"YENİLENEREK" KENTTEN KOPARTILAN MERSİN ESKİ VİLAYET KONAĞI

Bir Mersinli olarak kentin dününü değerlendiren, bugününü şekillendirmek için neler yapılması gerektiğini düşleyen, yapılanları sorgulayan, "ah şu yapılan şöyle yapılsaydı daha iyi olmaz mıydı" diye dersler çıkarıp geleceğe yönelik kurgulamalar yapan, yazılar yazan bir hemşerinizim.

Bu yazımda içimi acıtan bir konuya değineceğim; restore edilen, ayağa kaldırılan ama yine diri diri tarihe gömülen bir kültür mirasımız olan Mersin Vilayet Konağı hakkında düşüncelerimi yazacağım.

Neyin, neden, nasıl, kim(ler) tarafından kararlaştırılarak yapıldığını irdelemek değil amacım. Niyetim, bazı hatalardan geri dönülebilecekse, insanları düşünceye sevk etmektir. Bence hata olan, başkası için hata olmayabilir! Karar vericiler gerekçeleriyle kararlarını savunabilirler.

"Olanla - ölene çare bulunmaz" demiş atalarımız. Ama bazı durumlarda bu geçerli değildir. Kişinin erdemi her yaptığının doğruluğuna inanmak yerine fikri olanlara danışmak ve kararlarını ortak akla göre vermekle doğru orantılıdır. Yani verilen her karar gelişmelerin ışığında oluşan yeni şartlara ve içinde bulunulan toplumun taleplerine göre gözden geçirilebilir; varsa, hatadan dönülür.

Tarihi Vilayet Konağı restore edilmiş, sonra da Jandarma'ya tahsis edilerek, etrafına beton duvarlar yerleştirilerek kent yaşamından dışlanmıştır. Mersinliler harika bir "müze" binasından yoksun kalmışlardır. Bence bu uygulama, tarihi Uray Caddesi'ndeki diğer binaların da restore edilmesiyle yaşama geçirilecek (?) "Tarihe Gülümseyen Mersin" (!) projesinin çöp kutusuna atıldığının da ilamı olmuştur.

Yenilerde, restore edilen bir diğer binanın, eski Ziraat Bankası'nın URAY/ART etkinliğinde kullanılması ile göz kamaştıran geçmişimiz gözler önüne serilmiştir. Ancak eski Vilayet Konağı olmaksızın URAY Caddesi - ne yapılırsa yapılsın - eski günlerine döndürülemeyecektir. Hele, hele konağın önündeki beton duvarlar orada durdukça o cadde bir daha kesinlikle hiçbir şekilde canlanamaz. Mersin'e de tarihe "acı acı" gülümsemek kalır.

Akdeniz ve Büyükşehir Belediyelerinin birlikte gerçekleştirmeyi amaçladıkları Tarihe Gülümseyen Mersin projesi bence politik inatlaşmaların kurbanı olmuştur. Yetki tartışmaları, çekişmeler, açılan davalar, mahkemeler derken proje geciktirilmiştir. Projenin bütüncül değerlendirilmesi yerine parçacıl ele alınmasıyla proje zedelenmiştir. Projede ihaleye çıkılan 2012 yılından bu güne bir arpa boyu yol alınmıştır. İnsanlar / kurumların kentin ortak çıkarları için ortak amaç/eylem gerçekleştirmede neden bu kadar bencil ve akıl dışı davrandıkları anlaşılır gibi değildir. Proje onlarca paydaş tarafından detaylı olarak hazırlanmış ama kısır restleşmelerle kuşa çevrilmiştir.

Ben binaların restore edildikten sonra nasıl değerlendirileceği, hangi binanın hangi kuruma ait olduğu, mal sahibi kurumların restorasyon sonrasında o binaları kimlere, hangi kurumlara tahsis edeceği, caddenin ne gibi amaçlarla kullanılacağı konularında bilgi sahibi değilim. Bu konuda da zaman zaman naçizane öneri-yazılarımı yazıyorum. Uray Caddesi başta olmak üzere eski şehir bölgesinin bir kültür-sanat merkezi olmasını yazılarımda dillendiriyorum. Bu konuda epey destekçim olduğunu biliyorum.

Ama heyhat! Halka danışmak diye bir kavram oluşmamış ki zihinlerde. Katılımcı demokrasi de ne ola?

Öte yandan halkta da yanlış bir algı: Otorite yapar, yaptığı doğrudur, sorgulanamaz, sorgulanmaması gerekir!

