Her yıl 8 Mart'ta Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyoruz. Ancak bu gün gerçekten bir kutlama mı, yoksa süregelen eşitsizliklere ve adaletsizliklere karşı bir direniş mi? Kadınlar, yıllardır ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarda hakları için mücadele ediyor. Ancak günümüzde hala toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık devam ediyor.

Emeğin Görünmezliği ve Cam Tavanlar: Kadınlar iş hayatında daha fazla yer alsalar da hala erkeklere oranla daha az maaş alıyor, terfi süreçlerinde engellerle karşılaşıyorlar. Cam tavan sendromu, yetkin ve donanımlı kadınların üst pozisyonlara yükselmesini engelleyen en büyük problemlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Kadın emeği, özellikle bakım ve ev içi işlerde görünmez hale gelmiş durumda. Ücretsiz ev işleri, çocuk bakımı ve yaşlı bakımı gibi sorumluluklar çoğunlukla kadınların omuzlarına yükleniyor.

Şiddete Karşı Mücadele: Kadına yönelik şiddet, 8 Mart'ın sadece bir kutlama günü olmadığını açıkça gösteriyor. Türkiye'de ve dünyada birçok kadın, fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kalıyor. İstanbul Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmeler, kadınların haklarını koruma altına almayı amaçlasa da, bazı ülkelerde bu sözleşmelerin yürürlükten kaldırılması, kadın mücadelesini daha da zorlaştırıyor.

Kadın Mücadelesinin Önemi: Bugün, kazanılmış haklarımızı savunmak ve yeni haklar elde etmek için mücadele etme günü. Eşit işe eşit ücret, kadınların karar mekanizmalarında daha fazla yer alması, şiddetsiz bir hayat, kadın sağlığı ve eğitimine erişim gibi konular hala çözüm bekleyen temel sorunlar arasında.

Bu nedenle 8 Mart, çiçeklerin dağıtıldığı, hediyelerin verildiği bir gün olmaktan öte, kadın hakları için sesimizi yükselttiğimiz bir gün olmalıdır. Çünkü kadın mücadelesi, sadece kadınların değil, toplumun tamamının geleceğini şekillendiren bir mücadeledir.