Savunma makamının güçlü ve bağımsız kalması adına mesleki sorunlara cesaretle değinen Mersin Barosu Başkan Adayı Avukat Sami Dündar, "Dünyaya bir kez daha gelme imkanım olsa; tereddütsüz yine avukat olurdum" diyerek mesleğini daha yukarılara taşımak amacıyla yola çıktığını ilan etti. Konuşmasına Cumhuriyetin banisi Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmet, minnet ve saygıyla anarak başlayan Dündar, yakın zamanda geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden genç meslektaşını da unutmayarak, "6 Temmuz günü trafik kazasında kaybettiğimiz genç meslektaşım Av. Tuğçe Şen’i rahmetle anıyorum" dedi.
Mersin Barosunun hemen hemen her kurulunda emeği olduğunun altını çizen Dündar, meslektaşlarının konforlu bir çalışma ortamına kavuşması için geçmişte verdiği büyük mücadeleleri hatırlatarak, “Meslektaşlarımızın konforu için inşaat ameleliğim bile var. Şu an toplandığımız bu alanda ve bu adliyenin avukata tahsis ettirdiğimiz tüm alanlarında tırnağımın kanı var. Tahsis aşamasında direngen davranan dönemin başsavcısı ve başsavcı vekilleri ile yaptığım mücadelem var. Görev sürem içerisinde hiçbir zaman dilimi ısırarak konuşmadım, sessiz kalmadım” ifadelerini kullandı.
Avukat yoksullaşıyor ve geleceksizleşiyor
Halkın adalete erişiminde en büyük güvencenin avukatlar olduğunu, savunma güçlü olduğu takdirde adaletin tecelli edebileceğini ifade eden Sami Dündar, mesleğin hızla kan kaybettiğine dikkat çekti. Savunmanın güçlü olabilmesinin ancak avukatın ve baroların güçlendirilmesi ile mümkün olduğunu belirten Dündar, "Mesleğimiz saygınlığını hızla kaybediyor, avukat yoksullaşıyor ve daha da kötüsü geleceksizleşiyor. Bu geleceksizlik en çok da genç meslektaşlarımızı girdabına çekiyor" diyerek mevcut duruma tepkisini dile getirdi.
Genç avukatların sorunları karşısında Barolar Birliği ve mevcut baro yönetimlerinin sessiz kaldığını ileri süren Dündar, sesini yükseltmekten çekinmeyeceğini vurgulayarak, “Genç meslektaşlarımızın sorunları ile ilgili olarak barolarda ve Barolar Birliği’nde etkili bir girişim var mı? Ben göremiyorum. Genç meslektaşlarımızın sistem içerisinde eritildiği, iş alanlarının yok edildiği, derinleşen ekonomik girdap içerisinden çıkamadığı bir gerçektir. Nice umutlarla kurulan avukatlık büroları bir bir kapanıyor. Sözün bittiği yerde durup bekleyecek miyiz? Hayır beklemeyeceğiz, en azından ben beklemeyeceğim. Tek başıma kalsam da meslektaşlarımızın ekonomik sorunlarının çözümü ve iş alanlarının artırılması için var gücümle mücadeleye devam edeceğim” diye konuştu.
Yasayı yaptıracak olan irade biziz
Avukatlık mesleğinin önündeki tüm engellerin kaldırılması için mücadelesini yılmadan sürdüreceğini belirten Dündar, yasal mevzuatların arkasına sığınılarak sorunların geçiştirilmesini kabul etmediğini söyledi. Güçlü bir baro iradesinin Meclis üzerinde de etkili olabileceğini ifade eden Dündar, "Bir hukukçunun, sorun çözümü için 'Yasa gerekli, biz ne yapabiliriz?' yönündeki geçiştirmesini ben kabul etmiyorum, etmeyeceğim de. Yasayı yaptıracak olan irade biziz, çünkü biz avukatız. Gücümüzün farkında olalım. Yasa Meclis'te yapılır; Meclis'in yüzde 30’undan fazlası avukat ve hukukçu. Barolar ve Barolar Birliği cesur olmalı, hareket etmeli, konforunu bozmalı, işaret fişeğini atmalı ve avukatı ekonomik yönden güçlü kılacak ücret tarifesini gerçek anlamda yayınlamalıdır" dedi.
Avukatın emeğini ve sorumluluğunu karşılamayan düşük ücretlerin ivedilikle ortadan kaldırılması gerektiğini savunan Dündar, gerçek ücret tarifesinin yasa ile kayıt altına alınması ve aksine davranışların müeyyideye bağlanması gerektiğini belirtti. Baro seçimlerinde kısır çekişmelerin geride bırakılması çağrısında bulunan Dündar, "Baroların ve TBB’nin genel kurullarında seçilecek iradeler artık kısır çekişmeyi bir kenara itmeli. 'Şucu, bucu' tartışmasını terk edip hiçbir şekilde oy kaygısı gütmeden, cesaretle ve azametle bu sorunların üzerine gitmelidir. Yoksa geleceksizlik girdabı hepimizi yutacak ve yok edecektir" uyarısında bulundu.
