Evcil hayvan sahipleri, özellikle kedi ve köpeklerde görülen pire, iç ve dış parazitler ile bazı davranış değişikliklerini zaman zaman önemsemeyebiliyor. Ancak Veteriner Hekim İbrahim Budak, hayvanın evden hiç çıkmamasının pire ve parazitlere karşı tamamen güvende olduğu anlamına gelmediğinin altını çizerek, hayvan sahiplerinin dikkat etmesi gereken noktaları www.cukurovagazetesi.com’a anlattı.
“Evden çıkmamak pireye karşı tamamen güvende olmak anlamına gelmez”
Evden hiç çıkmayan hayvanlara dahi pire bulaşabileceğini ifade eden Budak, pirelerin farklı yollarla eve taşınabileceğine dikkat çekti. Budak, “Evden çıkmamak, pireye karşı tamamen güvende olması anlamına gelmez. Pire; insanlar dışarıda yürürken ayakkabısı veya kıyafetiyle, balkona gelen farklı bir hayvan ve ortak kullanım alanlarından eve taşınabilir” dedi.
İç parazitlerin de farklı yollarla hayvanlara bulaşabileceğini ifade eden Budak, “Eve giren sinek, böcek ya da bitkilerden dökülen parazit larva ve yumurtalarının patilere temas etmesi ve kedinin patisini yalaması, kedimizde iç parazit oluşmasının sebeplerinden olabilir” diye konuştu.
Pire sadece hayvanın üzerinde yaşamıyor
Pire konusunda en sık yapılan hatalardan birinin yalnızca hayvanın üzerindeki pirelere odaklanmak olduğuna değinen Budak, evin de kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Budak, “Pire sadece hayvanın üzerinde yaşamaz. Yumurtaların ve larvaların önemli bir kısmı halı, koltuk, yatak, parke araları ve hayvanın yattığı bölgelerde bulunabilir. Dişi pire, kan emmeye başladıktan kısa süre sonra yumurta bırakmaya başlayabilir” ifadelerini kullandı.
“Bir pire gördüğünüzde evde yalnızca bir pire olduğunu düşünmeyin”
Evde tek bir pire görülmesinin sorunun yalnızca bundan ibaret olduğu anlamına gelmediğini vurgulayan Budak, pirelerin yaşam döngüsüne dikkat çekti. “Asıl problem burada başlıyor” diyen Budak, “Bir pire gördüğünüzde evde yalnızca bir pire olduğunu düşünmek yanıltıcıdır. Çünkü yumurta, larva ve pupa evin farklı bölgelerinde bulunabilir. Bunun sonucunda sürekli bir pire sirkülasyonu oluşur ve ev içerisinde yaşam alanı oluşturur” dedi. İleri düzey pire istilalarında hayvanlarda yoğun kaşıntı, pire alerjisi, tüy dökülmesi ve dermatit görülebileceğini kaydeden Budak, yavru veya küçük hayvanlarda anemi gelişebileceğini, insanlarda ise pire ısırıklarının ortaya çıkabileceğini söyledi. Budak, yerleşmiş bir pire istilasının tamamen kontrol altına alınmasının aylar sürebileceğini de vurguladı.
İnternetten alınan parazit ilaçlarına dikkat!
Evcil hayvan sahiplerinin internet üzerinden parazit ilacı satın alırken dikkatli olması gerektiğini ifade eden Veteriner Hekim İbrahim Budak, ürünün internetten alınmasının tek başına tehlikeli olmadığını ancak ürünün güvenilirliği ve hayvana uygunluğunun büyük önem taşıdığını söyledi. Budak, özellikle sahte ve kaçak ürünler, yanlış doz kullanımı, kedi ve köpek ilaçlarının birbirine karıştırılması, yanlış yaş veya kilo grubunun tercih edilmesi ve birden fazla parazit ilacının rastgele birlikte kullanılmasının ciddi sorunlara yol açabileceğini ifade etti. “Özellikle permethrin içeren bazı köpek ürünleri kediler için ciddi toksisite oluşturabilir” diyen Budak, bazı genetik özelliklere sahip köpeklerde de belirli ilaçların yüksek dozlarının nörolojik sorunlara yol açabileceğini belirtti. Budak, bazı modern antiparaziter ilaçlarda da nadiren tremor, ataksi ve nöbet gibi nörolojik yan etkilerin bildirildiğini ifade ederek, “İnternette satılıyor, güvenlidir demek doğru olmayacaktır” uyarısında bulundu.
