SOLOİ POMPEİOPOLİS KAZILARI

"... bu tür uzun erimli kazılarda yalnızca Bakanlık ödeneğine dayalı bir sistemi kabullenmek kültürel mirası korumada ne kadar gerçekçi tartışılmalı. Yerel yönetimlerin katkısının sürekli ve sürdürülebilir olması, kazılar ve restorasyona önem verilmesi ve bunun için planlı maddi destek oluşturulması; bu konularda popülizmden uzak durularak daha içten ve verici davranılması gerekli. Birçok il ve ilçe belediyesi bu sorunları aştı (örneğin Denizli, İzmir). Mersin'de kültürel mirasın korunmasında mevcut yerel destekler yeterli değil." (Prof. Dr. Remzi Yağcı - Soloi Pompeiopolis Kazı Başkanı)

01 Ağustos 2019 Perşembe günü Viranşehir'de kazı evinde gerçekleştirilen AKOB 4. SOLOİ POMPEİOPOLİS KAZI DOSTLARI BULUŞMASI vesilesiyle, "ARATOS'UN MEZARI" nın artık ortaya çıkartılması konusunda yazdığım yazıda, Soloi ve yöremizdeki diğer kazılara yeterli katkı sağlanmadığı gerçeğini satır aralarında belirttim. Gelen birkaç yorum arasından Kazı Başkanı Prof. Dr. Remzi Yağcı'nın yorumunu yukarıda alıntıladım.

Özellikle Soloi Pempeiopolis kazılarının Mersin'in uluslararası tanıtımı için çok önemli bir kaldıraç olacağını sürekli vurgulayan biri olarak konuyu bir kez daha irdelemek yararlı olacaktır.

Bir arkeolojik kazı salt Bakanlık ve Üniversite ödenekleri ile yürütülemez. Yurdumuzda ve tüm dünyada arkeolojik kazılara yerel yönetimler, kent kurum - kuruluşları ve ulusal hatta uluslararası şirketler, bankalar vd. katkıda bulunmaktadır. Bu katkıların sürdürülebilirliği de hayati önem taşır.

Evet, Sayın Yağcı'nın dediği gibi, "Mersin'de kültür mirasının korunmasında mevcut yerel destekler yeterli değildir."

Kral çıplak! Mersin kültürel mirasın korunması konusunda sınıfta kalmış bir kenttir.

Bugün kentin ve bölgenin turizme açılması için "Havaalanı" diye bangır bangır bağırıyoruz. Ancak turisti çekecek değerleri bir biri ardına acımasızca yok ederken - bir kaç kent yazarı dışında - kimsenin sesi soluğu çıkmıyor. Yapılaşma ile gün geçtikçe daralan, eksilen Soloi antik alanını (ve defineciler tarafından talan edilen, zarar verilen diğer ören yerlerindeki eserleri) kaygıyla izliyoruz. Ses veren yazarlar, seslerini duyuramıyor, çünkü Mersinliler "üç maymun"u oynuyorlar

Kent kültür değerlerini yok eden, yok edilmesine vesile olan, buna ses çıkartmayan, eylem yapmayan tüm kişiler ve kurum ve kuruluşlar kültür cinayetlerine direk ya da dolaylı katkı ve yataklık etmekten suçludurlar. Bu listeye üzülerek kendimi de ilave etmek durumundayım. Bu konuda bir kentlilik bilincinin yerleştirilmesi gerekiyor. Bunu kolaylaştıracak tek yöntem de yerel yönetimlerin şehir planlamacılığında kent insanı ile birlikte çalışmak için demokratik katılımcılığa açık şeffaf bir yönetim tutumunu benimsemesi olacaktır.

Yakın geçmişte korunamayan, yitirilen, yıkılan, yok edilen, ranta kurban edilen eski Mersin binalarının, iskelelerinin, sit alanlarının bir çetelesini tutarsak buna sebep olanlar ve göz yumanlar hakkında yukarıdakinden daha da ağır ifadeler kullanılabilir. Bu kayıplar rant için, kent belleğini yok etmek için planlı-programlı kültür cinayetleridir. Failleri de bilinmektedir. Kamuoyunun hatırlayacağı en son örnekler Azak Han, Cumhuriyet Konakları ve Tevfik Sırrı Gür Stadyumu yıkımlarıdır. * Artık bu gidişe bir son verilmelidir.

