Bu hafta köşemde ev alırken neye dikkat ediyoruz konuşuna değinmek istiyorum. Türkiye geneli müteahhit sayısının 330 bine ulaştığı tahmin ediliyor.
Almanya'da toplam sayı 3 bin 800 iken, tüm Avrupa'da 20-30 bin arasındadır. Çok şükür bizde müteahhit çoktur. Herkes müteahhit olabiliyor. Kuyumcu, oto galerici, fırıncı, petrolcü, mobilyacı....
Kısaca parası olan herkes müteahhit olduğu bu koşullarda evler üç oda bir tabut oluyor. Bu ihmalsizlik enkazında deprem değil, müteahhitler öldürecektir.
Yakınlarınızdan biri ev aldığında, ilk hangi soruyu soruyorsunuz, ben size söyleyeyim...
Ev kaç metrekaredir?
Ev hangi cephededir?
Ev hangi mahallededir?
Evin doğalgazı var mıdır?
Banka sana ne kadar kredi vardı.
Emlakçı senden ne kadar para aldı?
Birikmişin ne kadardı?
Kaynanana ya da kayınbaban ne kadar yardım etti?
Evin kaç yaşında?
Evin balkonu var mı?
Evin mutfağı büyük mü?
Evde kullanan fayansın rengi nedir, fayansın modeli nedir?
Evdeki kapıların ve pencerenin kolu hangi markadır?
Ev güneş görüyor mu?
Güneş enerjisi var mı?
Kapıcısı var mı?
Asansörü var mı?
Güvenlik kamerası var mı?
Çocuk oyun parkı var mı?
Havuz var mı?
Bir Allahın kulu da bu ev depreme dayanaklı mı, sorusunu sormaz. Ne zaman öncelikli sorumuz bu ev depreme dayanaklı mı sorusu olursa o zaman bilinçli oluruz.
Ölüm manzaralı evlerde yaşamak bizim kaderimiz değildir. Bilgisizliğimizi, cahilliğimizi, yoksulluğumuzu kadere yükleyerek rahatlıyoruz....