Eski bir Türk içkisi olarak kımız, bugün için Türkiye, Azerbaycan gibi ülkelerde değerini yitirmiş olsa da, Kazakistan, Kırgızistan gibi bize daha uzak olan Türk yurtlarında gözde içkilerdendir. At sütünden elde edilen bu içki, eskiden daha değerliydi. Ülkeye gelen elçilere sunulur, büyük toplantılara bununla son verilirdi. Ant içme diye kullandığımız deyim kökü de kımız ile ilişkilidir. Eskiler, söz bağlarken ant içme töreni yaparlardı. Bu törende, karşılıklı söz veren kişiler, içine kımız koyulmuş kaba, kanlarından damlatır sonra da sırayla içerlerdi. Kan damlatılmış kımız karışımına ant denirdi, dolayısıyla törenin adı olan ant içme buradan gelir. Bununla birlikte, antlaşma dediğimiz kavram da, yine bu kökene dayanmaktadır. Andını yerine getirmeyen kişinin kanının akması gerekirdi. Kan bundan dolayı önemliydi. Bu makalem sadece ant içmekle ilgili değil, boş yere konuşmak ve sözlerimizde ki dürüstlük konusu ile de ilgili olacaktır.
Kültürümüzde de Ant önemli bir yer taşıyor. Bazı resmi yeminlerde var, her sabah okullarda söylenen bir ant var mesela, "Türküm, doğruyum, çalışkanım,
İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene! Askerlikte ki yemin töreni, vardır birçoğumuz biliriz bunu. Hukuktaki antlar ve tıp dilinde kullanılan Hipokrat yemini gibi. Söylediğiniz sözü antla, size ait olan tüm gerçekle tasdikliyorsunuz, böylelikle bir hata yaparsanız, utanılacak bir durumda kalmayı kabul ediyorsunuz, bunula beraber cezayı hak ettiğinizde söylemiş oluyorsunuz. Doktorlar ahlaki bir şekilde doktorluk yapacaklarına yemin ederler. Bu yemin tıbbın babası olarak anılan Hekim Hipokrat zamanından gelir. Ama ant artık yerini yazılı sözleşmelere bırakmıştır çünkü yalan söyleyenler arttıkça sözle verilen antlaşmalar geçerliliğini kaybetmiştir. Bizde çocukken yapardık, ant içerdik ama parmaklarını belinin arkasında çapraz yaparsan kabul edilmezdi, ant geçersiz olurdu. Kan kardeşliği vardı üye olmak için kanını akıtırdın, çocuk kafamızla ne gibi hastalıklara yol açacağını bilmezdik. Saçma sapan kurallarla, ant içme konusunu ayaklar altına serdik. Ahlak Bilgisi öğretmenim şöyle derdi, 'insanlar hemen vallahi billah der 'ama yüreklerinde gerçekten yemin etmezler' diye. Peki, gerçekten bu kelimeyi yüreğimizde değil ama ağızımızda kullandığımızda yemin etmemiş mi oluyoruz. Ağızımızdan çıkan söz yüreğimizden gelir, öncelikle yüreğimize dikkat etmeliyiz. Sevgiyle kalın. Ve geçeği bilin ki özgür olasınız.