7. ULUSLARARASI MERSİN NARENCİYE FESTİVALİ -2
Geçen yazımda bu yıl 7. si yapılan festival hakkındaki gözlemlerimi yazdım. Geçen yıl da dört yazı yazmıştım bu konuda. Okurlarımdan bazı dostlar bana geçen yıl yazdığım yazılarımda Festivali "eleştirmeme" rağmen bu yıl övgüyle bahsettiğimi, böyle bir "U" dönüşünün neden olduğunu sordular. Bu kent için iyi niyetle yapılan her şeye saygımdan diyelim.
Burada öncelikle "Eleştiri" kelimesinin anlamlarına bir bakalım. TDK Güncel Sözlük şöyle açıklıyor:
1. isim - Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit:
2. isim, edebiyat - Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle değerlendirerek anlaşılmasını sağlamak amacıyla yazılan yazı türü, tenkit, kritik.
3. isim, felsefe - Özellikle bilginin temellerini ve doğruluk durumunu inceleme, sınama, yargılama.
Bana sorulan yukarıdaki gibi sorulardan çıkarsamama göre günlük yaşamda insanlarımız "eleştiri" kelimesini daha çok olumsuz anlamlandırmalarıyla kullanıyorlar. Oysa kelime olumlu ve olumsuz gözlemler, değerlendirmeler ve de yapıcı-iyileştirici öneriler yapmak anlamlarını içeriyor.
Geçen yılki dört yazımda festivali enine-boyuna mercek altına almış ve de geliştirilerek, kültür ve sanat etkinliklerinin eklemlenmesiyle, bir "Kent Festivali"ne dönüştürülebilmesi için kendimce somut önerilerde bulunmuştum. Burada bunları tekrar belirtmeme gerek yok! Gazete arşivlerinde gerektiğinde başvurulmak üzere yerini almıştır. Ben ayni fikirlerimi halen muhafaza ediyorum. İleride kent yerel yönetimlerinin ve destekçi diğer kurum ve kuruluşların da bu çizgiye geleceklerini umut ediyorum.
Bu yıl bu önerilerimin dikkate alınabileceği kanısında değildim. Statükoyu yeni fikirlerle hemen değiştirmek mümkün değildir. Görülen odur ki Narenciye Festivali'nin bu yıl da tematik bir şov - gövde gösterisi olması yeğlenmiştir. Benim bir önceki yazımda altını çizdiğim nokta budur: Bu büyük organizasyon başarı ile ifa edilmiş, düzenleyiciler ve tüketici halk tarafından beğenilmiş ve misyon tamamlanmıştır!
Ben kültür-sanat konusuna odaklanmış biri olarak gözlemlerimi yazıyorum. Herhangi bir kararda, uygulamada, etkinlik seçiminde eksiklikler- yanlışlıklar varsa yazmak ve Mersin'de yaşayan biri olarak önerilerde bulunarak daha iyi sonuçlara ulaşılabilmesi için ileriye dönük alternatiflerin düşünülmesini sağlamak için kafa yoruyorum.
Ben olumsuzlukların altını çizmek, kimseyi, herhangi bir kurumu yermek için yazmıyorum. Ben kent için daha iyi neler yapılabilir, yapılması gerekir göstermek için yazıyorum.
Ancak burada önemli bir noktanın altını çizmek isterim: Üst yönetimlerden kimle görüşsem önerilerimi değerli bulduklarını belirtiyorlar. Peki, arzulanan değişim neden sağlanamıyor. Burada bence kadroların vizyon eksikliği söz konusudur. Üst yöneticilerin kafalarındaki (varsa) kültür-sanat konularında plan ve projeleri uygulayacak gerekli alt yapıya sahip yetkinlikte alt kadrolar yoksa, zihinlerde kristalleşen sonuçlara ulaşılamaz.
Ehh, haydi burada küçük bir örnek vereyim. Festival tanıtım kahvaltısında narenciye giydirilmiş birbirinden güzel kızlarımız bir defile yaptılar. Düzenleyici kimdi bilmiyorum, kimseyi de kırmak istemem ama söylemeden geçemeyeceğim. Seçilen müzik bu şov için son derece uygunsuz, gürültülü ve sıradandı. Kızlarımızın üzerindeki 15-20 kg narenciyelerle ne denli mümkün olabilirdi bilemiyorum ama koreografik bir estetik de yoktu. İlk tanıtım, ilk düş kırıklığı... Yani yalnızca iyi niyet yetmiyor. Bence dışarıdan profesyonel destek alınmalıydı. Alındıysa da başarılı olunamamıştır.
İşte size ilk günden itibaren festivalin "sanatsal" yönünün eksikliğini gösteren küçük ama çok önemli bir detay.
Bu Narenciye Festivali hakkında yazdığım altıncı yazı. Neden bu kadar kafa yoruyorum acaba? Çünkü büyük emek verilen bu etkinliği önemsiyorum. Çünkü bu festival küçük dokunuşlarla, içeriğinin zenginleştirilmesiyle kentimizde ve bölgemizde büyük bir "Kent Festivali"ne dönüşebilir. Yoksa tematik bir eğlencelik şenlik olarak kalacaktır.
Geçen yazımda organizasyonun başarılı olduğunu, böyle büyük bir organizasyonun altından kalkanların daha iyisini yapmanın sancıları içinde olmaları gerektiğini yazdım.
Geçen yazımın sonundaki cümleyi, kalan sayılı günleri güncelleyerek burada tekrar edeyim:
"Hep beraber düşünelim, gelecek yılın Narenciye Festivali'ne 355 gün kaldı..."
Bu festivale büyük bütçe ayrılıyor, görünüşte herkes memnun. Halk güzel havada eğlendi, kurdunu döktü. Organizasyon başarılıydı. Şimdi bunu geliştirmek gerekiyor. Bütçeye küçük bir eklenti ile - veya ana bütçede bazı etkinlikler için ayrılan paradan tasarruf edilerek, festival içeriğine gerçek kültürel- sanatsal etkinlikler eklenerek bu festival bir "Kent Festivali" olabilir!
Benim adım Hıdır, diyeceğim budur!