|
|
Çin kralı, kendisi gibi kral olanlara öğütler vererek şöyle yazar: "Ey yüce krallar, eğer rahat etmek, halkınızı iyi yönetmek istiyorsanız, halkınızı Bilgesiz, cahil tutun. Bilgisizlik erdemdir. Bilgili insan çabuk bozulur, üstelik onu yönetmek de zordur. Örneklemek gerekirse, cahil insan boş, bilgili insan dolu bir küpe benzer. Boş küp işinize yarar. İçine turşu, pekmez, su koyarsınız. Oysa dolu küp zaten doludur, hiçbir işinize yaramaz. İnsanlar da tıpkı böyledir..."
Okuyan insanlar karanlıkların ateş böcekleridir. Işık ne denli güçlü olursa karanlığın perdesi o denli çok ve hızlı yırtılır. Bir avuç mülk sahibi öyle bir düzen oluşturur ki, her yer kalın bir sis perdesi ile örtülür. Her yer karanlık, her şey tek renk, yani siyahtır. İnsanlar bir müddet sonra karanlığa alışır. Ve öyle sanılır ki, dünya ezelden beri hep böyledir. Her çocuk bu karanlığa doğar. Denizi görürsün ama maviyi bilemezsin. Ağacı görürsün ama yeşili tanımazsın. Gülü bilirsin ama kırmızıyı duymamışsındır bile.
Bilinç olmazsa eylem körleşir. İnsanlar toplumsal koşulların ürünüdür. Her insan içinde doğduğu, hazır bulduğu toplumsal koşullar tarafından belirlenir. Yine de o toplumsal koşullar hep aynı kalmaz, sürekli değişime uğrar; o toplumsal koşulları değiştiren de insandır. İnsanlar, doğdukları toplumsal koşulları değiştirebilme
Medyada hayat okumak değil seyretmek üzerine kurgulanmış maalesef.
Okumak zor... Bazılarımız kolaycılığın cazibesine kendimizi kaptırarak sürüklenip gidiyoruz. Az bilmek için çok okumak gerekliyken çok bildiğini zannedip hiç okumamak işimize geliyor aslında. Bir tek kitap yazmak için yarım kütüphane okunması gerektiğini söyleyenlere de gülüp geçiyoruz.
İncelemek, düşünmek, yazmak için okunması gerektiğini hepimiz biliyoruz bilmesine de okumuyoruz bir türlü. Dünü kavramak, yarın iyi anlayabilmek, bugün rahat yaşayabilmek için okumaya ihtiyacımız var.
İnsan okumayı ihtiyaç haline getirdiğinde okumanın bir yolunu bulur. Plan, ancak bu andan sonra işe yarar. "Okumak istiyorum, ama nerede akşam orada sabah, bir düzenden yoksunum..."Okumak, günlük hayatımızın vazgeçilmez bir unsuru haline gelmelidir. Okumayan insan, anlatmayan, bilinç taşımayan insandır.Aç bir insana nasıl ve ne zaman yemek istersin diye sorulsa, yüzünüze şaşkınlıkla bakarak 'nerede ve ne zaman bulduysam orada', diyecektir.
Bilmediğimiz bir şeyi öğrenmek için aynı şeyi bizim de yaşamamıza aynı olayın bizim de başımızdan geçmesine gerek yoktur. Bu zaman kaybından başka bir şey değildir. İnsanlar birbirlerinin tecrübesini okuma yolundan paylaşırlar. Bilim, edebiyat, sanat ancak bu sayede bugünkü haline gelmiştir.
Sevgiyle kalın. Ve her şeyden önce birbirinizi candan sevin. Çünkü sevgi birçok kötülüğü örter