Türkiye’de 18 yaş üstü her 3 kişiden birinde görülen ve çoğunlukla belirti vermeden ilerlediği için "sessiz katil" olarak adlandırılan yüksek tansiyon, hayati organlar üzerinde kalıcı hasarlar bırakmaya devam ediyor. Kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarının temel nedenleri arasında yer alan hipertansiyon hastalarının yaklaşık yarısı ise durumun farkında bile olmadan yaşamını sürdürüyor.

Kanın damar duvarına yaptığı basınç olarak tanımlanan tansiyonda, büyük değerin 140 mmHg, küçük değerin ise 90 mmHg üzerinde olması yüksek tansiyon tanısı için yeterli kabul ediliyor. Baş ağrısı, ensede ağrı, burun kanaması, yorgunluk ve çarpıntı gibi belirtilerle kendini gösterebilen hastalık, vakaların büyük bir kısmında ise hiçbir sinyal vermeden sinsi bir şekilde ilerliyor.

Mersin'de ücretsiz bisiklet eğitimlerine kadınlardan yoğun ilgi
Mersin'de ücretsiz bisiklet eğitimlerine kadınlardan yoğun ilgi
İçeriği Görüntüle

Yaşam tarzı ve genetik faktörler başı çekiyor

Uzmanlar yüksek tansiyonun ortaya çıkmasındaki temel nedenleri üç ana grupta topluyor. İlk sırada aşırı tuz tüketimi, hareketsizlik, obezite, sigara, alkol kullanımı ve yoğun stres gibi yaşam tarzı faktörleri yer alıyor. İkinci sırada genetik yatkınlık ve 40 yaş sonrası artan risk bulunurken, üçüncü sırada ise şeker ve böbrek hastalıkları gibi kronik rahatsızlıklar geliyor.

Sinsi ilerleyen bu tablo karşısında en güvenilir teşhis yönteminin düzenli ölçüm olduğunu vurgulayan uzmanlar; sabah ve akşam aynı saatlerde, 5 dakika dinlendikten sonra yapılan ev ölçümlerinin önemine dikkat çekiyor.

"10 yıl sonra bedeli kalp ve damar hastalıklarıyla ödeniyor"

Konuyla ilgili kritik uyarılarda bulunan Mersin Özel İMC Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Gür, hastalığın sıklıkla tesadüfen tespit edildiğini belirterek, “Hastalar yıllarca baş ağrısı, çarpıntı, halsizlik gibi şikayetleri önemsemeden yaşıyor. Oysa 140/90 mmHg üzeri değerler damarlarımızda her gün küçük hasarlar oluşturur. 10 yıl sonra bunun bedelini kalp ve damar hastalıklarıyla ödüyoruz. Özellikle Türk mutfağında tuz tüketimi çok yüksek; günlük kullanım bir çay kaşığını geçmemelidir. Bir de evde ölçüm yapmayan hastalarımız çok fazla. Tansiyon yalnızca hastanede ölçülmez. Sabah ve akşam 5 dakika dinlendikten sonra en az 3 gün, en ideali ise 7 gün üst üste yapılan ölçümler altın standarttır” dedi.

"İlk üç ay yaşam tarzı değişikliği şart"

Hipertansiyon tedavisinin yalnızca ilaç kullanımından ibaret olmadığını dile getiren Prof. Dr. Gür, yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesinin tedavi sürecindeki rolünü ise, “İlk üç ay yaşam tarzı değişikliği şarttır. Haftada 150 dakika yürüyüş yapmak, Akdeniz tipi beslenmek, kilo vermek ve sigarayı bırakmak birçok hastada ilaca gerek kalmadan tansiyonu normale getirebiliyor. Ancak ilaca başlandıysa kesinlikle doktor bilgisi dışında bırakılmamalıdır. İlacın ani kesilmesi felç riskini ciddi şekilde artırır. 18 yaşından sonra herkes yılda en az bir kez tansiyonunu ölçtürmelidir. Ailede hipertansiyon öyküsü varsa bu süre 6 ayda bire düşmelidir. Erken tanı ve küçük bir önlem, yıllarca sağlıklı bir yaşam demektir” sözleriyle anlattı.

Muhabir: Şeyma Sıla Tanrıbuyurdu