Öleceğini bilen tek canlı insanoğlu.
Ama o insan; çaresi olmayan ölümü eninde sonunda yaşayacağını bildiği halde iç sesi, yetişme tarzı, çevresi, eğitim durumu, ekonomik varlığı ya da yokluğu ile bütünleşik her türlü kötülüğü ya da iyiliği yapan bir ölümlü.
İnsanın egosu o kadar güçlü ki yaşamı boyunca her daim paylaşımcı olayım, güzellikler için var gücüm ile çalışayım ilkesini özümsemiş bir insan şekline bürünemiyor!
Varsa yoksa benlik, egoizm arzusu...
Gerçekten hep düşünmekteyim; neden yeryüzü bu kadar adaletsiz, neden birilerinin bir eli yağda bir eli balda iken diğeri yek ekmeğe muhtaç!
Böyle olması yeryüzünde hakkaniyeti hiç bir zaman sağlamaz ki. Her daim kompleksli bir hayat... Birisi hayatında nimetleri çok az görürken, diğeri uçsuz bucaksız bir varsıllığı yaşıyor, yaşamakta. Hem de o paranın nasıl kazanıldığını hiç sorgulamadan.
Mitolojik anlatımlar ve tarih kitapları, güçlünün ve kurnazın her zaman kazandığını anlatıyor!
Evrende eksik olan şey ya da olmayan şey nedir; anlamak güç!
Yazarken,anlatırken, okurken bile anlam güçlüğü çektiğimiz insan!
Hem de öleceğini bilen tek canlı olmasına rağmen...
Hatıralar, hatalar, keşkeler, aşk, sevda kırıntıları, romantizm. Edebiyat, roman şiir, doğanın dayanılmaz hafifliği, küçük mutluluklar, eh bütün bunlar bir öğreti ise neden öleceğini tek bilen insanoğlu birbirini asırlardır yemeye, üzmeye, kullanmaya ve yok etmeye devam ediyor?
Neden; psikolojik sorunlar alabildiğine artıyor? Eşitsizlik neden haksızlık ile içice kader biçimselliğine dönüşüyor?
Bir şeyleri anlatmak, anlamlandırmak bu kadar zor olmasa gerek. Mesela yılda 2.5 trilyon dolar silah ticaretine harcanan para insanın daha mutlu yaşamasına harcansa ya da o kadar çok israf var ki; obez olan kişiler başta olmak üzere bu konuya eğilerek çözümler üretse, dharmanın kendinde olduğunu bilmesi gereken insan!
Ama nafile. Daha çok kazanayım, daha çok şey benim olsun, ben üstün olayım, benim dediklerim hep yapılsın. 'Tüketim çılgını olayım' deyip duruyor!
Hayat kısa; hem bunları biliyoruz hem de süper ego ile içice yaşamaya devam ediyoruz.
Hani atalarımız demiş ya; 'mal da yalan mülkte yalan, var biraz da sen oyalan'
Bu atasözlerine, deyiş ve aforizmalara hiç meyil etmiyoruz ya da böylesi öğretiler işimize gelmiyor! Şimdilerde tüketim çılgınlığı, Vahşi Kapitalizm bize bunları tinsel değerlerden uzak ve yarın öleceğimizden bihaber kötülüklerin anası olduğuna inandığım; paylaşmayı bilmeyen, iyi insan olmayı özümsemeyi unutmuş, bireyler haline gelen, bir şekle dönüşmesi gerçek manada; gelecek adına kaygı verici bir durum... Bundan öleceğini bilen tek canlı insan ders alır mı? Görünen o ki somut olan verilere baktığımızda 'hiç sanmıyorum' demem gerek. Ne Sokrates'i doğru söylüyor diye zehirleyenler ne de 60 milyon insanın ölümüne sebep olan Hitler ve onun gibiler ders almış insanın yeryüzüne geliş amacından...
Bugün olduğu gibi yarın da yine hiçbirimiz öğretilerden ders almadan; durup düşünmeden yaşamaya 'ben, ben, ben' demeye devam edeceğiz. Oysa tırnağına zarar gelmesini istemediğimiz çocuklarımız ve torunlarımız bize ne sitemler ediyor, edecek kim bilir.
Sahi öleceğini bilen tek canlı insanoğlu bu konulara ne zaman 'evet doğru, artık durup düşünmeliyiz' diyerek, çalışmaya ölümlü tek canlı olarak çözüm üretmeye başlayacak?
Sahi ne zaman!