Toroslar Belediyesi Temmuz Ayı 1. Meclisi gergin tartışmaların arkasından sona erdi. Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız ve meclisteki muhalif üyelerin sık sık karşı karşıya geldiği meclis toplantısında ilk tartışma Mersin Mizah Günleri kapsamında Toroslar Belediyesi tarafından verilen 120 bin lira desteğin görüşülmesinde yaşandı.

05.06 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilecek olan İçel Sanat Kulübü 5. Mizah Günleri etkinlikleri için Belediyemiz bütçesinden 120 bin TL maddi destek sağlanmasının kabulüne komisyonlar tarafından katılanların oy çokluğu ile karar verildiği bilgisi verilirken Yakup Bozan, Cesim Aslan, Mehmet Metin Demir’in Muhalefet şerhi bulunduğu da aktarıldı. Şerh nedenleri hakkında bilgi veren Ak Partili Mehmet Emin Tunçaz, “Daha evvelde bu konu gündeme geldiğinde sunmuş bulduğumuz yazılı muhalefet şerhimizi sunduk. Biz mevzuata uygun olmadığı düşüncesiyle muhalefet şerhi koyuyoruz” dedi.

Daha sonra söz alan Ak Partili Mehmet Özkan’ın bir çalışanın işten çıkarılması nedeniyle yaptığı konuşma ise meclisin tamamen gerilmesine neden oldu. Özkan belediye çalışanı olan bir akrabasının işten çıkarılması sonrası çalışanın nedenini araştırması üzerine kendisine ‘Mehmet Özkan’a sor’ denildiğini iddia eden Özkan, söz konusu olayda komisyonda yürttüğü titiz ve ilkeli çalışmanın rahatsızlık yarattığını iddia etti. Yıldız’ın belediyenin hukuk birimlerini göreve çağırarak suç duyurusunda bulacağını ifade ederek sık sık Özkan’ın sözünü kesmesi ise gerginliğin tırmanmasına yol açtı.

Tarafların seslerini yükselmesi üzerine salonda hareketler yaşanması sonrası Yıldız meclisi kapattığını söyleyerek, toplantıyı bitirdi.

Mehmet Özkan-1

İşte büyük gerginliğe neden olan o tartışma:

Mehmet Özkan: “Kurban Bayramı tatilinden bir gün önce, yaklaşık 4 yıldır belediyemizde görev yapan bir kadın personelin kendisine önceden herhangi bir bilgilendirme yapılmadan tazminatsız şekilde iş akdinin feshedildiğini öğrendik. Evet, bu personel benim akrabam. Ancak altını özellikle çiziyorum; bu, belediyede benden daha eski bir çalışandır. Şimdi konunun benimle olan akrabalık bağı üzerinden değerlendirilmesini doğru bulmuyorum. Eğer personel arkadaşımızın işten çıkışına burada gelip itiraz ettiysem, 'haksız yere çıkarmalar yapmadım' dediysem, bu bütün personel arkadaşlarımız için geçerli. Sadece benim akrabam işten çıkmadı bu belediyede. 1.000 küsurdu, belki 150 kişi kaldı; 800'ün üzerinde çıkan olduğu bahsediliyor. Yani konu yanlış yere çekilmesin. Ama mesele şu: Belediye çalışanının hangi gerekçeyle bu işten çıkarıldığı... Daha da düşündürücü olan bir husus var başkanım. Burayı lütfen iyi dinleyelim. İşten çıkarılma sebebini öğrenmek için aracılarla vesaire müdürlükle görüşmeye gidiyor bu arkadaşlar. Artık sizinle görüşebilen, sizinle değil —şahsınızdan bahsetmiyorum, müdürlüklerden, sizin personellerinizden bahsediyorum— bu kişilerle görüşmeye gidiyorlar, irtibat kuruyorlar. Neden çıkarıldıklarını soruyorlar ve aldıkları cevap şu: 'Mehmet Özkan'a sorun, o bilir.' Benzeri bir cevap alınıyor. Ben şimdi bu cevap için bunu konuşuyorum. Madem bu konu bana yönlendirildi, ben de buradan açıklayayım. Bu selam bana verildi, ben de buradan açıklayayım. Bu arkadaşların asıl rahatsızlığı ve hatta karın ağrıları, denetim komisyonunda yürüttüğümüz titiz ve ilkeli çalışmadır. Muhalefet şerhimizi açıklamadan önce günlerce komisyon odasına gelip gidenler, sonucu büyük bir merakla takip edenler, hazırladığımız şerhi geri çekmemiz için son anına kadar çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır.”

