Mahalle kuran insan, kendini kurmuş, kendini bir mekanla donatmış, o mekanla taçlandırmıştır. Mahallenin sadece bir mekansal biçim değil, belli bir insan yoğunlaşmasına işaret etmesi, belli bir hayatı temsil etmesi manidardır. Bu noktada mahallenin iki temel kurucu ilkesinin olduğu anlaşılır: mekan ve insan. Mahallenin gelişkin örneğini şehir ortamında bulduğu söylenebilir. Kentsel bir mekanı imleyen mahalle, köy ve kasaba gibi diğer yerleşim birimlerinde de yapısal bir öğedir kuşkusuz. Ancak tüm yönleriyle olgun bir mahallenin kent ortamında var olma imkanı daha fazladır. Gerek mekansal açılımları gerekse hayata şekil verme yönleriyle mahalle, kendi yapısal hususiyetlerine kent ortamında ulaşabilmektedir.

Mahallenin şehrin özü olma yönü, şehir ortamının yoğunluğunda aranmalıdır. Mahalle Mekan ve Hayatın Esrarlı Birlikteliğidir. Kendine kapanan, kendini şehre kapatan mahallenin kısa bir zaman içinde nasıl başkalaştığı, şehir ikliminden ne kadar uzaklaştığı gözlemlenebilir. Bu da mahalle ile şehir ilişkisinin bir zorunluluk olduğunu göstermektedir. Fiziki bir birim olan mahalle belli sınırlar içinde kurulur. Sınırları belli bir mekana karşılık gelen mahalle, bir yerde başlar, bir yerde biter. Sokaklar, caddeler, binalar, dükkanlar, evler, yollar mahallenin yerini belirginleştirir. Ayrıca mahallenin sınırını da çizerler. Kuşkusuz idari bir birim olarak mahallenin sınırları olduğu gibi, kültürel ve toplumsal bir birim olarak mahallenin de sınırları vardır.

Fiziki sınırlarıyla kendini belli bir yere oturtan mahalle, kültürel açıdan da farklı bir yere sahip olur. Bu husus, çoğunlukla bir mahalleden başka bir mahalleye geçiş esnasında sezilir. İnsan yüzleri, binalar, mekan özellikleri, sokak düzeni ve buna bağlı olarak hayat tarzlarındaki değişiklik, sürekli bir sınırı hatırlatır. Mahalle kurmak, ilkin mekanı düzenleme, mekana yeni bir şekil ve ruh verme durumudur. Mahalle, mekandır; gerçek anlamıyla mahallenin var oluş zeminidir mekan. Mekan mahalleyi varlık katına çıkarır. Ev, esasen şehir gibi mahallenin de temel yapı taşıdır. Kent ve mahallenin ilk çağrışımı yerleşme ve ikamettir.

Kişi bir hiçken kendini bir şey sanıyorsa, kendini aldatmış olur. Herkes kendi yaptıklarını denetlesin. O zaman başkasının yaptıklarıyla değil, yalnız kendi yaptıklarıyla övünebilir.