Sezgiler adeta bizim alıcı antenlerimizdir. Sezgisel karar verirken gerçekten neyi dinlememiz ne yapmamız, hangi stratejileri kullanmamız gerektiğini bulmak için kullanabileceğimiz çeşitli araçlarımız var.Birçok insan sezgilerini kaçırır çünkü düşünüyordur. Fotoğraf makinası flaşı gibi hızlı gelir ve gider. O nedenle ya anlamaz ya da hatırlamayız. "Bu amma tuhaf ve de anlamsız bir şey" deriz. Aslında bu aklın bizlere her zaman yaptığı tuhaf ve yoldan çıkaran bir açıklamadır. Buna hazırlıklı olmamız lazım. Çünkü karar verirken aklımızın dışında bir yeri yani sezgilerimizi dinlemek risk almaktır. Hayatımıza her zaman müdahale eden akıl hemen yorum yapar. Bütün bu negatif sesler yükselecektir. O nedenle hazırlıklı olmamız gerekiyor.Batı kültürlerinde bizleri sezgilerimizi dinlemekten alıkoyan bir sistem vardır. Bu oldukça yaygındır. Teknolojinin fazla gelişmiş olması bu durumu tetikler. En acısı da aklımızın kararlarda baskın olduğu bu durumun farkında bile olmamaktır.

Kafanız bir şeye takıldığında, çıkış bulamadığınızda durmadan o konuda düşünmenin hiçbir faydası olmuyor. Bu noktada bir dengeye ihtiyacınız var, sezgi ve içgüdülere. İnsan karar alırken, biri mantıksal, diğeri sezgisel, iki ayrı sistem kullanır. Mantıksal sistem, ölçüp biçerek, neden-sonuç ilişkileri kurarak karar alır. Sezgisel sistem, mantık tanımaz, verileri kendi kurallarına göre değerlendirip, yaşadığı deneyimlere dayanarak çok hızlı karar alır.Herkesin hayatında "İçimden bir ses diyor ki..." dediği anlar vardır. Bu anlar, insanın sezgilerinin harekete geçtiği anlardır. Sezgisel karar alma, insanın "iç sesini" dinlediği anlardır.

İnsan sezgileriyle, verileri çok hızlı değerlendirip, içinde bulunduğu durumu analiz eder ve karar alır. Çoğu zaman insanın bilinci, sezgilerinin gerisinde kalır. Daha bilinç, verileri algılamakla uğraşırken, insanın sezgileri bütün bilgileri değerlendirir ve karara ulaşır.İnsanlar, yeni birisiyle tanıştıklarında, o insanla ilgili kararlarını beş on saniye içinde verirler. Psikologlara göre, bu karar, o insanla ilgili ömür boyu elde edilecek bütün bilgilerin en değerli kısmını oluşturur. İnsan pek az durumda, ilk izlenimin aksine bir sonuca ulaşır. Bu tamamen sezgisel bir karardır.

Kadınlar içgüdülerine ve iç seslerine erkeklere kıyasla daha fazla kulak verirler ve bunu açıkça ifade ederler. "İçimdeki ses böyle söylemiyor" diyerek, öngörülen mantığın aksine karar alan ve son derece isabetli sonuçlar elde eden birçok kadın vardır.Erkekler ise sezgileri yerine mantıklarıyla karar almakla övünürler. Mantıklı olmanın bir üstünlük olduğuna inandıklarından, sezgilerini dinlemeyi bir zayıflık zannederler. Oysa birçok erkekte de sezgisel yetkinlikler vardır ama onlar, bu yetkinliklerini kullanmayarak kendilerini köreltirler. Rab Korkusu Bilginin Temelidir. Oysa Ahmaklar Bilgiyi Ve Terbiyeyi Küçümser.