Kişinin kıymeti, dilinin altında ve kalemin ucunda gizlidir, onu söz ve yazı, açığa vurur.Yazı yazmayı öğrenmek, her şeyden önce düşünmeyi öğrenmektir.Çünkü yazmak sanatı, hayatı incelemekle kazanılır.

Eğer etrafınızdaki insanlardan daha çok yazıya yönelmiş ve kendini bu şekilde ifade etmeyi seven bir insansanız, bu alışkanlığın ne kadar rahatlatıcı, netleştirici ve zenginleştirici olduğunu bilirsiniz.

Fikirler sürekli olarak kafanızın içinde akıyor olabilir ve bunların hepsinin izini sürmek zor olabilir. Yazma eyleminin kendisinden zevk alıyor olabilirsiniz. Farkında olmadığınız şey ise, yazmanın pek çok sosyal faydasının da olduğudur.

Günlük hayatımızda farkında olmasak da sürekli yazarız. İşte not alırken, markete gitmeden önce alınacaklar listesi hazırlarken, katıldığımız toplantılarda fikirlerimizi karşımızdakilere aktarırken... Fakat çoğumuz yazı yazmanın rahatlatıcı ve tedavi edici etkisiyle tanışmamışızdır henüz.

Yazı yazmak, insanların yaşadıkları olayların giriş, gelişme ve sonucunu çok daha iyi algılamasına yardımcı oluyor. Bilinçaltlarında takıldıkları noktalarla yazı yazarken karşılaşabiliyor ve uzun süredir aradıkları cevapları yazı yazarken bulabiliyorlar. Bazen ufak tıkanıklıklarla başlayan yazma süreci, sayfalarca yazıyla sonuçlanabiliyor

Dışavurumcu yazı yazmanın duygusal ve fiziksel sağlığa ne kadar yararlı olduğuyla ilgili 2015'te yapılan bir araştırmaya göre, 4 aylık bir zaman sürecinde 15-20 dakikalık periyotlarla 3 ila 5 kere yazı yazmanın, belirgin bir fark yaratmak için yeterli olduğu gözlemlenmiştir

Yazmak, düşünme hızını ve kelime haznesini arttırırken, ruh haline ve stres seviyesinin azalmasına da iyi geliyormuş. Yazı yazmak aynı zamanda söz ile kolayca ifade edemediğimiz çoğu şeyi rahatlıkla dışa vurmamıza yardımcı oluyor. Stresli ya da duygusal açıdan zorlayıcı olaylarla ilgili yazı yazan insanlar, yaşadıkları kötü olayların etkilerini çok daha kolay atlatıyor.

Yazmak bizi kendimize bağlar. Çünkü aradığımız şeyler, özellikle insana dairse, diğer şeylerle bağlantılı olmalıdır. Bireyin sorusu kendinden diğer bireylere, oradan da daha genele, evren ve ötesine dek her şeyle alakalıdır. Kendisi ve çağı hakkında yazan insan, tüm insanlar ve çağlar hakkında yazmış olur. Ancak yazıya geçmiş düşüncenin değeri vardır; geri kalanlar boş çırpınmalardan, rüzgarın alıp götürdüğü bir saatlik hayallerden, başka bir şey değildir.

DAİMA GERÇEĞİ BİLİN VE GERÇEKLERLE YAŞAYIN. ÇÜNKÜ ANCAK GERÇEKLER ÖZGÜR KILAR