Macaristan’da başladığı tıp eğitimini, babasının ani vefatı üzerine KKTC’de tamamlamak zorunda kalan Dr. Merve Sema Yılmaz, elindeki uluslararası çalışma imkanlarına rağmen ülkesine dönmeyi seçerek ilham veren bir fedakarlık öyküsüne imza attı. Mavi diploma sahibi olmasına karşın yurt dışı yerine Türkiye’de kalmayı tercih eden Yılmaz, meslek hayatına en zorlu sınav alanlarından biri olan deprem bölgesi Hatay’da başladı.
Konteynerden Mersin Üniversitesine uzanan hekimlik yolculuğu
Hatay’da görev yaptığı süre boyunca konteynerde kalarak depremzedelerin acılarına ortak olan ve halkın yaralarını sarmak için gece gündüz çalışan genç hekim, buradaki zorlu sürecin ardından Mersin Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimine başladı. Doktorluk mesleğini seçerken asıl hayalinin kadın doğum uzmanlığı olduğunu belirten Dr. Merve Sema Yılmaz, "Baktım ki tedavi sürecinde özellikle cerrahi mücadeleye kıyamam, çocukları çok sevdiğimden Çocuk Sağlığı bölümünü seçtim. Hatay’da görev yaptıktan sonra Mersin Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümü geldi. Çocuklarla iç içe severek görevimi yapıyorum. Biraz da çocuk ruhlu olduğumdan gerek tedavinin başarısı gerekse moral açısından tam kişiliğimi yansıtan bir birim olduğunu düşünüyorum. Onlara hediyeler alıyorum. Yeri geliyor şakalaşıyoruz yeri geliyor şarkı söylüyoruz. Güzel bir ortamda tedavi olmaları için tüm gücümle çalışıyorum" dedi.
Akademik zorlukları azimle aştı
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesindeki ilk günlerinde çok büyük bir heyecan yaşadığını anlatan Dr. Yılmaz, "Aslında göreve başladığımda ilk gün gittiğimde çok heyecanlıydım. Yeni bir hayata atılıyorum, yeni bir maceranın içine atılıyorum diye çok mutluydum. Ama Mersin Üniversitesi biraz çok planlı, programlı, sistematik; doçentler, profesörler çok ağırlıklı olduğu için hani biraz ağır geldi. Ama zamanla gitgide kendimi, azimli biri olduğum için eğitimime adadım. Eve gelince bile ders çalışarak açıklarımı kapatmaya çalıştım. Bilmesem öğrendim, hocalarıma sordum. Kendimden bir şeyler katarak, özveriyle çalışarak sabahları da erken kalkarak başarmaya yakınım" diyerek akademideki azmini paylaştı.
"Ben de hâlâ iğneden korkuyorum"
Minik hastalarının canının acımaması için her detayla bizzat ilgilenen genç hekim, parmakları sürekli delinen şeker hastası bir çocuk için hastane hastane gezerek sensörlü ölçüm cihazı bulacak kadar mesleğine büyük bir empatiyle yaklaşıyor. Kendisinin de hala iğneden korktuğunu esprili bir dille anlatan Yılmaz, "Çocukları şöyle yani, ben de çocuk ruhlu olunca onları anlamaya çalışıyorum. Tabii ki de ben de iğneden korkuyorum. Ben de serum falan yaparken öbür tarafa bakıyorum diyorum. Onların anlaması için mesela, şeker günlük saatlik şekeri bakılacak bir hastam vardı, sürekli parmakları delik deşik olduğu için gidip sensörlü kan şekeri ölçüm cihazı arayan bulan benim. Kızın parmakları delik ağlayarak kan şekeri baktırıyorduk. Çözüm bulmaya çalışıyoruz. En az acıyla, en az nasıl acıtmadan, en az zararla verebilecek şeyleri yapıyoruz. Bir hastayı geri getirdiğinizde, bir çocuk sağlıklara kavuştuğu zaman çok mutlu oluyoruz. Bunun için mücadele ediyorsunuz" ifadelerini kullandı.
"Çocuk doktorunun hassas bir yüreği olmalı"
Hastanede yatan çocukların sıkılmaması için palyaçolu etkinlikler ve organizasyonlar düzenleyen Yıldız, çocuk hekimlerinin hassas bir yüreğe sahip olması gerektiğini savunuyor. Kateter takarken bile derin bir hassasiyet güttüğünü belirten fedakar doktor, "Genelde, çok çocuğun bana ihtiyacı var diye düşünerekten o kateteri dikiyorum. Canım acıyor, benim de çocuğun canı acıyor tabii ki. Uyuşturmaya çalışıyoruz ama uyuştururken de acıyor canı. En az acıyla hissederek yapıyorum. O çocuğu hissetmeden olmuyor. 'Aman yapayım, keseyim, edeyim' olarak olmuyor. Hassas bünyesi olması lazım çocuk doktorlarının. Bu çocukların gülüşü, teşekkür edişi, mutlu oluşu zaten en büyük destek bize. En büyük moral kaynağı. Onların sağlığına kavuşması, ailelerin mutlu olması, rahatlaması, çocuklarımızın huzurlu hissetmesi en büyük moral destek kaynağı" dedi.
"Hayat sevmeden çekilmez"
Gelecekte tıp eğitimi almak isteyen gençlere de önemli tavsiyelerde bulunan Dr. Merve Sema Yılmaz, "Gençlere ilgi alanlarını seçsinler diyorum. Ne seviyorlarsa onu yapsınlar, ona yönlensinler. Çünkü meslek sevmeden yapılmaz, hayat sevmeden çekilmez yani. Çok zor bir sürece kendilerini hazırlamaları gerekiyor. Sınava hazırlanma süreci çok zor, çok ağır, çok çalışmak zor. Zor ama başarmanın gururu her şeyden güzel Bu zorlu ama gururlu yolda kendisine destek veren hocaları Prof. Dr. Selma Ünal, Prof. Dr. Yusuf Usta ve tüm Mersin Üniversitesi Çocuk Sağlığı ekibine teşekkür ederim" dedi.