Kıratlı: “Mersin’in kronik sorunları masaya yatırıldı”
Kıratlı: “Mersin’in kronik sorunları masaya yatırıldı”
İçeriği Görüntüle

Abdurrahman Yıldız: “Ben bunu anlatmaktan icap duyarım. Ama bana açıkça o odada bilen arkadaşlar da vardır. Herkesin kendi vicdanına bırakıyorum. Buradan bana, 'Mehmet Bey, bundan sonra beton alımlarını sizin dediğiniz yerden yapalım. Uygunluğu siz bilirsiniz' (denildi). Suç işliyorsunuz.”

Mehmet Özkan: "Bakın bunların hepsi... Dava edin beni. Dava edin beni. Tamam, beni dava edin. Beni dava edin."

Abdurrahman Yıldız: "Hayır, burada iftira atıyorsunuz."

Mehmet Özkan: "Sayın başkanım, sözümü kesmeyin. Cevap ver..."

Abdurrahman Yıldız: "Arkadaşlar, siz belediyemizin hukuk birimi, bunu izliyor musunuz? Bu payı yarın savcılığa vermezseniz iki elim yakanızda. Bugün, bugün iftira bu; bu bir iftira, bu bir iftira!"

Mehmet Özkan: "Sayın başkanım böyle bir şey yapmayın. Benim sözümü niye kesiyorsunuz ya?"

Abdurrahman Yıldız: "Sizi uyarmak için. Ben bu meclisi yönetiyorum arkadaşım. Bu mecliste ben kimseye iftira attırmam. Hiçbir mesai arkadaşıma iftira attırmam."

Mehmet Özkan: "Yalan söyleyeyim, yalan söyleyeyim... Bir kere işçilerin hakkını, emeğini... Yalan söyleyeyim, sizsiniz yalan söyleyen. Demek ki bundan haberiniz var. Demek..."

Abdurrahman Yıldız: "Benim hiçbir haberim yok."

Mehmet Özkan: "...bana böyle selam yollayamazsınız. Ben yalanın dolanın peşinde olmam. Siz bana böyle selam yollayamazsınız. Siyasetin de bir onuru var. Kusura bakmayın. Siz yapmadıysanız o yanınızdakiler yaptı."

Abdurrahman Yıldız: "Böyle... Bakın, hiç kimse kimseye mecliste iftira atamaz, yalan söylemez. Böyle bir şey olabilir mi?"

Mehmet Özkan: "Sayın Başkan, siyasetin bir onuru var, haysiyeti var."

Abdurrahman Yıldız: "Tamam. Tamam. Bitir, yok. Bitir konuşmayı. Tamam. Sözünü bitirdim. Söz vermiyorum. Kapatıyorum. Sözünü bitirdim. Mehmet Bey, daha fazla suç işlemenize izin vermem. Mehmet Bey, daha fazla suç işlemenize, meclisi de bu suça ortak etmenize izin vermem. Susun lütfen. Susun. Bu hırçınlıktan da vazgeçin. Bakın, bu ne ya? Şu mecliste iftira atmadığınız adam kalmadı. Şu belediyede iftira etmediğiniz müdür kalmadı. Şu belediyede iftira etmediğiniz başkan yardımcısı kalmadı. Yeter! Bu nasıl bir tarz ya? Bu nasıl bir tarz ya? Sen git, sen git önce, sen git önce şu polise teslim ettiğin faturaların hesabını ver. O polise verdiğin faturaları, teslim ettiğin faturaları söyleyeceğim. Sus, sus. Sus. Suçluluk muçluluk yok. Bu memlekette, bu memlekette senin... Ben hiç kimseye selam göndermem, selam da vermem. Böyle bir şey yok. Arkadaşlar bunu da kayda alın. Ben Mehmet Özkan'a selam melam göndermedim. Bunu da kayda alın. Bu da savcılığa gitsin. Ben de buradan suç duyurusunda bulunuyorum. Böyle bir terbiyesizlik olabilir mi ya? Ben ne sana selam göndereceğim? Sen kimsin? Sen, sen kimsin? Sen kimsin? Kimsin sen, ben sana selam? Otur. Otur. Otur. Otur. Terbiyesiz adam. Sus. Sus. Sus. Sus. Sus. Sus. Otur. Arkadaşlar, meclis toplantımız sona ermiştir. Meclisi kapatıyorum. Ağustos ayı, Eylül ayı meclis toplantısında görüşmek üzere."

Muhabir: Seyrani Solugan