İşte bu düşünce yüzünden eski Vilayet Konağı restore edildikten sonra karar vericiler tarafından Jandarma'ya verilmiştir. Bugün, gerekçesi ne olursa olsun, etrafındaki bölgenin siluetini bozan koruyucu beton duvarlarla bu güzelim bina kent belleğinden kopartılmıştır. Bu, yönetici-uygulayıcıların "ben yaptım oldu" zihniyetinin sonucunda ortaya çıkan büyük bir şehir planlamacılığı-tasarımcılığı ayıbıdır.

"Tarihi Kent Merkezini Yeniden Canlandırmak!" amacıyla başlatılan Tarihe Gülümseyen Mersin Projesi bu kararla "Tarihi Kent Merkezini Nasıl Tarihe Gömeriz!" projesine dönüşmüştür.

"Desti kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur" diyeceksiniz şimdi bana.

Evet desti kırılmıştır. Tamam da be kardeşim! "Destiyi taşıyanın bunda hiç mi suçu yok, niye yol yordam sormaz, danışmaz?"

"Yapılmaması gereken, daha iyi yapılabilecek herhangi bir eylemden önce konuşup fikrini söylesen daha iyi olmaz mı?" diye kınayacaksınız belki de beni.

"Bu kararlar alınırken keşke halka danışılsaydı!" olacak benim cevabım. "Haberi olsaydı kentin, herkesten görüş alınsaydı."

Ha, bir de şu var: Ben o sıralarda gazetede yazı yazmıyordum ve de çoğunuz gibi "sessizce olan biteni izleyen", dost toplantılarında bu konuları "kendin pişir-kendin ye" tartışan, yapılması gerekenleri kamuyla paylaşmak imkanı olmayan sizlerden biriydim.

Artık konuşmak, yazmak, sorgulamak, cevap aramak, öneri sunmak, Mersin'de yaşayanlar olarak kentimize sahip çıkmak, yerel yönetimlerle birlikte çalışmak, kentimizin kültürel değerlerinin korunması ve kullanılması konusunda ses vermek zamanıdır. "Mersinliler Mersin'e sahip çıkmalıdırlar!"

Bu kültürel miras bölgesinin nasıl değerlendirileceği konusunda kararların kent halkı ile birlikte tartışılarak alınması için hala geç değildir.

Ne dersiniz, yapılan hatadan geri dönebilme erdemini gösterebilirler mi yetkililer?

Ben bu konuda tek değilim. Sizlerleyim. Okurlarımla. Halkım ben.

Burada kartopunu yuvarladım. Konuyu güncelledim. Bir kentli olarak talebimi sundum.

Bu bir açık dilekçe olsun. Görevliler, yetkililer halkın sesine kulak versin!


NOT: Mersin kaza olduktan sonra 1867 yılından önce bir hükümet konağının yapılmış olduğunu Sayın Şinasi Develi'den öğreniyoruz. Bu yazımızda söz konusu ettiğimiz Uray Caddesi'nde bulunan eski Vilayet Konağı, 1901 yılında inşaatı tamamlanarak hizmete girmiştir. Eklektik yapı tarzındaki (eski-yeni / gösterişli-sade ögelerin karışımı) bina Mısır'dan getirilen 30.000 kesme taş ile yapılan binanın Marsilya kiremitleri vardır. Binanın alt katında 20 oda, üst katında da 19 oda ile bir salon bulunmaktadır. İnşaatın antik Zephyrium kentinden kalan bir tapınak binasının temelleri üzerinde inşa edildiği söylenmektedir. Sonradan alanın güneyinde yapılan modern Vilayet binasının temel kazımı sırasında da horasan duvarlar, mermerden sütün ve sütün başlıklarının ortaya çıkması bu konuyu tevsik eder durumdadır. 1901 den 1986 ya kadar 85 yıl Mersin'de Hükümet Konağı olarak hizmet veren bu binada yapıldığı yıllarda Mutasarrıflık, Adliye, Maliye, Ziraat Bankası, Jandarma ve diğer devlet daireleri de bu bina içerisinde toplu halde bulunuyordu. Sonraları emekli adalet üyeleri tarafından ve Sağlık Ocağı olarak kullanılan bina son restorasyondan sonra Jandarma'ya tahsis edilmiştir.

Yayınlanma Tarihi: 28 Ağustos, 2019, Çarşamba