Hayat Pahalılığı Vatandaşı Sobaya Mahkum Etti
Hayat Pahalılığı Vatandaşı Sobaya Mahkum Etti
İçeriği Görüntüle

Türkiye’de obezite yıllar içinde ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşüyor. Uluslararası ve yerel veriler, dünya genelinde ve Türkiye’de obezitenin giderek yaygınlaştığını gösteriyor. Türkiye’de yetişkin nüfusun önemli bir bölümünün obez ya da fazla kilolu olduğu belirtilirken; yetişkinlerin yaklaşık üçte biri obez olarak sınıflandırılıyor.

Obezitenin tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Çevik, "Obezite günümüzde çok yaygın bir hastalıktır ve tek bir nedene bağlı değildir; genetik yatkınlık, çevresel koşullar ve yaşam tarzı faktörlerinin birleşimiyle ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Genetik yapı bazı bireylerde iştah kontrolü, yağ depolama ve enerji harcamasını etkileyebilir. Ancak genetik tek başına belirleyici değildir. Asıl belirleyici olan; yüksek kalorili, işlenmiş gıdalara kolay erişim, hareketsiz yaşam, düzensiz uyku ve stresli yaşam koşullarıdır. Kısacası obezite, bireysel tercihlerden çok yaşadığımız çevrenin bizi yönlendirmesiyle gelişmektedir” dedi.

3768529

Kısa ve uzun vadede ciddi sağlık riskleri

Çevik; Obezitenin vücut üzerinde çok yönlü etkiler yarattığını ifade ederek, “Obezite, zaman içinde neredeyse tüm vücut sistemlerini etkileyen ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Kısa vadede insülin direnci, kan şekeri dengesizlikleri, tansiyon yükselmesi, nefes darlığı ve eklem ağrıları sık görülmektedir. Uzun vadede ise tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, inme ve bazı kanser türlerinin görülme riski belirgin şekilde artar. Özellikle bel çevresinde (abdominal bölge) biriken yağ dokusu, kalp sağlığı açısından en riskli yağlanma türlerinden biridir” diye konuştu.

Psikolojik yük kilo kadar ağır

Obezitenin yalnızca fiziksel değil, güçlü bir psikolojik boyutu da olduğuna değinen Çevik, “Obezite yalnızca fiziksel değil, psikolojik yönü çok güçlü bir hastalıktır. Gözlemlerime dayanarak obez bireylerde sıklıkla özgüven kaybı, beden algısı bozukluğu, sosyal ortamlardan kaçınma, depresyon ve anksiyete belirtileri çok sık görülmektedir. Burada çok önemli bir nokta var: Psikolojik yükün büyük kısmı kilodan değil, toplumdaki kilo damgalamasından kaynaklanıyor. ‘İrade sorunu’ gibi etiketler, bireyleri daha fazla içe kapatıp duygusal yeme döngüsünü tetikleyebiliyor” ifadelerini kullandı.

3323960

Tek tip diyet yok, kişiye özel yaklaşım şart

Obezite tedavisinde tek tip diyet listelerinin yanlış olduğunu belirten Çevik, “Obezite tedavisinde tek tip diyet listeleri doğru değildir. Öncelikle kişinin sağlık durumu, kan değerleri, günlük yaşam temposu, uyku düzeni ve yeme alışkanlıkları değerlendirilir. Kişiyi tanımak yaşam şeklini belirlemek esastır. Amaç sadece kilo vermek değil; kas kaybı yaşamadan, sürdürülebilir bir şekilde yağ kaybı sağlamak olmalıdır. Beslenme planı mutlaka davranış değişikliği, uyku düzeni ve fiziksel aktivite ile birlikte ele alınmalıdır. Ben bu süreci çok önemsiyorum. Benim için kişide doğru beslenme ve yaşam tarzı değişikliği oluşturmak, sürdürmek çok önemli” dedi.

Obeziteyle mücadele toplumsal bir sorumluluk

Obeziteyle mücadelenin yalnızca bireye yüklenemeyeceğini vurgulayan Çevik, Obeziteyle mücadele yalnızca bireyin sorumluluğu değildir. Okullarda sağlıklı kantin uygulamaları, hareketli ders araları ve beslenme eğitimi çok önemlidir. İş yerlerinde sağlıklı yemek seçenekleri, hareketsizliği azaltan düzenlemeler ve stres yönetimi desteklenmelidir. Toplum genelinde ise yürüyüş alanları, parklar ve sağlıklı besini ulaşılabilir kılan politikalar ön plana çıkmalıdır” şeklinde konuştu.

En büyük yanlış: İrade eksikliği algısı

Çevik; Obezite hakkında en sık yapılan yanlışın, bu hastalığın irade eksikliği olarak görülmesi olduğunu söyleyerek, En büyük yanlış, obezitenin irade eksikliği olarak görülmesidir. Bir diğer yanlış ise hızlı kilo verdiren her yöntemin doğru sanılmasıdır. Üzgünüm ki günümüzde bu yöntemlere rağbet çok fazla. Hızlı kilo kaybı çoğu zaman kas kaybı ve geri kilo alımıyla sonuçlanır. Obezite; suçlanarak değil, bilimsel ve destekleyici yaklaşımlarla yönetilmesi gereken bir hastalıktır” diye konuştu.

Sosyal medya diyetlerine uyarı

Sosyal medyada popüler olan diyetlerin kısa vadede kilo kaybı sağlayabildiğini ancak çoğunun bilimsel temelden yoksun olduğunu belirten Çevik, Sosyal medyada popüler olan birçok diyet kısa vadede kilo kaybı sağlayabilir. Ama bu benim tercih ettiğim bir yöntem değil. Çoğu bilimsel temelden yoksun, aşırı kısıtlayıcı ve sürdürülemez olduğu için uzun vadede başarısız olur. Bazı bireylerde vitamin-mineral eksiklikleri ve yeme bozukluklarına bile yol açabilir. Doğru olan; sosyal medyaya değil, kişiye özel ve bilimsel beslenme planlarına güvenmektir” diyerek uyarılarda bulundu.

Muhabir: Cansu Aydın