Mersin'de bir grup gazeteci, yazar ve akademisyen, bilinen tarih tezlerinin aksine Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı mücadelesinin başladığı yer olarak nitelendirilen Başnalar Kalesi'nin tarihi öneminin tescil edilmesi ve turizme kazandırılması için kapsamlı bir bürokratik çalışma başlattı. Kent merkezine 13 kilometre uzaklıkta, denizden 700 metre yükseklikte yer alan antik kalenin hak ettiği değeri görmesi amacıyla bir araya gelen Erçel Platformu üyeleri, bölgede çevre düzenlemesi yapılmadığı ve güvenlik riskleri barındırdığı gerekçesiyle resmi etkinlik izni alamamasının ardından harekete geçti. Aralarında Mersin Yazarlar Derneği Başkanı Rüştü Aydın, Erçel Platformundan Ahmet Ata ve Hüdaverdi Yüksel'in de bulunduğu heyet, Mersin Büyükşehir Belediyesi, Yenişehir Kaymakamlığı, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İçel Sanat Kulübü ve Mersin Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ümit Aydınoğlu'nu ziyaret ederek destek aradı.

Hazırladıkları dosyayı kurumlara sunarak destek bulmaya çalışıyorlar
Heyetin akademisyenler ve yerel yönetim birimleriyle gerçekleştirdiği bilgi paylaşımlarının ardından, kalenin çevresindeki yaban otlarının temizlenmesi, ulaşım yollarının yapılması ve yıpranan kale duvarları ile Türk bayrağının yenilenmesi talepleri resmi kurumlara dosya halinde sunuldu. Tarihçiler ve kent dinamikleri, halkın kendi imkanlarıyla düzenli bir orduyu mağlup ettiği bu simge mekanın acilen koruma altına alınması ve milli mücadele tarihi tescil sürecinin hızlandırılması konusunda mutabık kaldı.

"Başnalar Kalesi var ve ziyarete açılmalı"
Başnalar Kalesi'nin unutulmaya yüz tutmuş bir kahramanlık destanı barındırdığını vurgulayan Mersin Yazarlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Rüştü Aydın, yaptığı bilgilendirmede Banalar kalesinin ve burada yaşanan zaferin önemine dikkat çekrek, “Milli mücadelede ve Mersin'in kurtuluşunda şehit olmuş atalarımızı anmamız, bu ruhu canlı tutmamız için mücadele ediyoruz. 17 Mart Başnalar Zaferi'nin yıldönümünde, iki gün süren savaşta Kuvay-ı Milliye güçlerimiz Fransız ordusuna ait birliği yenerek kurtuluşa ilk adımı atmıştı. Fransız işgalcilerin Ermenilerle birlik olup halkımıza zulmetmesi üzerine evlerini bırakan Mersinliler, bu zafer öncesinde işgal ordusunu her cephede bozguna uğratmaya adeta yemin etmişlerdi. Biz Mersin Yazarlar Derneği olarak bu kahramanlık destanını gün ışığına çıkarmak ve kalenin restore edilmesi için yetkililerin dikkatini çekmek istiyoruz. Başna Kale duvarları yıpranmış, yenilensin. Orada asılı duran Türk Bayrağı iyi görünmüyor, yenilensin. Yerli ve yabancı turistlerin kolayca ziyaret edebilmesi için yollar yok, yapılsın. Kale yüksek bir tepede ve etrafı yaban otları ile çalılıklarla çevrilmiş, yaya olarak çıkılamıyor, düzenleme yapılsın. Bu isteklerimiz zor değildir. Başnalar, bir kale olmanın ötesinde Türk milletinin zaferinin başlangıcı, kurtuluşa atılan ilk imzadır. İlgili kurumları duyarlı olmaya davet ediyor; artık Başnalar Kalesi var ve ziyarete açılmalı diyoruz” diye konuştu.

Tarih yazan direnişin ilk adımları
Henüz düzenli askeri müfrezelerin bile kurulmadığı bir dönemde, Fransız ve Ermeni işgal birliklerinin baskı ve zulmünden kaçarak dağlara sığınan Mersin halkının, kısıtlı imkanlarla 16-17 Mart tarihlerinde gerçekleştirdiği direniş, Türk milletinin uyanışını hızlandıran ilk büyük başarı olarak kabul ediliyor. Erçel ve çevre köylerden gelen vatandaşların katılımıyla mevcudu kısa sürede 30 kişiden 150 kişiye ulaşan yerel direnişçiler, Başnalar Savaşı olarak tarihe geçen çatışmada düzenli Fransız ordusunu bozguna uğratmayı başardı. Fransız birliklerinin 23 ölü ve çok sayıda yaralı vererek geri çekilmek zorunda kaldığı bu tarihi zafer, bölgedeki Kuvay-ı Milliye hareketine can suyu olurken, daha sonraki süreçte kazanılan Karboğazı Zaferi ve 3 Ocak 1922'de Mersin'in tamamen düşman işgalinden kurtarılmasına giden yolu açan ilk stratejik adım oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bu bölgeyi ulusal bir politika haline getirmesi gerektiğini savunan platform üyeleri, düzenli orduya karşı halkın gösterdiği bu eşsiz direniş ruhunun gelecek nesillere aktarılmasını hedefliyor.




