklığının isyanı, Silivri’den kaleme alınan ve her satırı vicdanları yaralayan o sert mektupla kamuoyuna yansıdı.
Hakan Sefa Çakır, kaleme aldığı "Bir Koltuğun Uğruna" başlıklı manifestosuyla, sadece kendi yaşadığı ihaneti gözler önüne sermiyor; aynı zamanda sivil toplum örgütlerindeki çürümenin, adam sendeciliğin ve makam uğruna her şeyi mübah gören zihniyetin altını kalın harflerle çiziyor. "Onurunu, şerefini hiçe sayanları, verdikleri sözleri yutanları, dik durmayıp eğilip bükülenleri..." hedef alan bu isyan bayrağı, odanın hak ettiği değerden nasıl uzaklaştırıldığının acı bir tablosudur. Sektörüne, odasına katkı sunmak bir yana, sadece kendi ikbalini düşünenlerin, seçim öncesi "aday değilim" deyip arkadan iş çevirenlerin maskesi bu mektupla düşmüştür.
Bir insanın özgürlüğü kısıtlanmışken, mahkeme kararı henüz kesinleşmemiş ve masumiyet karinesi esasken, vefanın en çok hatırlanması gereken günde sırt çevrilmesi, Mersin iş dünyasının gururuna sürülmüş talihsiz bir lekedir. Seçim dönemlerinde çıkar ilişkileriyle hareket edenlerin, odayı şahsi basamakları olarak kullananların ve liyakati bir kenara itenlerin kurbanı olmuştur Hakan Sefa Çakır. Ancak her şeye rağmen, Silivri’nin soğuk duvarları arasında yazılan o satırlar göstermektedir ki; makamlar, koltuklar ve geçici unvanlar el değiştirir, fakat dik duruş, adalet arayışı ve gerçek dostluklar baki kalır.
Bugün Mersin iş dünyasının yapması gereken, bu mektubu sadece bir öfke dışavurumu olarak okumak değil; odanın geleceğine sahip çıkmak, vefasızlıkla kirlenen bu süreci sorgulamak ve tüccarın hakkını korumaktır. Unutulmamalıdır ki tarih, koltuk uğruna satanları değil; her türlü baskıya ve zorluğa rağmen boyun eğmeyenleri yazar. Silivri’den yükselen o ses, vicdan sahibi tüm Mersinlilere çok net bir gerçekliği hatırlatmaktadır. Koltuklar geçicidir, lakin haysiyet ve adalet arayışı ömür boyu kalıcıdır.