Mersin, 321 kilometrelik sahil şeridi, Toroslar’ın serin yaylaları ve binlerce yıllık kadim geçmişiyle sadece bir şehir değil; inançların ve kimliklerin harmanlandığı yaşayan bir hoşgörü mozaiğidir. Limanıyla ticaretin kalbi, gastronomisiyle damakların vazgeçilmezi olan bu kent, Türkiye’nin ekonomik ve kültürel lokomotiflerinden biridir. Ancak son günlerde bu devasa potansiyel, maalesef kapsayıcılıktan uzak, ayrıştırıcı bir siyasi tavrın gölgesinde kalmıştır.
Temsilde Adalet, Kentte Saygı
Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen ve kentin kültürel kalkınması için büyük önem taşıyan bir açılış töreninde şahit olduğumuz manzara, Mersin’in ruhuna aykırıdır. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Vahap Seçer’in, ilçe belediye başkanlarının ve ittifak dışı milletvekillerinin bu törene davet edilmemesi, basit bir organizasyon hatası olarak geçiştirilemez.
Mersin bugün TBMM’de 7 farklı siyasi partiden 13 milletvekiliyle temsil edilmektedir. Bu vekillerin yarıdan fazlasını ve yerel yönetimin iradesini dışarıda bırakmak; sadece seçilmiş isimlere değil, onlara oy veren Mersin halkının iradesine de yapılmış bir saygısızlıktır.
Mesele Festival Değil, Mersin’in Kimliğidir
Siyasi tercihler hizmetin ve kentin tanıtımının önüne geçtiğinde, kaybeden sadece bir kurum değil, tüm Mersin olur. Mersin’in zenginliği, farklılıkları bir masa etrafında toplayabilme becerisinden gelir. Halkın oylarıyla seçilmiş isimleri yok saymak, bu kentin demokratik yapısını ve çok sesli kimliğini zayıflatmaktır.
Bir kentin temsili, seçilmiş tüm aktörleriyle bir bütündür. Mersin’i "müstesna" kılan o tarihsel mozaik, siyasi ajandalarla parçalanamayacak kadar değerlidir. Yetkililere hatırlatmak gerekir ki; Mersin bir partinin veya bir ittifakın değil, her rengiyle tüm Mersinlilerindir. Kenti büyütmek istiyorsak, önce onun iradesine saygı duymayı öğrenmeliyiz.