Biz yoksak kadın cinayetlerine karşı duran kalmaz
Avukatların ve baroların zayıflatılmasının toplumsal sonuçları olacağına dikkat çeken Dündar, Mersin Barosu avukatlarının üstlendiği tarihi misyonu hatırlattı. Güçlü bir baronun toplumsal davalardaki rolünü vurgulayan Dündar, şunları söyledi:
“Avukat ve barolar yok edildiğinde halkın nefesi kesilir. Çocuk istismarlarında ses çıkaranlar kalmaz, kadın cinayetlerine karşı duran ve müdahale eden kalmaz. Çevre katliamlarının sahipleri ve rantiyeler hiç de rahatsızlık duymaz. Biz yok olursak, hak ihlallerine ses çıkaracak kimse de kalmaz. Çünkü biz Mersin Barosu avukatları, Aydınlanma Devrimi’nin avukatlarıyız. Laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin, Atatürk devrimlerinin avukatlığını yaparız; yok olursak bunu yapamayız. Biz güçlüyüz, kendimizi yok ettirmeyeceğiz. Ülkede Mersin Barosu tek baro kalsa da bu mücadeleyi verecektir. Gençlerimizde umut var edeceğiz, mesleğimizi ve baromuzu hak ettiği yere taşıyacağız”
Kamyoncu Nazım’ın oğluyum, mesleğime borcum var
Kendisini var eden mesleğine büyük bir vefa borcu olduğunu belirterek, adaylık sürecini ve projelerini duygusal bir dille anlatan Dündar, “Kamyoncu Nazım’ın oğluyum ben, evet bu mesleğe borcum var" dedi.
Dündar, ilk başkan adayı olduğu 2024 döneminde Mersin Barosu avukatlarının önemli bir kısmının teveccühü ve yoğun oy desteğiyle karşılaştıklarını hatırlatarak, Meslektaşlarının kendisine "bu işi bırakma" mesajı verdiğini, değişimin zamanının geldiğini ve hatta geçtiğini belirterek iki yıldır çalışma ekibiyle birlikte avukat haklarına ilişkin çalışmaları hiç soğutmadan atölyelerle sürdürdüklerini kaydetti.
Mersin Barosunu fiziki koşullar, teknik olanaklar ve sosyal tesisler bakımından çok daha ileriye taşımayı hedeflediklerini belirten Dündar, projelerini ve baro vizyonunu, “Benzer büyüklükteki barolarımızın büyük sosyal tesisleri var, bizde yok; bunu yapacağız, sözde ve projede kalmayacak. Dosyada vekaleti bulunan meslektaşlarımızdan ayrıca dosya inceleme talebinde bulunulması kabul edilebilir bir uygulama değildir; avukatın mesleki itibarını zedeleyen bu uygulamaları kararlılıkla sona erdireceğiz. Ceza infaz kurumlarındaki çalışma koşullarını yakından takip edecek, özellikle yaz aylarında avukatlarımızın en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığı görüşme ortamlarının iyileştirilmesi için kurumlarla sürekli temas halinde olacağız. Çünkü meslektaşlarımızın onuruna yakışır çalışma koşulları lütuf değil, haktır. Adliye mensupları ile avukatlarımızın daha etkin ve eşitler arasında onurlu bir iş birliği kurmasını sağlayacağız. Baroda meslekiçi ücretsiz gelişim atölyeleri kurarak uzman avukatlığın yolunu biz açacağız. CMK ve adli yardım sistemini düzelterek prosedürleri azaltacağız; angarya yasağına tabi olduğunu düşündüğüm bu sistemde ödenek sorununu çözeceğiz. Gösteri kabilinden değil, sonuç alıcı eylemlerin öncüsü bir baro yaratacağız.
Baronun siyasi partilerin arka ya da ön bahçesi olmasına her zaman karşı duracaklarını ifade eden Dündar, Mersin Adliyesi'nde Adalet Komisyonu, Başsavcılık ve Baro'dan oluşan üçlü bir sac ayağı anlayışını eşitler temelinde yeniden tesis edeceklerini vurguladı. Popülist söylemlerden uzak, genel kurulda verdiği sözleri tutan kurumsal bir baro için aday olduğunu belirten Dündar, "Emekli olsa da esasen emekli olamayan, geçim ve ayakta durma savaşı veren meslek büyüklerimiz için aday oldum. Kim kimin ekibinden demeden bir kadro hareketi başlatmaktır asıl gayem. Bu kadro, tüm Mersin Barosu avukatlarıdır" sözleriyle aktardı.