Hayvan sahiplerinin “normal” sandığı belirtiler hastalık habercisi olabilir!
Budak, evcil hayvan sahiplerinin günlük yaşamda normal kabul ettiği bazı davranışların aslında hastalık belirtisi olabileceğine de dikkat çekti. Özellikle yaşlanan hayvanlarda daha fazla uyuma, merdiven çıkmak istememe veya zıplamama gibi davranışların yalnızca yaşlanmaya bağlanmaması gerektiğini belirten Budak, bunların ağrı veya kronik hastalık belirtisi olabileceğini söyledi. Kedilerde iştah azalmasının da “zaten seçici” şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Budak, bunun diş hastalığı, ağrı, bakteriyel veya viral hastalıklar ile gastrointestinal ve metabolik rahatsızlıklarla ilişkili olabileceğini kaydetti.
“Çok su içiyor, hava sıcak” demeyin
Kedinin veya köpeğin normalden fazla su içmesinin de dikkate alınması gereken bir durum olduğunu belirten Budak, “Belirgin susama ve idrar artışı böbrek hastalığı, diyabet veya üriner hastalıkların habercisi olabilir” dedi. Sürekli kötü ağız kokusunun da normal kabul edilmemesi gerektiğini ifade eden Budak, özellikle periodontal hastalık açısından değerlendirme yapılması gerektiğini, bazı sistemik hastalıklarda da ağız kokusunun görülebileceğini söyledi.
“Kediler kusar” düşüncesi yanıltıcı olabilir
Kedilerde zaman zaman görülen kusmanın da her durumda normal kabul edilmemesi gerektiğinin altını çizen Budak, tekrarlayan kusmalara dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Budak, özellikle kusmaya kilo kaybı, iştahsızlık veya halsizliğin eşlik etmesi durumunda veteriner hekime danışılması gerektiğini belirtti. Açıklanamayan kilo kaybının da önemsenmesi gerektiğini ifade eden Budak, bunun parazitlerden viral ve metabolik hastalıklara, özellikle yaşlı hayvanlarda daha ciddi rahatsızlıklara kadar birçok nedeninin bulunabileceğini söyledi.
Sürekli kaşınan köpekte sadece alerji düşünülmemeli
Köpeklerde sürekli kaşıntının da yalnızca alerjiye bağlanmaması gerektiğine değinen Budak, pire, akar, dermatofit, bakteriyel ve mantar enfeksiyonları ile alerjik hastalıkların birbirinden ayırt edilmesi gerektiğini söyledi. Budak, gerekli değerlendirmelerin ardından uygun tedaviye başlanması gerektiğini ifade etti.
Saklanma ve topallama da önemli belirtiler
Kedilerin saklanmayı sevdiği düşüncesinin her durumda doğru olmadığını söyleyen Budak, özellikle daha önce görülmeyen ve sonradan ortaya çıkan davranış değişikliklerinin dikkate alınması gerektiğini belirtti. “Özellikle davranışta yeni ortaya çıkan değişiklikler ağrı veya hastalık belirtisi olabilir” diyen Budak, topallama, hareketten kaçınma veya zıplamama gibi belirtilerin de ağrıya işaret edebileceğini kaydetti. Kedinin sık sık kum kabına girip tuvaletini yapmadan çıkması, kum kabı yerine evin farklı bölgelerine tuvaletini yapması gibi durumların da yalnızca sahibine tepki verme şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Budak, bu davranışların bazı üriner sistem ve gastrointestinal sistem hastalıklarının habercisi olabileceğinin altını çizdi.
Bu belirtilerde “biraz bekleyelim” demek yanlış!
Evcil hayvanlarda bazı belirtilerin acil veteriner değerlendirmesi gerektirdiğini vurgulayan Budak, hayvan sahiplerine özellikle şu belirtileri önemsemeleri çağrısında bulundu:
Nefes almada güçlük, morarma, sürekli kusma veya ishal, belirgin halsizlik, ani davranış değişikliği, idrar yapamama, şiddetli ağrı ve nöbet.
Budak, bu belirtilerin “biraz bekleyelim” denilecek durumlar olmadığını ve hızlı veteriner değerlendirmesi gerektirdiğini belirterek, hayvan sahiplerinin olağan dışı değişiklikleri gözlemlemesinin ve gerektiğinde veteriner hekime başvurmasının büyük önem taşıdığını söyledi.