Konu kültür cinayetlerinden açılınca, "bir dokun, bin ah işit" misali konuyu biraz dağıttık. Özürler. Şimdi konumuz olan Soloi Pompeiopolis kazılarına geri dönelim:

Mersin'de başta Soloi Pompeiopolis olmak üzere arkeolojik kazılara planlı, düzenli bir maddi destek yoktur. Her yıl yerel yönetim ve kent kurum, kuruluşları gönüllerinden ne koparsa (!) bir destek vermektedirler. Bunun böyle olmaması gerekir.

Katkı sunanlar her yıl, kesinlikle eksiltilmeyecek, aksine artırılacak belirli bir meblağı bu kazılar için bütçelerinde ayırmalıdırlar. Bu kazıların sürdürülebilirliği ve belirli bir süreç içinde hedeflenen neticeye ulaşılması için şarttır. Ancak bu şekilde kazı heyeti yeterli personel ile belirlenen kazı süresince faaliyette bulunabilecektir.

İşte burada "elini taşın altına sokmak" deyimi anlam kazanıyor. O taşın altından neler çıkacaktır, kent nasıl ulusal ve uluslararası imajını yükseltecektir, o zaman görülecektir. Kültürel mirasın korunması için tüm kent dinamiklerinin bilinçli ve sürekli katkısı bu bakımdan şarttır.

Soloi Pompeipolis kazıları Mersin'in turizmde "makus talihini" alt etmesi için yeterli fonlarla desteklenmelidir. Mevcut ve olası bulgular kentin ve yörenin turistik imajını parlatacak neticelere ulaşılabileceğini işaret etmektedir.

Soloi Pompeioplois tüm dünyada günümüze kadar gelebilmiş antik limanların- uzun süreler ihmal edilmiş ve bilinçsizce hırpalanmış olsa da - en iyi durumda olanıdır. Bu hırpalama bugün dahi sürmektedir. Antik alan çevresinde kalan, 3. derecede sit alanları (!) yapılandırılmaya açılmıştır.

Limanın kıyıda ve deniz içindeki kısımlarının da ortaya çıkartılması ile antik devirde ne denli önemli bir liman olduğu da gözler önüne serilmiş olacaktır.

Sayın Remzi Yağcı'nın konuşmasında geçen, önceki yazımda atladığım çok önemli bir vurgulamasını aktarmak isterim.

"ARATOS'UN MEZARI'nın ortaya çıkartılması ile Soloi Pompeiopolis UNESCO DÜNYA KÜLTÜREL MİRAS LİSTESİ'ne girme konusunda en şanslı aday antik kentlerin başında yer alacaktır."

İşte Mersin'in başına konacak talih kuşu buradadır.

Bunun için gerekli kamulaştırmaların bir an önce yapılması, koruma önlemlerinin artırılarak kazıların hızlandırılması ve daha uzun süreli kılınabilmesi için politikaların üretilmesi, desteklerin artırılarak sürdürülebilir olması gerekiyor. Bu ancak yaratılacak bir KENT İMECESİ ile mümkün olacaktır.

Mersin'in tüm belediyeleri 2020 yılı ve sonraki bütçelerini buna göre ayarlamalıdırlar.

Mersin kurum ve kuruluşlarının (ve bulunacak ulusal sponsorların) da ayni şekilde kazı katkı paylarını planlayarak ve katkılarını süreç içinde artırarak 2020 ve sonrası bütçelerini yapmaları gerekiyor.

2020 yılının Mersin'de Soloi Pompeiopolis ve diğer yöre kazılarına planlı ve sürdürülebilir bir şekilde katkı verilmesi bilincinin yerleşmesi için bir başlangıç olmasını, kültürel mirasın korunması için tüm Mersin dinamiklerinin katılacağı bir "İMECE- SEFERBERLİK YILI" olmasını diliyorum.


OKUYUNUZ:

1) Semihi VURAL, "Pamuğun Çocuğu Mersin, Mersin İskeleleleri". Mersin Deniz Ticaret Odası Yayını (2. Baskı), 2017.

2) Semihi VURAL, "Soloi Pompeiopolis - Viranşehir". Mezitli Belediyesi Yayını, 2017.

3) Semihi VURAL, "Semihi VURAL, "Antik Kilikya Limanları, Mersin Deniz Ticaret Odası Yayını, 2018.

Yayınlanma Tarihi: 14 Ağustos, 2019, Çarşamba