AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) tarafından açıklanan verilere göre, 6 Şubat 2023 tarihinde yerel saatle 04.17 ve 13.24’te, merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan Mw 7.7 ve Mw 7.6 büyüklüğünde iki büyük deprem meydana geldi. Yerin sırasıyla 8.6 km ve 7.6 km derinliğinde gerçekleşen bu sarsıntılar, sadece binaları değil; hayatları, umutları ve bir ülkenin vicdanını derinden sarstı.

Aradan geçen zamana rağmen, bölgede yaşayanlar için o an hala “dün gibi”. En küçük bir sarsıntıda, en ufak bir artçıda hafızalar yeniden canlanıyor. Çünkü bu felaket sadece yıkım değil; tarifsiz acılar, kayıplar ve yarım kalan hayatlar bıraktı geride. Yaralar bir nebze sarıldı belki ama acının sıcaklığı hala korunuyor.

Devlet, özellikle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın bölgede aralıksız sürdürdüğü çalışmalarla kentler yeniden ayağa kaldırılmaya çalışılıyor. Yıkılan şehirlerin yerine, depreme dayanıklı konutlar, iş yerleri, caddeler ve pazarlar inşa ediliyor. Fiziki dönüşüm hızla ilerliyor; bu, umut verici ve hayati bir adım.

Ancak asıl mesele sadece yeniden yapmak değil, doğru yapmak. Çünkü bu felaket bize bir kez daha gösterdi ki; deprem kader olabilir ama yıkım kader değildir. Deprem öldürmez, çürük binalar öldürür.

Buradan çıkarılması gereken en büyük ders budur. Sadece deprem bölgesinde değil, Türkiye’nin dört bir yanında yapı stoklarımızı gözden geçirmek zorundayız. Binalarımızı güçlendirmek, riskli yapıları dönüştürmek ve bilimi rehber edinmek artık bir tercih değil, zorunluluktur. Bugün atılmayan her adım, yarın telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açabilir.

“Asrın felaketi” olarak anılan 6 Şubat depremlerini unutmak mümkün değil. Ama asıl unutulmaması gereken, bize verdiği uyarıdır. Bu acı tecrübe, daha güvenli şehirler kurmak için bir milat olmalıdır. Kaybettiklerimize olan borcumuz da budur: Aynı acıları bir daha yaşamamak için gerekeni yapmak.

Unutmayalım; hafızamızı diri tutmak, geleceğimizi kurtarmanın ilk şartıdır.