Klavyesi Olanın Değil, Kalbi ve İlmi Olanın Mesleği
Bugünlerde sokağa çıktığınızda elinde akıllı telefonu olan, bir sosyal medya hesabı üzerinden teyit edilmemiş iddiaları "flaş gelişme" olarak servis eden herkesin kendine yakıştırdığı bir sıfat var: Gazeteci.
Oysa gazetecilik, bir telefon ekranına sığmayacak kadar büyük, sadece bir "tık" uğruna harcanamayacak kadar kutsal bir kamu hizmetidir.
Gelin, iğneyi biraz kendimize, çuvaldızı ise bu mesleği sahipsiz bırakan düzene batıralım.
Dördüncü Kuvvet mi, Yoksa İlk Hedef mi?
Akademik kadrosuyla, köklü tarihiyle ve yasama-yürütme-yargıdan sonra gelen "Dördüncü Kuvvet" unvanıyla gazetecilik, demokrasilerin bağışıklık sistemidir. Ancak son yıllarda bu sistem ciddi bir saldırı altında. Bir hekimin ameliyata girmesi için diploması, bir avukatın savunma yapması için baro kaydı şart koşulurken; neden gazetecilik "kapısı herkese açık, denetimsiz bir koridor" haline getirildi?
Yasalarla sınırlandırılmış meslek gruplarına yönelik müdahaleler suç teşkil ederken, gerçek meslek erbaplarının itibarının sosyal medya dezenformasyonuna kurban edilmesi neden bu kadar kolaylaştı?
Teyit Edilmemiş Bilgi Haber Değildir
Bir cep telefonuyla olay yerinden görüntü paylaşmak "tanıklıktır", ancak gazetecilik değildir. Gazetecilik; o görüntünün öncesini, sonrasını sorgulamak, doğruluğunu teyit etmek ve kamuoyuna etik bir çerçevede sunmaktır. Bugün halkın bir kesimi, doğrulanmamış bilgileri "haber" zannederek gerçek gazetecilere olan güvenini yitiriyor. Kurunun yanında yaş da yanıyor; mesleğini onuruyla yapanlar, bu bilgi kirliliğinin yarattığı güvensizlik ikliminde nefes almaya çalışıyor.
Yargı Yolu: Uzun ve Çileli Bir Labirent
Meslek mensuplarının en büyük yarası ise sahipsizlik. Kişilik haklarına saldırıldığında veya meslek onuru zedelendiğinde yargıya başvurmak, maalesef ülkemizde "sonu gelmez bir uğraş" olarak görülüyor. Yıllarca sürecek davalar, bürokratik engeller ve "değer mi?" düşüncesi, gerçek meslek sahiplerini suskunluğa itiyor. Bu suskunluk ise mesleği değersizleştirenlerin ekmeğine yağ sürüyor.
Gazetecilik, yoldan geçerken yapılacak bir iş değil, bir ömrün adandığı ağır bir sorumluluktur. Kamu görevlilerinden halka kadar herkes bilmelidir ki; gazeteci güvenilmez ilan edildiğinde, aslında toplumun doğru haber alma hakkı elinden alınmış olur.
Mesleğin onurunu korumak sadece gazetecilerin değil, o dördüncü kuvvete ihtiyaç duyan her vatandaşın ve bu mesleği yasal bir koruma kalkanına alması gereken kanun koyucuların görevidir. Unutmayın; gerçek gazetecilik biterse, geriye sadece gürültü kalır.